Dil, insanın aynasıdır derler. Hangi mecrada, hangi koltukta olursanız olun, ağzınızdan çıkan her kelime aslında kendi içinizin, zihniyetinizin ve kalitenizin dışa vurumudur. Hele ki mevzu bahis siyaset ve halkın iradesini temsil eden makamlar olduğunda, kullanılan dil sadece muhatabını bağlamaz; toplumsal nezaketimizi de demokratik kültürümüzü de doğrudan şekillendirir.
Ne yazık ki son dönemde siyasette eleştiri sınırlarını aşan, muhatabını küçük düşürmeyi amaçlayan imalı ve yıpratıcı bir üslup sıkça karşımıza çıkıyor. Oysa hakaret, küfür ya da çiğ imalar içeren her cümle, aslında söyleyenin kendi iç dünyasındaki karmaşanın dışa vurumundan başka bir şey değildir. Ne güzel söylemiş Mevlana:
"Kalp bir denizdir, dil ise kıyı. Denizde ne varsa kıyıya o vurur."
Yani insan, tam da kelimeleri seçtiği, konuştuğu kadardır.
BUGÜNÜN "ABLASI", YARININ "MUHALİFİ"
Siyaset rüzgârlı bir yoldur. Bugün omuz omuza "abi, abla, kardeş" diye yürüyenlerin, yarın çıkarlar ve şartlar değiştiğinde en azılı muhalifler haline geldiğini bu topraklarda çok gördük. Zaman müttefiki de rakibi de çabuk değiştirir. İşte tam da bu yüzden, o koltuklarda otururken ağızdan çıkan lafa iki kez dikkat etmek gerekir.
Gün gelir, o sert sözler döner dolaşır, değişen dengelerde sahibinin önüne birer engel olarak dikilir. Anadolu'da boşuna dememişler: "Ben lafa bakmam, lafı söyleyen adam mı ona bakarım" diye. Siyasette kalıcı olmak isteyen, üslubunu ve duruşunu bozmamak zorundadır.
Ancak kişileri doğrudan hedef almak yerine, küçük düşürücü çağrışımlarla arkadan dolanmak, masadaki netliği ve samimiyeti zedeler.

MERKEZEFENDİ’DEKİ "İSİMSİZ" MESAJLAR VE GÜÇ DENGESİ
Geçtiğimiz günlerde CHP Merkezefendi yöneticileri ve yönetime yakın bazı isimlerin sosyal medyada paylaştığı görsel, malumun ilanı oldu. Paylaşımda isimler açıkça telaffuz edilmese de hedefin Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca olduğu siyaset kulislerinde net bir şekilde okundu. Bu durum, uzun süredir içten içe süren mücadelenin artık saklanamaz hale gelip ayyuka çıkmasından başka bir şey değil.
Peki, bu imalı paylaşımların arkasındaki neden ne?
Fotoğrafı doğru okumak gerekir: Kurulacağı konuşulan yeni parti senaryolarında saflar şimdiden tutuluyor. Belli ki kurulacak yeni siyasi denklemde Şeniz Doğan’ı oyunun dışında tutmak, yeni partinin dışına itmek istiyorlar. Belki Başkan Doğan da yeni denklemde olmak ya da olmamak konusunda henüz bir tercih yapmamış olabilir. Bu tabii ki kurgunun bir numaralı nedeni.
Ama kim ne derse desin, bu benim fikrim; Şeniz Doğan’ın siyasette kolay kolay kimseye nasip olmayacak bir şahsi oyu var. Şahsi oy potansiyeli, genellikle kolay kolay kimsenin elde edemeyeceği bir hazinedir.
Onun adeta "çeyiz sandığıdır." Ve bunu en iyi, meydanların tozunu yutmuş kurt siyasetçiler bilir. Konjonktür değişebilir, partiler kurulabilir ya da kadrolar yenilenebilir. Ama çeyiz sandığı, düğün nereye kurulursa orada kalır. Yunus Emre ne güzel söylemiş:
"Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı,
Söz ola ağulu aşı yağ ile bal ede bir söz."
Benden bu kadar...