Denizli’nin gelecekteki trafik krizini bugünden görmek ve "Ulaşım Ana Planı" hazırlamak takdire şayandır. Ancak ayakları yere basmayan, bütçe kaynağı netleşmemiş ve topoğrafik engelleri nasıl aşacağı izah edilmemiş 21 kilometrelik bir tramvay vaadi, şimdilik şehir efsanesi olmaktan öteye geçemiyor.

Denizli Büyükşehir Belediye Meclisinin ağustos ayı oturumunda Ulaşım Ana Planı (DUAP) masaya yatırıldı. Masaya konan veriler ürkütücü: Kişi başına düşen otomobil sayısında Türkiye 6’ncısı olan Denizli’de 2040’a varmadan şehir trafiği, Üçgen’den başlayıp tüm kılcal damarlara kadar kilitlenecek.

Teşhis son derece doğru. Ancak sunulan tedavi yöntemi ve ortaya atılan "21 kilometrelik tramvay hattı" vaadi, gazetecilik refleksiyle bakıldığında akıllara tek bir hayati soruyu getiriyor: Sahi, bu hazırlanan tramvay projesinde geri vites var mı?

Çünkü yarın bir gün bu hayal gerçeklerle tosladığında, şehri şantiye alanına çevirip işin içinden çıkamadığımızda o vitesi takıp geriye takma şansımız olmayacak.

Gelin, masadaki 21 kilometrelik kısa vadeli (orta vadede 49 km deniyor) tramvay projesini ve "Ulaşım Alfabesi" denilen vizyonu, kentin fiziki ve ekonomik gerçekleriyle bir çarpıştıralım.

1. Eğimi hangi gizli teknolojiyle aşacaksınız?

Planlanan güzergahın omurgasını Bayramyeri, adliye Kampüs aksı Denizli’yi tanıyan her usta şoför, Bayramyeri’nden adliyeye düz gibi gözüken ancak yüzde 12 bir eğimle yukarı doğru tırmanan bir güzergâh. Standart bir tramvay sisteminin tırmanabileceği maksimum eğim yüzde 6, bilemediniz %8’dir. Bu kot farkını, standart bir raylı sistemle aşamazsınız.

Eğer eğimi kurtarmak için hattı yer altına tünellerle almayı planlıyorsanız, o işin adı "tramvay" olmaktan çıkar, hafif raylı sistem ya da metro maliyetine dönüşür.

2. Kilometresi en az 20 milyon dolar

Gelelim işin en hassas noktasına; yani cüzdana… Türkiye ve dünya standartlarında hemzemin (yüzeyden giden) bir tramvay hattının altyapısı, sinyalizasyonu, enerji nakil hatları ve vagonlarıyla birlikte kilometre maliyeti ortalama 15 ila 25 milyon Dolar arasında değişiyor.

Basit bir matbaa hesabı yapalım: 21 kilometrelik bir hat, en iyimser ihtimalle 350 ile 500 milyon Dolar (bugünün kuruyla yaklaşık 12-18 milyar TL) demek.

Soruyorum: Anadolu’nun ortasında, özkaynakları zaten sınırlı olan bir Büyükşehir Belediyesi, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın dev desteği ya da uluslararası devasa krediler olmadan bu faturayı nasıl ödeyecek? Eğer proje orta vadede denildiği gibi 49 kilometreye çıkacaksa, bu rakam 1 milyar Doları aşar ki; bu bütçe Denizli’nin tüm yatırım kalemlerini yıllarca dondurması demektir.

3. Kazmayı vurduğunuz an kilitlenecek kent trafiği

Projede "İstiklal, Gazi Bulvarı, Lise bölgesi yayalaştırılacak, tek yönler gelecek" deniyor. Kâğıt üzerinde kulağa harika gelen, vizyoner bir şehirleşme hayali… Bayramyeri adliye yolu ile İstiklal Caddesi zaten kentin ticaret ve ulaşım şahdamarı.

Tramvay için bu caddelerden en az iki şeridi söküp alacaksınız. Üstelik Bayramyeri gibi tarihi bir merkezin altı adeta bir altyapı çorbası; elektrik, su, doğalgaz, kanalizasyon hatlarının deplasesi (kaydırılması) bile tek başına yıllarca sürecek bir işkenceye dönüşebilir. İnşaat süresince kapatılacak yollar, dükkanının önüne iş makinesi dayanan esnaf ve kilitlenen alternatif güzergahlar ne olacak?

Sözün özü

Denizli’nin gelecekteki trafik krizini bugünden görmek ve "Ulaşım Ana Planı" hazırlamak takdire şayandır. Ancak ayakları yere basmayan, bütçe kaynağı netleşmemiş ve topoğrafik engelleri nasıl aşacağı izah edilmemiş 21 kilometrelik bir tramvay vaadi, şimdilik şehir efsanesi olmaktan öteye geçemiyor.

Belediye Başkanı Sayın Çavuşoğlu "Tramvaya giden yolda ulaşım alfabesini yazıyoruz" diyor. Benden küçük bir gazeteci tavsiyesi: A’dan Z’ye bu alfabeyi yazarken "G" harfini, yani "Geri Vitesi" sakın unutmayın.

Çünkü rayları döşemeye başlayıp şehri felç ettikten sonra "Maliyetleri tutturamadık" ya da "Eğimi hesaba katamamışız" derseniz; o tramvay değil ama bu şehir çok büyük bir kayaya toslar!