Yok kardeşim, yok! Ne siyasi vefa kaldı ortada, ne ticari vefa, ne de insani vefa… Herkes kendi ikbalinin, kendi gemisini kurtarmanın derdine düşmüş. Buradan açıkça haykırıyorum: Bu bir siyasi ikaz değil, feryat eden bir şehrin sesidir!

YOKK… VEFA YOK!

Otuz yıl… Dile kolay bir ömür.

Bu otuz yıllık meslek hayatımda çok güzel insanlar tanıdım; yüreğini ortaya koyan, bir fincan kahvenin hatırını kırk yıl omzunda taşıyan dostlar biriktirdim. Ama ne yazık ki “insan” demeye bin şahit isteyen, tabelasında insan yazıp içi boş çıkan manzaralara da çokça şahit oldum.

Zaman geçiyor, şehirler değişiyor, insan değişiyor. Ama en acısı, o canım ruhun kaybolup gitmesi.

Gözümün önüne geliyor bazen eskiler… İbadi Mahallesi’nin minibüsleri Kaleiçi’nin hemen altından kalkardı. Bayramyeri Camii’nin oradan otobüsler hareket eder, o meydan adeta insan seliyle çalkalanırdı. Canlı, capcanlı, bir lokma ekmeği paylaşmanın huzuruyla dolup taşan, cıvıl cıvıl bir hayat vardı o sokaklarda. Esnafın yüzü güler, selamı alanın içi ısınır, bereket dükkânlardan sokaklara taşardı.

Peki ya şimdi?

Şimdi sokaklarda karamsar bir telaş, yönünü kaybetmiş deli divane bir süreç hâkim. O eski cıvıltının yerini, ne yapacağını bilemeyen insanların endişeli adımları almış. Bayramyeri’ne, Kaleiçi’ne şöyle bir girin, esnafın yüzüne bakın; ne demek istediğimi anlarsınız.

Kırk yıllık dükkânların camlarında “Devren Satılık” yazıları asılı. Yılların emeğini tek celsede yok sayıp kepenk kapatanlar, günden güne küçülmeye gidenler, ayakta kalmak için direnen ama direndikçe batan koca koca çınarlar…

Dedim ya… Vefa!

Yok kardeşim, yok! Ne siyasi vefa kaldı ortada, ne ticari vefa, ne de insani vefa… Herkes kendi ikbalinin, kendi gemisini kurtarmanın derdine düşmüş.

Buradan açıkça haykırıyorum: Bu bir siyasi ikaz değil, feryat eden bir şehrin sesidir!

Siyasilere çağrımdır: Bu milletin, bu esnafın sesini duyun, dükkân dükkân gezip dert dinleyin, esnafa sahip çıkın!

Yerel yöneticilere çağrımdır: Masa başı projeleri bir kenara bırakın, bu şehrin harcını karma esnaf için somut, nefes aldıracak projeler üretin! Yani lafta kalan değil, gerçek olan o olmayan vefayı gösterin.

Çünkü siz kulaklarınızı tıkasanız da, görmek istemeseniz de, ister inanın ister inanmayın…

Sokakta, çarşıda, pazarda ortalık yangın yeri!

Bir sonraki yazıda:

“Mezarlık inadı insanların bedduası”

“Odalarda seçim istatistiği”

“Yurt ve kira problemi”

“Üniversiteli babası olmak”