Denizli’de yerel esnafın, ajansların, organizasyoncuların sitem edip duruyorlar. Meşhur Çiko ya da dedim git Özlem ablaya git diye. Belediyenin led ekranı mı kurulacak, bağ bozumu konseri mi verilecek, sahnede ışık mı yanacak? Bakıyorsunuz, ihale ya da iş paslama adresi hiç şaşmıyor: Aydın’da kafe de işleten o malum ajans.

Peki, suç mu? Değil canım, ne suçu! İsteyen istediği firmayla çalışır. Hatta Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin Sayın Genel Sekreteri ve idarecileri çok doğru yapıyor. Denizli’nin öz evladı dururken dışarıdan bir ajansa kaynak aktarmak tam da vizyoner yönetimin gereğidir! Neden bu şehrin parası bu şehrin insanına gitsin ki? Şehrin sanayicisine, esnafına, gencine istihdam yaratmak da neymiş?

Hatta az bile yapılıyor. Seçim kampanyasını yürüten ajansa sadece belediye yetmez. Belediye idarecileri bu arkadaşları koluna takmalı; Sanayi Odası’na, Ticaret Odası’na, STK’lara tek tek götürüp tanıtmalı. "PR"larını bizzat üstlenmeli. Ne yani, adamlar seçimde emek verdi, şimdi kazanmasınlar mı? Denizli’deki yerel firmalara da tavsiyemdir: Boşuna ağlanmayı bırakın. Toplayın tasınızı tarağınızı, gidin Aydın’a, Özlem Çerçioğlu’nun kapısını çalın. Belki oradan size bir çorba parası çıkar. Sonuçta bu kuralı biz koymadık, ama maşallah uygulayanı çok!

Sokakta asayiş, mutfakta yangın

Gelelim bir diğer can alıcı meseleye: Güvenlik. Yürüyüş yolundaki o son olay... Göz göre göre geldi. Eskiden bu şehrin kolluk kuvvetleri, istihbaratı daha illegal bir yapı nefes almadan tepesine biner, operasyonunu yapardı. Şimdilerde ise sokaktaki hareketliliği ancak iş işten geçtikten sonra öğreniyoruz. Asayişteki bu zafiyet, sokaktaki masum insanın canına tak etti. İstihbari çalışmaların bu kadar geride kalması tesadüf mü, ihmal mi? Umalım ki bu son uyarı olsun da yarın bir gün daha büyük bir acıyla uyanmayalım.

Hangi ülkenin masalı bu?

Son olarak; Orta Vadeli Program (OVP) açıklandı. Ekran başına geçip ekonominin patronlarını dinleyince insan bir an kendinden şüphe ediyor: "Acaba ben Türkiye’de yaşamıyor muyum?"

Çizilen tablo pembe, pembe ötesi... Ama gerçeğe dönüp bakıyorsunuz; tüccar, iş adamı çalışanının maaşını ödeyebilmek için elinde avucunda ne varsa bankaya yatırıp faiz çarkında eritiyor. Piyasa kilit, esnaf siftahsız, sanayici önünü göremiyor. Ekonomiyi yönetenlerin açıkladığı rakamlarla, Denizli sokaklarında yaşanan kriz arasında katman katman dünya var.

Eğer bu açıklanan verilere inanıp "ekonomi şahlanıyor" diyen bir akıl varsa, gelsin Denizli sanayisini bir gezsin. Bize de anlatsınlar şu pembe masalı, biz de öğrenelim. Öğrenelim ki hiç değilse halimize gülebilelim.