İzmir'de kent sıcaklıkları artarken meydanlar kentsel ısı ada etkisi yaratıyor, beton ve asfalt güneşi adeta yüzümüze vuruyor. Peki, neden?
İzmir son yıllarda yaz sıcaklıkları ile mücadelede bir hayli zorlanıyor. Kentin yalnızca termometrede değil, sokakta da ısındığı görülüyor.
Beton ve asfalt yüzeylerin yoğunluğu, yeşil alanların giderek azalması ve gölge oluşturacak peyzajların yetersizliği, dışarıda günün gidişatını doğrudan etkiliyor.
Peki, durum sıcaklardan mı yoksa tasarlanan şehirlerden mi kaynaklanıyor?

Son yıllarda hayata geçirilen kent meydanları, yenilenen caddeler ve park projelerine bakıldığında görülen; büyümeyen bodur bitkiler, sergileme amaçlı saksılar, gölge yaratmayacak tasarımlar ve geniş beton alanlar.
Uzmanlar, şehirdeki nitelikli bu dönüşümün basit bir estetik tercih olmadığı konusunda hem fikir durumda.
Yine uzmanların hem fikir olduğu bir diğer konu ise, gölgesizliğin bir yönetimsel proje olduğu yönünde...
Belediyeler bakım maliyetlerinden mi kaçıyor?
Meydanlardaki geniş yapraklı ve derin köklü ağaçların yerini alan bodur ya da süs bitkilerinin tercih edilmesinin nedeni olarak bakım kolaylığı gösteriliyor.

Gerçek ve gölge yaratacak ağaçların kullanımını maliyet sebebi ile tercih etmeyen belediyeler, yaprak dökümü, köklerinin kaldırımlara etkisi ve düzenli budama ihtiyacı gibi sorumluluklardan kaçmış oluyor.
İzmir için de geçerli olduğu savunulan bu yöntemde, özellikle mazgalları tıkayan yaprakların, zaten sıkıntılı olan alt yapıyı daha fazla zorlamadığı, böylece hem bitkiler için gereken iş yükünden hem de su baskınları dolayısıyla olası tepkilerden bir kaçış sağladığı öne sürülüyor.
Ayrıca geniş yapraklı ve derin köklü ağaçların bakımının zorluğu, düzenli budama ve ilaçlama ihtiyacı da yine iş yükü olarak algılanıyor.

Güvenlik gölgeden önce mi gelir?
Günümüz dünyasının modern kent mimarisine göre sade tasarımlar öne çıkıyor. Bu tasarımlar aynı zamanda güvenlik ve sergileme kaygılarını da gideren bir konumda.
Uzmanlar, güvenlik kameralarının görüş açısını kapatmayan, mekânın her noktadan izlenmesine imkân tanıyan açık tasarım anlayışı, yüksek ve geniş tepeli ağaçların projelerden elenmesine yol açtığını ifade ediyor.
Ayrıca meydanlar artık halk için değil, siyasetçilerin daha rahat miting yapabileceği, konser ve stant gibi geçiçi etkinliklerin rahatça kurulabileceği engelsin zeminler olarak kurgulanıyor.
Siyaset gölgemizi çalıyor
İşin uzmanlarına göre nitelikli bir gölge ağacın oluşması ve kente iklimsel olarak fayda sağlaması onlarca yıl alıyor. Ancak yerel yönetimlerin periyotları kısa olduğu için hızlı sonuç alma, görsel etkiyi artırarak gösteriş yapma arzusuyla kısa vadeli çözümlere yönelik oluyor.
Çim alanlar, mevsimlik renkli çiçekler, saksı bitkileri bakıldığı zaman renkli bir görüntü oluşturuyor ancak vatandaşa göre kalıcı çözüm olmaması yeterince etkileyici bulunmuyor.

İzmir'de otopark da yok ağaç da!
Artan araç yoğunluğu şehir merkezlerinde alt yapı ihtiyaçlarını ve toprak derinliğini doğrudan sınırlıyor.
Alt tarafı otopark ya da metro hatları ile kaplı yapay mekanların derin köklü ağaçların yaşamını kısıtlıyor. Bu durum sebebi ile de süs bitkilerine ve sorumluluktan kaçan yerel yönetimlere gün doğuyor.
Gölge temel bir haktır
Dünya'nın birçok şehrinde iklim krizi ile mücadele kapsamında yeşil koridorlar zorunlu kılınırken, Türkiye'de peyzaj hala yalnızca bir süsleme unsuru olarak görülüyor.
Meydanlarda çok sayıda süs bitkisi olması ya da 'şık' tasarımlar olması yeterli gölge olduğu anlamına gelmiyor. Ağaçların oluşturduğu gölge ve bitkilerin terleme yoluyla sağladığı serinletme vatandaşın en temel haklarından biri aslında.