Her ana babanın gözünde evladı bir dünya şampiyonudur. Onun küçücük bir başarısı, evde bayram havası estirir; döktüğü tek bir gözyaşı ise anne babanın yüreğini dağlamaya yeter. İnsan hayatında pozitif ayrımcılığa yer olabilir; ancak politik hesaplara, statükonun yarattığı o soğuk ve kibirli ayrımcılığa asla tahammülümüz yok. Özel okullarda ekonomik dengeler bir şekilde birbirine yakın olabilir, oradaki Lüks ve imtiyaz kendi ekosisteminde kaybolup gidebilir. Ama devlet okulu başka bir yerdir! Devlet okulu, bu ülkenin harcıdır; zenginin de fakirin de aynı sıraya oturduğu, fırsat eşitliğinin son kalesidir. Kapısından şoförle alınan bir çocuğun, o bahçede diğer arkadaşlarına nasıl bakacağını, onlarla nasıl eşit hissedeceğini hesap etmek zorundasınız.

Peki, Denizli’de ne oluyor?

Bunca sözü boşuna söylemedik. Bizim köyde çok veciz bir laf vardır: “Yaptın bir hayır, bacağını denk ayır.” Yani bir işe soyunduysan adaletli olacaksın; bir tarafa bol keseden dağıtıp diğer tarafı boynu bükük bırakmayacaksın.

Denizli Büyükşehir Belediyesi, sözde "sosyal destek" adı altında okullarda eşofman dağıtıyor. Allah aşkına, bir okulda sosyal yardımın şartı, kriteri mi olur? Bir okulun bahçesine girdiğinizde; ya o eşofmanı o okulun tamamına dağıtırsınız ya da hiç dağıtmazsınız!

Siz ne yapıyorsunuz? Bir grup çocuğa o eşofmanı giydirerek, lise çağındaki evlatlarımızın sırtına "ihtiyaç sahibi" etiketini yapıştırıyorsunuz. O eşofmanı giyen çocuk, o kıyafeti bir hevesle mi giyecek, yoksa arkadaşlarının arasında yaşadığı o mahcubiyet ve eksiklik hissiyle mi? Okul bahçesinde kimin durumunun iyi, kimin durumunun kısıtlı olduğunu belediye eliyle ilan etmenin neresi "sosyal belediyecilik"? Çocukların arasında kendi elinizle sınıf farkı oluşturmaya ne hakkınız var?

Sizin sosyal belediyecilikten, kamusal vicdandan anladığınız bu mu? O kıyafeti giymek zorunda kalan bir çocuğun ruh halini, o körpe zihninde açtığınız yarayı hiç mi düşünmüyorsunuz?

Buradan Denizli’deki okul müdürlerimize ve İl Millî Eğitim Müdürü Emre Çalışkan’a açıkça çağrıda bulunuyorum: Bu hataya, bu pedagojik felakete izin vermeyin! Okullarımızın bahçesini siyasi şovların ya da kaş yapayım derken göz çıkaran acemi sosyal politikaların alanı yaptırmayın.

Eğer bütçe yetmiyorsa, Denizli’nin kadirşinas, cömert hayırseverleri nerededir? Gerekirse toplanın, bir bütçe oluşturun ve o okuldaki tüm çocuklara o eşofmanları ulaştırın. Ama ne olursa olsun, çocukları ayıran, bölen, etiketleyen bu uygulamaya derhal DUR deyin!

Biz bunları muhalefet etmek, birilerini eleştirmek için yazmıyoruz. Biz bu yazıyı, daha hayatın başında olan, kendini korumaktan aciz evlatlarımızın haysiyetini ve psikolojisini korumak için yazıyoruz. Umuyoruz ki bu haykırış vicdanlarda karşılığını bulur ve bu yanlıştan bir an önce dönülür.

Denizli’de Ne Oluyor