Denizli’nin ulaşım çilesi ve bitmeyen deneyleri

Bir şehrin belediye başkanı, o şehrin "şehremini"dir. Yani halkın huzurunu, düzenini ve yaşam kalitesini emanet ettiği kişidir. Ancak son günlerde Denizli caddelerinde yaşananları izlerken, bu emanet bilincinin neresinde olduğumuzu sorgulamamak elde değil.

Sessiz sedasız yapılan otobüs güzergâhı değişiklikleri ve alelacele hayata geçirilen aktarma merkezi uygulaması, bu kentin günlük yaşamının tam ortasına bırakılmış bir bombadan farksız. Sabahın köründe işine gitmeye çalışan işçi, çocuğunu okula yetiştirmeye çalışan anne, duraklarda neyi beklediğini bilmeden perişan olan binlerce insan... Hepsinin ortak sorusu aynı: Bu karar alınırken kime danışıldı?

"Tasarruf edeceğiz" gerekçesinin arkasına sığınmak, bir kamu yönetimi zafiyetidir. Kamu hizmetinde, hele ki halkın temel hakkı olan ulaşımda tasarruf adı altında hizmet aksatılamaz. Şehir içi ulaşım, masa başında harita üzerinde çizilen hayali hatlarla değil; sahadaki gerçeklerle, sabahın 7’sindeki durak yoğunluğuyla yönetilir. Ben yaptım oldu mantığı, yerel yönetimlerin en büyük tuzağıdır.

Açılmak üzere olan okullarla birlikte tablo daha da karanlık bir hal alıyor. Örneğin Lütfi Ege Anadolu Lisesi boşaltılıyor, öğrenciler geçici olarak başka okullara yönlendiriliyor. Peki bu çocukların, bu velilerin ulaşımı nasıl sağlanacak? Mahallenin yükünü çeken, herkesin işini gören 430 gibi kritik hatların son seferleri kaldırılıyor veya güzergahları kuşa çevriliyor. Zaten ekonomik krizin belini büktüğü, insanların üç kuruş için mücadele verdiği şu zor günlerde, vatandaşın cebine ve zamanına darbe vurmaya kimin ne hakkı var?

İşin daha acı tarafı ise siyasetin ve muhalefetin bu vurdumduymazlığa sessiz kalmasıdır. Şehrin yönetiminde yer alan yeni parti il başkanı ve yöneticileri bunu görmüyor mu? 'Siz niye sessiz kalıyorsunuz, başkan ne yapıyorsunuz, bu halka bu eziyet reva mı?' diye hesap sorması, 'dur' demesi gerekenler absürt gerekçelerin arkasına saklanıyor. Neymiş? Hafif raylı sistemin ön denemesi yapılıyormuş!

Halka hayal satmayı bırakın. Gerçekleşmeyecek vaatlerle, altyapısı hazırlanmamış "deneme" projeleriyle bu milletin sabrını sınamayın. Raylı sistem yapacaksanız projesini koyarsınız, takvimini açıklarsınız. Mevcut otobüs hatlarını felç edip adını "raylı sistem denemesi" koymak, halkın aklıyla alay etmektir.

Belediyecilik, vatandaşa rağmen vatandaş için karar almak değildir. Bir tek kişinin bile rızkına, zamanına, işine engel oluyorsanız o makamın hakkını veremiyorsunuz demektir. Denizli halkı deneysel projelerin labirent faresi değildir.