Dostoyevski bir gün bir mekânda karşılaştığı kadına, "Çok güzelsiniz" diye iltifatta bulunmuş.
Kadın biraz da küstah bir tavırla, "Maalesef ben size aynı iltifatta bulunamayacağım" cevabını vermiş.
Üstat durur mu, yapıştırmış lafı: "O halde siz de benim gibi yapın hanımefendi, yalan söyleyin..."
Bu hikâye bana hep bugünün manşetlerini, o süslü püslü cümlelerin arkasında dönen illüzyonu hatırlatır. Birilerine sürekli "Sen büyüksün, sen kralsın, yaşa, var ol, halk kahramanısın!" diyorlar. O illüzyonun içindeki beyinler de her şeyi doğru yaptıklarını zannediyor. Yok be kardeşim, aslında bir halt değilsin. Şişirilmiş bir balonsun. Bir insanı göklere çıkarmak ne kadar kolaysa, karalamak da o kadar basit ve hızlı oluyor artık. Aklınız şaşar. O yüzden özellikle CHP ve yeni parti sürecinde yaşananları çok dikkatli okumak lazım. Siyasette yarın ne olacağı, rüzgârın nereden eseceği hiç belli olmaz.
Gelelim şehrin asıl dedikodularından birine... Şu meşhur araç kiralama işi.
Günlerdir bir yaygaradır kopuyor; yok efendim kaç araba kiralanacakmış, sayı çok muymuş, az mıymış. Açık konuşayım, ben o sayılara falan bakmam. Benim baktığım ve asıl ilgilendiğim tek bir yer var: Herkesin dilindeki bu ihale, "adrese teslim" olacak mı, olmayacak mı? O kadar yaygara üç beş arabanın sayısı üzerinden koparılmaz, asıl yaygara ihale kişiye özel dikilirse kopartılır. Bu böyle biline. Hukuki olarak KVKK gereği şimdilik o meşhur firmanın ismini yazamıyorum ama önerilen bir firma var, notumuzu aldık. Bekleyip göreceğiz.
Tam da bu noktada bir parantez açayım. Lütfen kimse kalkıp gazeteciye gazetecilik öğretmeye kalkmasın. Eline bir çubuklu telefon alıp, sosyal medyada şakşakçılık ve yalakalık peşinde koşanlara ben gazeteci falan demem. İsteyen bunlara istediği dersi versin, zerre umurumda olmaz ama gerçek gazetecinin işine de kimse burnunu sokmasın.
Gelelim iş dünyasına, şehrin oda seçimlerine... Kulislere şöyle bir bakınca tablo netleşmeye başladı.
Denizli Ticaret Odası’nda (DTO) mevcut başkan Uğur Erdoğan şu an açık ara favori görünüyor. Rakibi ise bildiğimiz bir isim; Faik Müftüler. Müftüler'in arkasında Mehmet Efe, Ahmet Haybat ve Hasan Kıbrıslıoğlu gibi isimlerin desteği var. Ama eğri oturup doğru konuşalım, ben DTO'da bir değişim beklemiyorum.
Denizli Sanayi Odası’nda (DSO) ise Selim Kasapoğlu için oldukça rahat bir süreç işliyor. Karşısında bir rakip yok. Orada sadece komitelerde ufak tefek çekişmeler yaşanır, o kadar.
Ama asıl kıyamet ve heyecan Ticaret Borsası’nda kopacak. Borsa bu yıl komiteli bir seçime gidiyor, toplam 8 komite olacak. Bütün gözler ise 4. komitede. Neden mi? Çünkü mevcut Başkan İbrahim Tefenlili ile rakibi Musa Yılanlı kozlarını doğrudan bu komitede paylaşacak. Oradan sağ çıkan, başkanlık yarışına zaten 1-0 önde başlayacak.