"Eften püften şeyler", "Bu da haber mi?", "Yandaş", "Candaş"...
Siyasette de medyada da her dönem duyduğumuz, alıştığımız, artık kulak ardı ettiğimiz ezberler bunlar. Ama bazı isimler vardır ki bu sığ tartışmaların, rüzgâra göre yön değiştiren yelkenlerin hep dışında kalır. Benim için gazeteciler arasında Selami Aydın’ın yeri işte tam da bu yüzden bambaşkadır.
Sendikacı bir babanın rahle-i tedrisinden geçmiş, o kültürle yetişmiş bir zihin... Bakış açısı derindir, duruşu nettir.
Yıl 1996. Refah-Yol hükümeti dönemi… Algı operasyonlarının havada uçuştuğu, her gün yeni bir cemaat skandalıyla yatıp kalktığımız zamanlar. Dışarıda buz gibi bir hava var. Mesleğe henüz adım atmış gencecik iki çocuk: Selami ve ben.
Bir ihbar geldi; Kaplanlar Camii’nin yanındaki cemaat evine baskın yapılacak! Attık kendimizi dışarı. Cami önünde neredeyse sabahı edeceğiz. Ne gelen var ne giden... Soğuktan parmaklarımız donuyor. Yerde çürük bir portakal bulduk; sırf ısınmak, biraz hareket etmek için onu aramızda tepip duruyoruz. En sonunda dayanamayıp Merkez Karakolu’na gittik. "Hayırdır," dedik, "niye gelmediniz baskına?"
Polisler yüzümüze bakıp güldü. Meğer olan çoktan olmuş, operasyon yapılmış, adamlar nezarethaneye çekilmiş bile! Bizim anlayacağınız "çırak çıktığımız", rüzgârın estiği yöne haber peşinde koştuğumuz o toy zamanlar... Selami ile buna benzer o kadar çok hikâyemiz var ki. Ama ne olursa olsun, çizgisini hiç bozmadı. Adam gibi adamdır. Buradan bir kez daha Basın Bayramı’nı kutlamış olayım kardeşim.
Gelelim madalyonun diğer yüzüne... Anılardan kafayı kaldırıp sahaya baktığımızda, kulislerdeki hararetin derecesi her geçen gün artıyor.
Denizli’de kazan fena kaynıyor.
Yeni parti kurma süreçleri netleştikçe "Kim gidecek, kim kalacak?" soruları havada uçuşuyor. Yüksel Kepenek zaten ilk rengini belli eden belediye başkanı oldu. Benim kulislerden edindiğim bilgilere göre Pamukkale Belediye Başkanı Ali Rıza Ertemur, Buldan Belediye Başkanı Mehmet Ali Orpak ve Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan CHP çatısı altında kalmaya devam edecek. Tavas Belediye Başkanı konusunda kafalarda ufak tereddütler olsa da onun da adresi değişmeyecektir. Çal için aynı şeyi söylemek zor, gitme ihtimali oldukça yüksek. Sarayköy Belediye Başkanı Salih Konya ise şimdilik rengini belli etmeyenlerden. Diğer isimlerin ise sürece yeni partinin belediye başkanı olarak devam etmesi sürpriz olmaz.
Meclis aritmetiğine bakarsak; Başkan Şeniz Doğan ile birlikte 8 meclis üyesinin, Ertemur ile birlikte ise 6 meclis üyesinin CHP’de kalacağı konuşuluyor. Kısacası Denizli’yi oldukça renkli ve hareketli bir siyasi takvim bekliyor.

AK Parti cephesinde ise tam bir "izle, bekle, gez, dolaş" havası hâkim.
Cahit Özkan çektiği videolarla tam bir fenomene dönüşmüş durumda. Şahin Tin ise olası bir erken seçim ihtimaline karşı denklemleri ve siyasi algoritmaları ince ince hesaplayarak Büyükşehir adaylığı için sahaya indi bile.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’ye gelirsek; olası bir kabine değişikliğinde bakanlığına kesin gözüyle bakılıyor.
MHP tarafında kongreler başladı, süreç şimdilik sorunsuz ve olaysız ilerliyor.
İYİ Parti ise "Tebdili mekânda huzur vardır" diyerek binaları taşıma derdine düştü. İl binası Çınar Meydanı’nda caminin arkasından, belediyenin yanındaki otoparka bitişik binaya geçiyor; ilçe binaları ise İstasyon Caddesi’ne taşındı.

Sadece Denizli mi? Bölge siyaseti de hareketli.
İzmir tarafında gözler Cemil Tugay’da. AK Parti’ye geçip geçmeyeceği belirsizliğini korusa da şu an için bağımsız kalmayı tercih etmiş durumda.
Ancak diğer belediye başkanlarının yüzde 90 oranında yeni partide yola devam edeceği konuşuluyor. AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı ise Büyükşehir adaylığını ne kadar çok istediğini her hamlesiyle belli ediyor.
İlçe ilçe geziyor, vatandaş toplantıları yapıyor, bireysel talepleri dinleyip yerelde sahayı parsellemeye çalışıyor.

Aydın’da ise bir Özlem Çerçioğlu rüzgârı esmeye devam ediyor.
Eski en büyük rakibi Ömer Günel’in cezaevi süreciyle devre dışı kalması, Aydın’daki dengeleri tamamen değiştirdi. Hatırlarsınız, bu ikili arasında amansız bir savaş vardı; hatta basında bile ciddi ayrışmalara yol açmıştı.
Şimdi Çerçioğlu sahada tek kaldı. AK Parti’ye geçtiği günden bu yana da Ankara Genel Merkez’le olan bağlarını her geçen gün daha da güçlendiriyor.
Manzara genel hatlarıyla böyle. Sahadaki fırtına kopmadan önceki o sessizlik, yerini yavaş yavaş yeni hamlelere bırakıyor.
Biz de kalemimizin elverdiği, haberin izini sürdüğümüz sürece aktarmaya devam edeceğiz.
Bir kez daha, mesleğin namusunu koruyan tüm meslektaşlarımın Basın Bayramı kutlu olsun.