Siyasetin ve ticaretin yerel dehlizlerinde öyle hikayeler anlatılır ki, dinleyince "Yok artık, bu kadarı da olmaz" dersiniz. Ama burası Anadolu; hikayelerin gerçeğe, gerçeklerin hikayeye karıştığı o kadim coğrafya. Geçenlerde kulağıma çalınan, Ege’nin o her daim esintili, güzel şehirlerinden birinde geçen bir hikayeyi anlattılar bana bende size anlatayım dedim ve köşeme taşımak istedim. Dedim ya, anlatılanlar hikaye; siz ister bir dost sohbeti deyin, ister yaşanmış bir el çabukluğu…
Hikaye bu ya, şehrin belediyesi, mahallelere hayat verecek spor tesisleri için geniş kapsamlı bir ihale açar. Buraya kadar her şey normal, olması gerektiği gibi. İhale paketinin içinde, kentin o meşhur "pamuk ağalarının" ikamet ettiği, nüfuzlu bir mahallenin tesisi de vardır. Çetin bir rekabet döner ve nihayetinde bir yüklenici firma ihaleyi göğüsler. Sözleşmeler imzalanır, devletin hakkı olan damga vergileri kuruşu kuruşuna ödenir. Yani hukuki bağ kurulmuş, ok yaydan çıkmıştır.
Ancak kazın ayağı öyle göründüğü gibi değildir. İhaleyi alan firma, işi kapabilmek için öyle bir kırım yapmıştır ki, ortada ne kar marjı kalmıştır ne de nefes alacak alan. Proje, firmanın sırtında daha başlamadan ağır bir küfeye dönüşür. Tam bu esnada, yerel siyasetin o kaçınılmaz döngüsü devreye girer: Seçim sandığı kurulur, rüzgarlar tersten eser ve belediyenin tepe ismi değişir.
İşte film tam bu noktada kopar. Normal şartlarda ticari basireti olan, attığı imzanın arkasında durması gereken yüklenici, yeni dönemi bir "çıkış kapısı" olarak görür. Pamuk ağalarının mahallesindeki o yükten kurtulmak için kapı kapı dolaşmaya başlar. Ankara’da dayı, yerelde aracı aranırken yol, mahallenin sözü geçen, "Ağaların Babası" lakaplı Veli Efendi’ye çıkar.
Allem edilir, küllem edilir… Çiçeği burnunda, koltuğuna henüz yeni ısınan belediye başkanı bir şekilde ikna edilir. Ve sıkı durun; kamu yararı, hukuki bağ, ödenen vergiler bir kenara itilerek o sözleşme sessiz sedasız iptal edilir. Spor tesisi projesi, bürokrasinin tozlu raflarına kaldırılır. Oldu da bitti maşallah!
HUKUK MU , HATIR MI?
Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım. Bu ülkenin bir ihale mevzuatı var. Sözleşmesi imzalanmış, damga vergisi yatırılmış resmi bir ihale, "Ben bu işten zarar ediyorum, ağalar da araya girdi" denilerek öyle tek taraflı ya da keyfi bir mutabakatla iptal edilemez. Bu sadece bir usulsüzlük değil, kamuyu zarara uğratmaktır, açık bir hukuk ihlalidir. Ama bu bir hikaye. Hikaye olmasaydı. Eğer , yerel yönetimler tarihinde bir "ilk"e, bir hukuk skandalına imza atmışlar derdim. Ha bu arada hikayeye konu yerde böyle bir tesis varmı yok mu bilmiyorum