Sözcü TV ekranlarında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kemal Kılıçdaroğlu'nun "arınma" ve "mutlak butlan" çıkışı, seçmenin gözündeki siyasi kredisini tamamen tüketti. E bana da bu yazıyı yazmak farz oldu!
Dün akşam Sözcü TV ekranlarında Kemal Kılıçdaroğlu’nu izlerken, inanın Türk siyasetinin içine düştüğü o trajikomik tiyatroya bir kere daha şahit oldum. Gazeteciler masada dobra dobra soruyor, o ise akıl almaz bir pişkinlikle yanıtlıyor.
Ortada gerçekten tiyatro, akıllara ziyan bir durum var. Düşünün... Kurultay kaybetmişsiniz. O koltuktan inmişsiniz. Sonra bir mahkeme çıkıyor, kurultayda dönen “para pul” iddialarını gerekçe gösterip “mutlak butlan” (kesin hükümsüzlük) kararı veriyor. Ve siz, yıllarca “yargı siyasallaştı” diye şikâyet ettiğiniz o sistemin mahkeme kararıyla, üstelik polisin biber gazı ve plastik mermisi eşliğinde CHP Genel Merkezine geri dönüyorsunuz!
Sonra da çıkıp ekranda gazetecilerin gözünün içine baka baka, “Ne yapayım, mutlak butlan kararı çıkmasa valilik partiye kayyım atayacaktı, mecbur kaldım” diyorsunuz.
Pes! Gerçekten pes.
Kardeşim, sizin o koltuğa geri dönebilmeniz için koca Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel merkezine polis bastı yahu! Milletvekilleri tartaklandı, gaz yedi. Gazeteciler soruyor, “Ortaya çıkan görüntüler vicdanınızı sızlattı mı?” diye. Kemal Bey’in cevabı tam bir siyasi kurnazlık:
“Ben genel merkeze polisle girilmesi talebinde bulunmadım.”
E polis o kapıya kendi kendine mi geldi Kemal Bey? Avukatınız valiliğe dilekçe üstüne dilekçe yazarken sizin haberiniz yok muydu? Bu ne yaman bir çelişkidir!
Bir de tutturmuş bir "arınma" lafı. Neymiş efendim, ondan korkuyorlarmış çünkü partiyi kirlilikten arındıracakmış. Kurultayı parayla satın alanlar varmış, bu bir “milli güvenlik sorunuymuş. Ekrem İmamoğlu'na, Özgür Özel'e alt metinden sürekli bel altı vuruyor.
Yahu insana sormazlar mı? 13 yıl bu partiyi aralıksız siz yönettiniz! O şikâyet ettiğiniz delege sistemini siz kurdunuz. O parayla kurultay satın alacak kadar dejenere olmuş yapıyı siz ilmek ilmek ördünüz! Bugün şikâyet ettiğiniz, “çıkara dönük iş yaptılar, içeride yatıyorlar” dediğiniz isimleri o koltuklara siz oturttunuz. Şimdi gökten zembille inmiş bir melek gibi gelip, biber gazıyla boşaltılmış binada “Arınma yapacağım” demek hangi akla, hangi ahlaka sığar?
Özgür Özel gidip AKP ile görüşmüş, Kemal Bey buna çok kızmış. “Müzakere edilmez, mücadele edilirmiş. Yahu seçim gecesi sistem çökerken, ıslak imzalı tutanaklara bile sahip çıkılamazken neredeydi o şanlı mücadele ruhunuz?
Sözcü TV stüdyosunda saatlerce izlediğimiz manzaranın acı özeti şudur:
Karşımızda hatalarından zerre ders çıkarmamış, yenilgiyi hiçbir zaman kabullenememiş ve şimdi de bir mahkeme kararı sayesinde, polis zoruyla boşaltılmış bir genel merkezin tahtına “kurtarıcı” edasıyla oturmuş bir siyasi inat var. Gazeteciler yine sordu, kendisi yine o gerçeklikten kopuk, kaçamak cevaplarını verdi.
Siz hukukun o cafcaflı “mutlak butlan” kavramının arkasına saklanıp o koltukta bir süre daha oturabilirsiniz Kemal Bey. Hatta “Kayyımdan kurtardım” diyerek kendinizi kahraman bile ilan edebilirsiniz.
Ama şunu unutmayın; TOMA ile, biber gazıyla, mahkeme kararıyla geri aldığınız o genel merkezin, artık bu ülkenin umudu kırılmış seçmeninin gönlünde “mutlak butlan” kadar bile hükmü kalmamıştır! Size o biber gazı kokan odanızda mutluluklar dilerim; zira sokaktaki seçmenin gözünde sizin siyasi krediniz çoktan tükenmiştir.