Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Hakan Çakıcı, küresel ve ulusal ölçekte tarımsal üretimin en temel girdilerinden biri olan gübre kullanımı ve sektörün geleceği hakkında değerlendirmelerde bulundu. Artan dünya nüfusunu besleyebilmek için gübre kullanımının bir zorunluluk olduğunu ifade eden Dr. Çakıcı, sürdürülebilirliğin anahtarının "bilinçli kullanım" olduğunu belirtti.

Türkiye gübrede büyük ölçüde dışa bağımlı

Türkiye’nin yıllık ortalama 6,5 milyon ton civarında gübre tükettiğini belirten Dr. Hakan Çakıcı, sektörün stratejik önemine rağmen hammadde noktasında yüzde 90 oranında dışa bağımlı olduğunu ifade etti. Fabrikaların tam kapasiteyle çalışamamasının nedenlerine değinen Dr. Çakıcı, "Fabrikalarımız aslında ihtiyacın büyük bir kısmını karşılayacak kapasiteye sahip; ancak hammaddeye ulaşım sorunları ve enerji maliyetleri gibi nedenlerle yaklaşık yüzde 60 kapasiteyle üretim yapabiliyoruz. Geri kalan ihtiyacı ise ithalat yoluyla karşılıyoruz. Gübre üretiminde kullanılan fosfat, potasyum ve doğal gaz gibi temel girdilerin ithal edilmesi, küresel krizlerden doğrudan etkilenmemize ve gıda fiyatlarının artmasına neden oluyor" diye konuştu.

Yanlış Gübre Tüketimi Yeraltı Sularını Ve Sağlığı Vuruyor! (1)-1

"Sorun gübre miktarında değil"

Türkiye’deki dekar başına gübre tüketiminin Avrupa ve dünya standartlarının altında olduğunu hatırlatan Dr. Çakıcı, asıl sorunun dengesiz dağılım olduğunu vurguladı. Bilimsel temelden uzak kullanımın risklerini anlatan Dr. Çakıcı, "Bazı bölgelerde gereğinden fazla gübre kullanılırken, bazılarında ise yetersiz kalınıyor. Bilinçsiz kullanım; çevre kirliliğine, su kaynaklarının kirlenmesine ve gıdalarda istenmeyen kalıntıların oluşmasına sebep oluyor. Özellikle yüzde 50’nin üzerinde tüketilen azotlu gübrelerin yanlış kullanımı, yeraltı sularının kirlenmesine ve sera gazı salınımına yol açıyor. Bu dengeyi sağlamanın yolu tamamen bilimsel yöntemlerden geçiyor. Gübre miktarının toprak analizleriyle, yetiştirilen ürüne ve doğru zamana göre belirlenmesi şarttır" dedi.

Yanlış gübreleme çevreyi de etkiliyor

Toprağın yapısını iyileştiren düzenleyicilerin önemine değinen Dr. Çakıcı, "Sadece dışarıdan kimyasal katkı vermek yerine; toprağın yapısını iyileştiren organik, organomineral ve mikrobiyel gübrelere yönelmeliyiz. Toprağın özünde var olan ancak bitki tarafından alınamayan besin kaynaklarını, pH dengesini düzenleyerek ve mikrobiyolojik canlılığı artırarak harekete geçirebiliriz. Yeni nesil teknolojilerle, bitkiye verilen gübrenin israf edilmeden en yüksek oranda kullanılmasını sağlamalıyız” dedi.

Yanlış Gübre Tüketimi Yeraltı Sularını Ve Sağlığı Vuruyor! (1)

Organik ve mikrobiyel gübreler öne çıkıyor

Tarımın sadece bir üretim süreci değil, tohumdan sofraya uzanan bir zincir olduğunu ifade eden Dr. Hakan Çakıcı, “Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi bünyesindeki dokuz bölümümüzle; halkın uygun fiyata, sağlıklı ve yeterli gıdaya ulaşmasını sağlayan 'gıda güvenliği' prensibi doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Organik tarım, iyi tarım uygulamaları ve rejeneratif (onarıcı) tarım sistemlerine yönelik pek çok proje yürütüyoruz. Ancak bu akademik bilginin mutlaka çiftçiye ulaştırılması gerekiyor. Tarımsal yayın çalışmalarıyla bu teknik bilginin sahaya aktarılması, devletimizin hibe ve kredi destekleriyle birleştiğinde tarımsal başarımız kalıcı olacaktır” diye konuştu.

Çeşme’de 240 milyon dolarlık arazide GES skandalı: Amaç enerji değil araziyi ele geçirmek
Çeşme’de 240 milyon dolarlık arazide GES skandalı: Amaç enerji değil araziyi ele geçirmek
İçeriği Görüntüle

Dr. Çakıcı, bitkilerin de tıpkı insanlar gibi her gelişim evresinde farklı besin ihtiyaçları olduğunu hatırlatarak, doğru gübreleme yapılmadığı takdirde oluşacak kimyasal kirliliğin hem toprağı hem de halk sağlığını doğrudan tehdit edeceği uyarısında bulunarak sözlerini tamamladı.--

Kaynak: Ege Ajans