Muğla'nın Köyceğiz ve Ula ilçelerinde Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından hayata geçirilmesi planlanan Balcılar Barajı ve HES projesiyle ilgili yargı sürecinde yeni bir gelişme yaşandı. Proje için daha önce yerel mahkeme tarafından verilen "ÇED Olumlu" kararının iptali, Danıştay 4. Dairesi tarafından bozuldu. Kararın ardından yöre halkı ve çevreciler hukuk mücadelesini yeni bir aşamada sürdürmeye hazırlanıyor.
Projenin geçmişi
DSİ 21. (Aydın) Bölge Müdürlüğü tarafından Balcılar Mahallesi Alacık mevkiinde sulama ve enerji amaçlı inşa edilmesi planlanan tesisler için ÇED süreci Mart 2022'de başlatılmıştı. İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu'nun onayının ardından projeye 5 Ağustos 2024 tarihinde "ÇED Olumlu" raporu verilmişti.
Bunun üzerine Balcılar Mahallesi'nde yaşayanlar ile Köyceğiz Çevre ve Doğa Koruma Derneği'nin aralarında bulunduğu 91 kişi, kararın iptali için Muğla 4. İdare Mahkemesi'ne dava açmıştı. Yerel mahkeme, bilirkişi raporundaki değerlendirmeleri dikkate alarak "ÇED Olumlu" kararını iptal etmişti. Kararda; projeyle yaklaşık 91 bin 840 ağacın kesileceği, orman yangınlarıyla mücadele planının eksik olduğu, fauna değerlendirmesinde omurgasızlar ile arıların göz ardı edildiği ve sığla ağaçlarına yönelik etkilerin dikkate alınmadığı vurgulanmıştı.
Danıştay 4. Dairesi'nin bozma gerekçesi ne oldu?
Danıştay 4. Dairesi, yerel mahkemenin kararını "bilimsel yeterlilik" açısından kusurlu bularak bozdu. Yüksek mahkeme kararında, bilirkişi heyetindeki çevre, orman ve biyoloji uzmanlarının olumsuz görüşlerine karşılık; jeoloji, inşaat, ziraat ve kimya mühendislerinin olumlu görüş bildirmesini bir çelişki olarak değerlendirdi. Bu doğrultuda dosyanın yeni bir bilirkişi heyeti marifetiyle yeniden incelenmesine hükmedildi.
Avukat Arzu Alper: Mücadelemiz devam edecek
Davacı köylüler ve Köyceğiz Çevre ve Doğayı Koruma Derneği adına açıklama yapan Avukat Arzu Alper, Danıştay'ın bozma kararının kendileri için yeni bir mücadele alanı açtığını belirtti. Proje alanının "Önemli Doğa Alanı" ve Özel Çevre Koruma (ÖÇK) bölgeleri sınırları içinde kaldığını hatırlatan Alper, şu ifadeleri kullandı:
"Kamu yararı, 91.840 ağacın kesilmesi, endemik sığla ağaçlarının yok olması ve ÖÇK statüsündeki bir alanın tahrip edilmesi pahasına mı sağlanmalı? Yerel mahkeme, yeni bir bilirkişi heyetiyle dosyayı yeniden inceleyecek. Biz de bu süreçte sığla ormanları, delta sistemleri ve endemik türlerin korunması için bilimsel verilerle mücadelemizi sürdüreceğiz."





