Günlük alışverişlerde kredi veya banka kartı kullanımı yaygınlaşırken, bazı işletmelerin müşteriden kartla ödeme yaptığı gerekçesiyle ürün ya da hizmet bedeline ek ücret çıkarması yeniden gündeme geldi. Özellikle “POS komisyonu”, “kart kullanım bedeli”, “hizmet bedeli” veya benzeri adlarla tahsil edilen farklar tüketicilerin dikkat etmesi gereken bir noktaya dönüşürken, mevzuat kart kullanımından kaynaklanan ek ödemenin müşteriye yansıtılmasına izin vermiyor.

5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 17. maddesinde, üye işyerlerinin banka veya kredi kartıyla ödeme yapan kart sahibinden komisyon ya da benzeri bir ad altında ilave ödeme talep edemeyeceği açıkça düzenleniyor. Aynı hükme aykırı hareket edilmesi halinde üye işyeri sözleşmesinin feshedilmesi ve işletmeyle bir yıl süreyle yeni sözleşme yapılamaması öngörülüyor.

Tüketici Konfederasyonu Başkanı Aydın Ağaoğlu da 10 Eylül 2026 tarihinde gündeme gelen uygulamalarla ilgili yaptığı değerlendirmede, kart kullanımı nedeniyle müşteriden alınan farkların hukuka aykırı olduğunu belirterek, ödemek zorunda kalan tüketicilerin belgeleriyle birlikte Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurabileceğini ve şartları oluşması halinde ödediği tutarın yasal faiziyle iadesini talep edebileceğini ifade etti.

Kredi Kartı

Kartla ödeme yaparken alınan fark neden tartışılıyor?

Bir ürünün veya hizmetin satış fiyatı ile ödeme sırasında tüketicinin karşısına çıkarılan ek kart farkı aynı şey değil. İşletmenin banka veya ödeme kuruluşuna kartlı satış nedeniyle belirli bir maliyet ödemesi, bu maliyetin doğrudan müşteriye “kart komisyonu” adıyla aktarılabileceği anlamına gelmiyor.

Kanundaki düzenleme tam olarak bu noktada devreye giriyor. 5464 sayılı Kanun'un 17. maddesi, üye işyerlerinin kartla yapılan alışveriş nedeniyle tüketiciden komisyon veya benzeri bir ad altında ayrıca para istemesini yasaklıyor. Düzenleme yalnızca kredi kartlarını değil, banka kartlarını da kapsıyor.

Başka bir ifadeyle, işletmenin POS cihazı kullanması nedeniyle oluşan maliyet ile tüketicinin kasada ödediği toplam tutara ayrıca bir kart kullanım bedeli eklenmesi hukuken birbirinden farklı konular olarak değerlendiriliyor.

İşletmelerin POS maliyeti bulunuyor ancak bu maliyet müşteriye doğrudan çıkarılamıyor

Kartlı satışlarda işletmeler açısından gerçekten bir maliyet bulunuyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın yayımladığı tablolarda üye işyerlerine uygulanabilecek azami komisyon oranları yer alıyor. 2026 yılında taksitsiz kredi kartı işlemlerinde azami komisyon oranı yüzde 3,56 olarak uygulanırken, taksitli işlemlerde her ilave taksit için azami artış oranı yüzde 1,780 olarak belirlenmiş durumda.

Bankalar ve ödeme kuruluşları, rekabet koşullarına ve işletmelerle yaptıkları anlaşmalara göre bu oranların altında farklı oranlar uygulayabiliyor. Dolayısıyla işletmenin bankaya ödediği maliyet ile tüketiciden talep edilen kart farkının aynı oran olması zorunlu değil.

Ancak mevzuat açısından kritik nokta, bu maliyetin tüketiciye kart kullandığı için ayrıca yansıtılmaması. İşletme fiyatlandırmasını ticari koşullarına göre yapabilirken, ödeme anında sırf kart tercih edildiği gerekçesiyle ek bir ücret çıkarması farklı bir hukuki sorun oluşturuyor.

Kredi Kartı 2

10 bin liralık alışverişte fark yüzlerce liraya çıkabiliyor

Kart komisyonu tartışmasının tüketici açısından neden önemli olduğu rakamlarda daha net görülüyor.

Örneğin 10 bin liralık bir alışverişte müşteriye yüzde 10 oranında kart farkı çıkarılması halinde tüketicinin ödeyeceği ilave tutar 1.000 liraya ulaşıyor. Yüzde 12'lik bir fark uygulanması durumunda ise ek ödeme 1.200 lirayı buluyor.

Oysa TCMB'nin ilgili tablosunda 2026 yılı için taksitsiz kredi kartı işlemlerindeki azami üye işyeri komisyon oranı yüzde 3,56 olarak yer alıyor. Bu oran üzerinden yapılan hesaplama 10 bin liralık işlemde 356 liraya karşılık geliyor. Ancak işletmenin kendi maliyetinin ne olduğu ile tüketiciden hukuka aykırı biçimde tahsil edilen farkın aynı kavram olmadığı özellikle vurgulanıyor.

“Hizmet bedeli” adı değiştirse de durum değişmiyor

Tüketicilerin karşılaştığı uygulamalarda ücret her zaman doğrudan “komisyon” şeklinde yazılmayabiliyor. Bazı işlemlerde “POS kullanım bedeli”, “kart hizmet bedeli”, “ödeme hizmet bedeli” veya başka isimler kullanılabiliyor.

Ancak hukuki açıdan belirleyici olan yalnızca ücretin adı değil, bu bedelin neden alındığı. Kart kullanımından kaynaklanan bir maliyetin farklı bir başlık altında tüketicinin üzerine bırakılması halinde, söz konusu tahsilatın mevzuata uygunluğu tartışma konusu oluyor.

5464 sayılı Kanun'un 17. maddesi de zaten “komisyon veya benzeri bir isim altında” ilave ödeme talep edilmesini yasaklıyor. Böylece işletmenin ücretin adını değiştirmesinin tek başına uygulamayı hukuka uygun hale getirmesinin önüne geçiliyor.

Kredi Kartı 3

Haksız fark ödeyen tüketici parasını nasıl isteyebilir?

Kartla ödeme sırasında kendisinden hukuka aykırı biçimde ek ücret alındığını düşünen tüketicinin öncelikle işlemi kanıtlayabilecek belgeleri saklaması önem taşıyor. Fiş, fatura, kart slipi, ödeme ekranı veya ek ücretin gösterildiği diğer belgeler başvurunun dayanağını oluşturabiliyor.

Tüketici Konfederasyonu Başkanı Aydın Ağaoğlu'nun değerlendirmesine göre tüketiciler bu belgelerle Tüketici Hakem Heyetlerine başvurabiliyor ve ödenen farkın yasal faiziyle iadesini talep edebiliyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, “faiziyle geri alma” hakkının otomatik olarak her işlemde kendiliğinden ortaya çıkmaması. Tüketicinin başvuru yapması ve uyuşmazlık hakkında yetkili merci tarafından karar verilmesi gerekiyor.

2026'da Tüketici Hakem Heyeti sınırı 186 bin lira

Tüketici Hakem Heyetleri, tüketici ile satıcı veya sağlayıcı arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların mahkemeye taşınmadan çözülebilmesi amacıyla faaliyet gösteriyor.

Ticaret Bakanlığı'nın 2026 yılı bilgilendirmesine göre, değeri 186 bin liranın altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında İl veya İlçe Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru yapılması gerekiyor. 186 bin lira ve üzerindeki uyuşmazlıklar ise hakem heyetlerinin görev alanı dışında kalıyor; bu durumlarda kanunda öngörülen diğer hukuki yollar gündeme geliyor.

Başvurular elden veya posta yoluyla yapılabildiği gibi e-Devlet üzerinden Tüketici Bilgi Sistemi aracılığıyla elektronik olarak da gerçekleştirilebiliyor. Ticaret Bakanlığı, başvuru sırasında uyuşmazlığa ilişkin bilgi ve belgelerin sunulmasını öngörüyor.

İşletme sözleşmesini de kaybedebilir

Kart kullanımından dolayı tüketiciden ilave ücret alınmasının yalnızca tüketici ile işletme arasındaki bir alacak meselesi olmadığı da dikkat çekiyor.

Dolar ve Euro'da o kritik eşik aşıldı mı? 10 Eylül serbest piyasa döviz kurları
Dolar ve Euro'da o kritik eşik aşıldı mı? 10 Eylül serbest piyasa döviz kurları
İçeriği Görüntüle

5464 sayılı Kanun'un 17. maddesine göre, düzenlemeye aykırı hareket eden üye işyerinin anlaşması ilgili kuruluş tarafından feshediliyor ve söz konusu işletmeyle bir yıl boyunca yeni bir üye işyeri sözleşmesi yapılamıyor. Böylece yaptırım yalnızca tüketicinin parasının iadesiyle sınırlı kalmıyor; işletmenin kartlı ödeme sistemi içerisindeki ticari ilişkisini de etkileyebiliyor.

Kredi Kartı 4

Taksilerdeki kart farkı da yeniden gündemde

Son dönemde kartla ödeme tartışmasının en görünür alanlarından biri de taksiler oldu. Bazı tüketicilerin yolculuk ücretini kartla ödemek istediklerinde ek komisyon talebiyle karşılaştığına ilişkin şikayetler gündeme gelirken, mevcut mevzuat açısından kart kullanımı nedeniyle ayrıca ücret talep edilmesi tartışmalı hale geliyor.

Bunun yanında taksicilik sektöründe ödeme sistemlerinin değiştirilmesine yönelik yeni uygulamalar da devreye giriyor. 13 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında taksilere taksimetreyle entegre çalışan Taksi Mali Cihazı kullanma zorunluluğu getirildi. Yeni sistemde ücret bilgisinin cihazla ilişkilendirilmesi, işlemlerin kayıt altına alınması ve belgelendirilmesi amaçlanıyor. Mevcut taksiler için başlangıçta 1 Eylül 2026 olarak belirlenen geçiş süresi ise 16 Kasım 2026'ya kadar uzatıldı.

Esnaf açısından ise maliyet tartışması sürüyor

Kart komisyonunun tüketiciden alınmasının yasak olması, işletmeler açısından kartlı satışların maliyetsiz olduğu anlamına gelmiyor. Esnaf temsilcileri, bankalara ve ödeme kuruluşlarına ödenen komisyonların yanı sıra kartlı satış bedellerinin işletme hesabına geç ulaşmasının da özellikle küçük işletmelerin nakit akışını zorladığını savunuyor.

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken de kartlı satışlarda bazı işletmelerin paralarının 40-45 gün sonra hesaplarına geçtiğini belirterek komisyon oranlarının işletmeler açısından ciddi bir maliyet oluşturduğuna dikkat çekti. Bu nedenle tartışmanın bir tarafında tüketicinin korunması, diğer tarafında ise küçük işletmelerin finansman maliyeti bulunuyor.

Kartla ödeme yapanların dikkat etmesi gereken nokta

Ödeme sırasında ürün veya hizmet bedelinin üzerine yalnızca kart kullanıldığı gerekçesiyle ayrıca ücret ekleniyorsa tüketicinin işlemi belgeleyerek saklaması önem taşıyor. Özellikle fiş, fatura ve ödeme kaydının birlikte korunması, daha sonra yapılabilecek başvurularda işlemin tutarının ve niteliğinin ortaya konulmasını kolaylaştırabilir.

Mevzuatın temel yaklaşımı ise açık: Bir işletme kartlı ödemeyi kabul ediyorsa, kart kullanımından kaynaklanan komisyonu veya benzeri bir ek maliyeti ayrı bir kalem olarak tüketiciden talep edemiyor. Haksız bir fark ödendiğinin düşünülmesi halinde ise tüketicinin yasal başvuru yollarını kullanarak bedelin iadesini istemesi mümkün olabiliyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ