SERCAN ENGEREK/MANŞETİZ- Ege Üniversitesi’nin üniversite yerleşkelerinde gerçekleştirilecek gösteri, yürüyüş, basın açıklamalarının Rektörlük makamından izin alınmasına bağlanması eğitim emekçilerini isyan ettirdi. Kararın temel hak ve özgürlüklere müdahale anlamına geldiği belirtilirken Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şube Başkanı Lülüfer Körükmez, “Üniversite yönetimlerinin görevi bu hakları idari izin mekanizmalarıyla sınırlandırmak değil; bu hakların özgürce ve güven içinde kullanılabileceği koşulları sağlamaktır. Rektörlük makamı, ifade özgürlüğüne izin veren ya da onu denetleyen bir otorite değil; üniversitenin akademik özerkliğini, hukuka uygun işleyişini ve temel haklara saygıyı güvence altına almakla yükümlü bir kamu yönetimidir” dedi.

Ege Üniversitesi Yönetim Kurulunun 24 Temmuz 2026 tarihli kararıyla, üniversite yerleşkelerinde gerçekleştirilecek gösteri, yürüyüş, basın açıklaması ve benzeri etkinliklerin önceden Rektörlük makamından izin alınmasına bağladığına yönelik üniversitede tüm akademik ve idari birimlere resmi yazı gönderdi.

Eylemlerin izne bağlanması İzmir’de sendikaları harekete geçirdi. Eğitim Sen İzmir 3 No'lu Üniversiteler Şubesi ile Sağlık Emekçileri Sendikası İzmir Şubesi, Ege Üniversitesi Yönetim Kurulunun kararına karşı üniversite kampüsünde açıklama düzenledi.

Burada sendikalar adına konuşan Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şube Başkanı Lülüfer Körükmez, Ege Üniversitesi Yönetim Kurulunun kararını “münferit bir idari işlem olmayıp ülkede hukukun üstünlüğü, demokratik haklar ve üniversite özerkliği alanlarında yaşanan daha geniş sorunların üniversitelere yansımasının somut bir örneği” olarak nitelendirdi.

“Sınırlama yetkisi idari işlemlerle tesis edemez”

Körükmez, “İdarenin temel hakları koruma yükümlülüğüyle açıkça çelişmektedir. İdarenin görevi hakları sınırlandırmak değil, onları korumaktır. Bu nedenle söz konusu karar, anayasal hakların kullanımına doğrudan müdahale eden hukuka aykırı bir idari işlemdir” diye tepki gösterdi.

Kararın 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na dayandırılmasının hukuki bir karşılığı olmadığını belirten Körükmez, “Rektörlüğün bu kararını 2911 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na dayandırma girişimi hukuki dayanaktan yoksundur. Kanunda öngörülmeyen bir ‘ön izin’ şartının idari bir kararla ihdas edilmesi, kanunilik ilkesi ve normlar hiyerarşisine aykırı olduğu gibi temel hakların kullanılmasını idarenin takdirine bırakmaktadır. Rektörlük, kanunun tanımadığı bir sınırlama yetkisini idari işlemlerle tesis edemez” dedi.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hatırlatması

Lülüfer Körükmez, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni hatırlattı. Kararın uluslararası insan hakları hukukuyla da bağdaşmadığını vurgulayan Körükmez, Sözleşmenin 10. maddesi ifade özgürlüğünü, 11. maddesi ise barışçıl toplanma ve örgütlenme özgürlüğünü koruma altına aldığını anımsattı.

Körükmez, “İdari düzenlemeleri, temel hakların özünü ortadan kaldıracak veya kullanılmasını fiilen imkânsız hâle getirecek biçimde yorumlanamaz ve uygulanamaz” diye konuştu.

“Sendikal özgürlüğün özüne doğrudan müdahaledir”

Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şube Başkanı Lülüfer Körükmez, kararın sendikal haklar bakımından da kabul edilemez olduğunu vurguladı:

“Sendikal örgütlenme ve faaliyet yürütme hakkı; Anayasa, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu ile Türkiye'nin taraf olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 87 sayılı sözleşme tarafından korunmaktadır. Bu güvenceler, sendikal faaliyetlerin kamu otoritelerinin müdahalesinden bağımsız biçimde yürütülmesini öngörmektedir. Sendikaların üyelerini ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla yürüttükleri faaliyetlerin önceden idari izne bağlanması, sendikal özgürlüğün özüne doğrudan müdahaledir.”

Üniversitelerin özgür düşüncenin, eleştirel düşüncenin ve demokratik tartışmanın alanları olduğuna dikkat çeken Körükmez, “Akademik ve idari emekçilerin, öğrencilerin ve üniversitenin tüm bileşenlerinin düşüncelerini barışçıl yollarla ifade etmesi, basın açıklaması yapması ve demokratik tepkilerini ortaya koyması üniversite yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır” ifadelerini kullandı.

“Üniversite yönetimlerinin anayasal çerçeveyi bilmediği düşünülemez”

Körükmez, üniversite yönetimlerinin görevinin bu hakları idari izin mekanizmalarıyla sınırlandırmak olmadığını, bu hakların özgürce ve güven içinde kullanılabileceği koşulları sağlamak olduğunu hatırlattı.

Rektörlük makamı, ifade özgürlüğüne izin veren ya da onu denetleyen bir otorite değil; üniversitenin akademik özerkliğini, hukuka uygun işleyişini ve temel haklara saygıyı güvence altına almakla yükümlü bir kamu yönetimidir” diyen Körükmez, şunları dile getirdi:

Üniversite yönetimlerinin ve hukuk müşavirliklerinin temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal çerçeveyi bilmediği düşünülemez, düşünmek istemeyiz.

Dolayısıyla burada karşı karşıya olduğumuz durum, hukuki bilgi eksikliğinden değil; temel hak ve özgürlükleri idari tasarruflarla sınırlandırmayı olağanlaştıran bir yönetim anlayışından kaynaklanmaktadır.

Ege Üniversitesi Yönetim Kurulunun kararı yalnızca münferit bir idari işlem değil; ülkemizde hukukun üstünlüğü, demokratik haklar ve üniversite özerkliği alanlarında yaşanan daha geniş sorunların üniversitelere yansımasının somut bir örneğidir.

Düzenlemenin hukuka aykırı olduğunu ifade eden şube başkanı Körükmez, kararı yargıya taşıyacaklarını söyledi.

“Özgürlükleri daraltan yönetim anlayışının yeni bir örneği”

Eğitim Sen İzmir 3 No'lu Üniversiteler Şubesi ile Sağlık Emekçileri Sendikası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu üyeleri kararın, “yalnızca hukuka aykırı bir idari işlem değil; üniversitelerde temel hak ve özgürlükleri daraltan yönetim anlayışının yeni bir örneği” olduğunu ve kararın geri çekilmesini istedi.

Eğitim emekçileri taleplerini şöyle sıraladı:

Çeşme'de ata tohumları ve aromatik bitkiler için yeni adım
Çeşme'de ata tohumları ve aromatik bitkiler için yeni adım
İçeriği Görüntüle

• Ege Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun 24 Temmuz 2026 tarihli kararının derhâl geri çekilmesi,

• Üniversite yerleşkelerinde anayasal hakların ve sendikal özgürlüklerin herhangi bir idari izne tabi tutulmaksızın kullanılmasının güvence altına alınması,

• Üniversite yönetiminin Anayasa'ya, uluslararası insan hakları sözleşmelerine ve sendikal haklara uygun hareket etmesi,

• Üniversite bileşenlerinin katılımını esas alan, özgür düşünceyi ve eleştirel tartışmayı destekleyen çoğulcu bir yönetim anlayışının benimsenmesi.

Muhabir: SERCAN ENGEREK