ABD tahvil piyasasında hafta başında sert bir satış dalgası yaşandı ve 30 yıllık Hazine tahvillerinin getirisi 2007 yılından bu yana görülmemiş bir seviyeye ulaştı. Pazartesi günü yüzde 5,31'e kadar yükselen getiri, artan kamu harcamaları, uzun vadeli borçlanma arzındaki genişleme ve enflasyonun beş yıldır Federal Rezerv'in hedeflediği seviyenin üzerinde seyretmesiyle birlikte yatırımcıları tedirgin ederken, piyasa otoritesi Yardeni Research'ten gelen açıklamada "henüz panik düğmesine basılmadığı" vurgulandı.

Getiriler neden bu kadar yükseldi
30 yıllık tahvilin getirisi pazartesi günü 6 baz puanlık artışla yüzde 5,31 seviyesine çıkarak son yaklaşık yirmi yılın zirvesini gördü. Bu yükselişin arkasında tek bir neden bulunmuyor; federal hükümetin giderek büyüyen harcamaları, uzun vadeli tahvil ihraçlarındaki artış ve enflasyonun uzun süredir Fed'in yüzde 2 hedefinin üzerinde kalması bir araya gelerek yatırımcıları uzun vadeli borç kağıtlarından uzaklaştırdı. Yatırımcılar, kalıcı hale gelmiş yüksek enflasyon riskine karşı kendilerini korumak amacıyla daha yüksek getiri talep etmeye başladı ve bu durum küresel çapta bir tahvil satışına dönüştü.
Benzer bir tablo ABD'nin dışında da gözlemleniyor. Kanada'nın 30 yıllık tahvil getirisi 2010'dan bu yana, Almanya'nın eşdeğer tahvili ise 2011'den bu yana en yüksek seviyelerini test etti. Bu da yükselişin yalnızca ABD'ye özgü bir gelişme olmadığını, gelişmiş ekonomilerin genelinde hissedilen küresel bir eğilimin parçası olduğunu gösteriyor.

Yapay zeka yatırımları ve bütçe açığı tabloyu ağırlaştırıyor
Uzun vadeli tahvil getirilerindeki yükseliş, federal hükümetin borçlanma maliyetini doğrudan artırıyor. Bu tablonun arkasında, enflasyonun kısa vadeli faizleri yüksek seviyelerde tutmaya devam edeceği beklentisi kadar, şirketlerin yapay zeka yatırımlarını finanse etmek amacıyla borçlanmalarını hızlandırması da rol oynuyor. Buna ek olarak, uzun vadeli tahvillere geleneksel olarak talep gösteren yatırımcı gruplarının ilgisinin azalması, arz-talep dengesini bozan bir başka etken olarak öne çıkıyor.
Tüm bu gelişmeler, federal hükümetin yıllık yaklaşık 2 trilyon dolara ulaşan bütçe açığının ulusal borcu sürekli büyüttüğü bir dönemde yaşanıyor. Geçtiğimiz hafta ABD Hazinesi'nin gerçekleştirdiği 25 milyar dolarlık 30 yıllık tahvil ihalesi, yüzde 5,216 getiri ile 2001'den bu yana en yüksek maliyetle tamamlandı. Bir gün önce yapılan 10 yıllık tahvil ihalesinde de maliyet 2007'den bu yana en yüksek seviyeye çıkmıştı. 10 yıllık tahvillerin getirisi pazartesi günü 3 baz puan artışla yaklaşık yüzde 4,72'ye yükseldi. ABD Hazinesi'nin çarşamba günü 16 milyar dolarlık 20 yıllık tahvil ihracına çıkacak olması da piyasanın gündeminde yer alıyor. Öte yandan haziran ayında başta Japonya ve Çin olmak üzere yabancı yatırımcıların elinde tuttuğu ABD devlet tahvili stoklarında gerileme yaşandığı da dikkat çeken bir diğer detay.

Uzmanlardan "henüz erken" uyarısı
Barclays'in ABD faiz stratejisinden sorumlu başkanı Anshul Pradhan, uzun vadeli tahvillerdeki satış dalgasının geçici bir hareket olarak değerlendirilmesine karşı çıktıklarını belirtti. Pradhan'a göre piyasaya dair olumlu bir görüş oluşturabilmek için maliye politikasında beklenmedik bir iyileşme, yapay zeka bağlantılı tahvil ihraçlarında yavaşlama, Hazine'nin ihraç stratejisinde bir revizyon ve ekonomik verilerin art arda zayıf gelmesi gibi gelişmelerin bir arada yaşanması gerekiyor.
Yardeni Research ise yatırımcıların artan kamu borcuna karşı giderek daha huzursuz bir tutum sergilediğine dikkat çekerken, ABD tahvil piyasasında şu aşamada panik düğmesine basmak için somut bir gerekçe bulunmadığını savundu. Kurum stratejistleri, 10 yıllık tahvil getirisinin ekonomiye ve şirket kârlılığına ciddi bir zarar vermeden yüzde 4 ile yüzde 5 arasındaki normal aralıkta seyretmeye devam edeceği yönündeki görüşlerini koruduklarını, ancak getirinin artık bu aralığın üst sınırına yaklaşmış olması nedeniyle piyasadaki "tahvil tetikçisi" hareketlerini daha yakından takip ettiklerini ifade etti.
Piyasa gözlemcileri, önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek yeni tahvil ihaleleri ve açıklanacak enflasyon verilerinin, getirilerin bu seviyede kalıcı olup olmayacağı konusunda belirleyici olacağını vurguluyor.





