Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen, 18 binden fazla insanın yaşamını yitirdiği felaketin acısı ve adaletsizlik hâlâ tazeliğini koruyor. Merkez üssü Gölcük olan 7,4 büyüklüğündeki yıkıcı sarsıntı, arkasında on binlerce kayıp ve devasa bir ekonomik enkaz bırakırken, felaketin hukuki bilançosu vicdanları yaralamaya devam ediyor. Yıkılan binalardan sorumlu müteahhitlere açılan 2 bin 100 davanın neredeyse tamamı zamanaşımı ve ceza ertelemeleriyle sonuçsuz kaldı. Sorumluların cezasız kalması trajedinin boyutunu daha da derinleştirirken, yalnızca yetersiz altyapı ve kalitesiz binaların değil, cezasızlık zırhıyla tamamlanan sistemik bir ihmaller zincirinin simgesi olarak da hafızalara kazındı.
Türkiye'nin yakın tarihini derinden etkileyen ve merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti.
1999 yılında 16 Ağustos'u 17 Ağustos'a bağlayan gece saat 03:01'de meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki yer sarsıntısı, 45 saniye sürdü ve Türkiye tarihinin en büyük ikinci depremi olarak kayıtlara geçti.
Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın kırılmasıyla yaşanan sarsıntı; İstanbul, Bolu, Bursa, Eskişehir, Kocaeli, Sakarya ve Yalova'da ağır can ve mal kayıplarına yol açtı.

Fay hattı 120 kilometre boyunca kırıldı
ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS) tarafından büyüklüğü 7,6; Kandilli Rasathanesi tarafından ise 7,8 olarak ölçülen deprem, genel kabul gören 7,4 büyüklüğüyle kayıtlara işlendi.
17 kilometre derinlikte gerçekleşen sarsıntıda yer kabuğunun 120 kilometrelik bir hat boyunca kırıldığı ve yaklaşık 4 metre sağa kaydığı tespit edildi.
Felaketten üç ay sonra, 12 Kasım 1999'da meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki Düzce depreminde ise 845 kişi yaşamını yitirdi.

Ağır can kaybı ve devasa bina hasarı yaşandı
Resmi verilere göre felakette 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi yaralandı ve 5 bin 840 kişi kayboldu.
Gölcük'te yaklaşık 4 bin 500, Kocaeli genelinde 4 bin, Yalova ve Sakarya'da 2 bin 500'er, İstanbul Avcılar'da ise 976 kişi yaşamını yitirdi.
Meclis Araştırması Komisyonunun Temmuz 2010 raporunda 364 bin 905 konut ve iş yerinin yıkıldığı veya hasar gördüğü açıklandı.
Jeoloji Mühendisleri Odası, yüksek can kaybının ana nedenlerini aktif fay zonundaki yoğun yapılaşma, yumuşak alüvyon zemin ve kalitesiz malzeme ile yapılan hatalı binalar olarak sıraladı.

Ekonomi ağır darbe aldı
Farklı kurumların hesaplamalarına göre depremin ekonomik maliyeti 12 ile 20 milyar doları buldu.
Türkiye'nin en büyük petrol rafinerisi TÜPRAŞ'ta günlerce süren yangın çıktı.
Üretim faaliyetlerinin durması ekonomik küçülmeye yol açtı ve bu durumun 2001 ekonomik krizine zemin hazırlayan etkenlerden biri olarak değerlendirildi.

Yeni yasal düzenlemeler yürürlüğe girdi
Arama-kurtarma ve yardım çalışmalarında Kızılay, Sivil Savunma Birlikleri, AKUT ve uluslararası ekipler görev aldı.
Depremin ardından aralarında Özel İletişim Vergisi'nin de bulunduğu yeni vergiler getirildi, zorunlu deprem sigortası sistemi başlatıldı ve yapı denetim mevzuatları güncellendi.
Toplanma alanları belirlendi ve Ulusal Deprem Konseyi kuruldu.

2 bin 100 dava zamanaşımı veya ceza ertelemeleriyle sonuçlandı
Depremin ardından 170 kamu görevlisi hakkında dava açılırken, müteahhitlere yönelik 2 bin 100 dava zamanaşımı veya ceza ertelemeleriyle sonuçlandı.
Yalova'da binaları çöken müteahhit Veli Göçer 18 yıl 9 ay hapis cezası aldı ve 7,5 yıl yattıktan sonra 2011'de tahliye edildi.
Enkaz altından çıkarılan Ömür Kınay'ın hukuk mücadelesinde ise Anayasa Mahkemesi, Nisan 2019'da binanın ruhsatsız olması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verdi.



