Türkiye’de deprem riski yeniden gündemde. Yapay zekâ destekli analizlere ilişkin yayımlanan değerlendirmelerde Bingöl’deki Yedisu Fay Segmenti ile Marmara Ereğlisi-Silivri hattı öne çıktı. Olası bir kırılmada 7,2 ile 7,6 büyüklüğünde deprem senaryosu gündeme gelirken, bu rakamların kesin bir deprem tahmini olmadığına dikkat çekiliyor. Uzmanların bilimsel verilerle değerlendirmesi gereken bu senaryolar, Türkiye’de diri fayların izlenmesi ve yapı güvenliğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunan aktif fay hatları, deprem tehlikesine ilişkin tartışmaların merkezinde yer almayı sürdürüyor. Geçmiş depremlerin kayıtları, fayların hareket özellikleri ve yer kabuğundaki gerilim değişimleri üzerinden yapılan değerlendirmeler, olası büyük depremlerin hangi bölgelerde meydana gelebileceğine ilişkin önemli veriler sunuyor.

10 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan bir haberde, yapay zekâ destekli analizlerin Bingöl’deki Yedisu Fay Segmenti ile Marmara Ereğlisi-Silivri hattına dikkat çektiği aktarıldı. Haberde, bu fayların belirli koşullarda kırılması durumunda 7,2 ile 7,6 büyüklüğü arasında deprem senaryolarının gündeme gelebileceği belirtildi. Ancak söz konusu değerlendirmelerin hangi bilimsel model, veri seti ve bağımsız uzman incelemesiyle doğrulandığı açık biçimde ortaya konulmuş değil. Bu nedenle sonuçların kesinleşmiş bir bilimsel öngörü olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.

Cemil Tugay'a ağır suçlama: Tunç Soyer’i ihbar edenin o olduğunu biliyorum
Cemil Tugay'a ağır suçlama: Tunç Soyer’i ihbar edenin o olduğunu biliyorum
İçeriği Görüntüle

Deprem Yapay Zeka 1

Yedisu Fayı ve Marmara hattı neden gündemde?

Deprem tehlikesi bakımından öne çıkan bölgelerden biri, Kuzey Anadolu Fay Sistemi üzerinde bulunan Yedisu segmenti. Bingöl ve çevresindeki tektonik yapı içerisinde yer alan bu fay bölgesi, üretebileceği depremlerin olası etkileri nedeniyle bilimsel araştırmalarda önem taşıyor.

Marmara Denizi’nde ise özellikle İstanbul’un güneyindeki deniz altı fayları ve Silivri çevresindeki segmentler yakından takip ediliyor. Marmara’daki olası bir depremin etkileri yalnızca kırılmanın büyüklüğüne değil, fayın hangi bölümünün kırılacağına, depremin derinliğine, yerleşim alanlarının zemin özelliklerine ve yapıların dayanıklılığına da bağlı bulunuyor.

Yapay zekâ sistemleri, geçmiş deprem kayıtlarını ve farklı jeolojik ölçümleri birlikte değerlendirerek riskli bölgelerin belirlenmesine yardımcı olabiliyor. Bununla birlikte bir fayın riskli olarak sınıflandırılması, o bölgede yakın zamanda kesinlikle deprem meydana geleceği anlamına gelmiyor.

Deprem Yapay Zeka 2

Yapay zekâ deprem riskini nasıl analiz ediyor?

Gelişen veri işleme teknolojileri, deprem araştırmalarında yeni yöntemlerin kullanılmasını sağlıyor. Yapay zekâ algoritmaları; geçmiş depremlerin konumlarını, büyüklüklerini, fay geometrilerini ve yer hareketlerine ilişkin ölçümleri analiz ederek bilim insanlarına farklı senaryolar sunabiliyor.

Uydu tabanlı konum belirleme sistemlerinden elde edilen GPS ve GNSS verileri, yer kabuğundaki hareketlerin ölçülmesinde önemli bir rol oynuyor. Bu ölçümler, tektonik plakaların hareketleriyle ilişkili yer değiştirmelerin ve fay çevresindeki deformasyonların incelenmesine yardımcı oluyor.

Fayların bazı bölümlerinde hareketin uzun süre sınırlı kalması, çevredeki gerilimin nasıl dağıldığının araştırılmasını gerektiriyor. Ancak yalnızca hareketin sınırlı olması veya bir bölgede uzun süredir büyük deprem yaşanmaması, yakın zamanda kırılma gerçekleşeceğini kanıtlamıyor. Bu tür verilerin jeolojik saha çalışmaları, sismolojik gözlemler ve diğer ölçümlerle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Deprem Yapay Zeka 3

7,2 ile 7,6 büyüklüğü arasındaki senaryo ne anlama geliyor?

Yayımlanan haberde Yedisu ve Marmara hattı için 7,2 ile 7,6 büyüklüğü arasında olası deprem senaryolarına yer verildi. Bu aralık, gerçekleşeceği kesinleşmiş bir depremi veya belirli bir tarihte meydana gelecek bir sarsıntıyı ifade etmiyor.

Depremin büyüklüğü ile oluşturacağı hasar da birbirinden farklı kavramlar. Aynı büyüklükteki iki deprem, farklı derinliklerde ve farklı zemin koşullarında meydana geldiğinde birbirinden oldukça farklı sonuçlar doğurabiliyor. Yapıların mühendislik özellikleri, yerleşim yoğunluğu ve afet hazırlığı da can ve mal kaybının boyutunu belirleyen unsurlar arasında bulunuyor.

Bu nedenle yalnızca bir büyüklük aralığı üzerinden şehirlerin ne ölçüde etkileneceğini kesin olarak söylemek mümkün değil. Sağlıklı bir değerlendirme için fayın konumu, olası kırılma uzunluğu, yer hareketi tahminleri ve bölgesel yapı stoku gibi verilerin birlikte ele alınması gerekiyor.

Türkiye’nin diri fay haritası güncellendi

Türkiye’de deprem tehlikesinin değerlendirilmesinde başvurulan temel kaynaklardan biri, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından hazırlanan Türkiye Diri Fay Haritası.

Türkiye Diri Fay Haritası’nın 2026 sürümü, 23 Haziran 2026 tarihinde kamuoyuna duyuruldu. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası tarafından yayımlanan bilgilere göre, haritada 2013 yılında 485 olarak belirtilen diri fay sayısı, yeni saha çalışmaları ve araştırmalar doğrultusunda 700’e yükseldi.

Güncellenen harita, Türkiye’deki aktif fayların daha ayrıntılı incelenmesi, deprem tehlike analizlerinin geliştirilmesi ve zarar azaltma çalışmalarının planlanması açısından önemli bir veri kaynağı niteliği taşıyor.

Bununla birlikte diri fay haritası, tek başına bir sonraki depremin tarihini veya büyüklüğünü belirleyen bir tahmin sistemi değil. Harita, fayların konumlarının ve özelliklerinin anlaşılmasına yardımcı olurken, deprem tehlikesine ilişkin değerlendirmelerin diğer bilimsel verilerle birlikte yapılmasını sağlıyor.

Deprem Yapay Zeka 4

Deprem ne zaman olacak sorusu yanıtlanabilmiş değil

Bilim dünyasında deprem araştırmalarının en önemli başlıklarından biri, büyük bir depremin nerede ve hangi koşullarda meydana gelebileceğinin daha iyi anlaşılması. Faylardaki gerilim değişimlerini ölçen yöntemler, riskli alanların belirlenmesine katkı sağlasa da depremin kesin zamanını önceden bildirmek bugün için güvenilir biçimde çözülebilmiş bir problem değil.

Eylül 2026’da yayımlanan başka bir haberde de Kaliforniya Üniversitesi Riverside araştırmacılarının GPS verileri ve faylardaki kilitli bölgeler üzerine yürüttüğü çalışmalar gündeme geldi. Haberde aktarılan yöntemin, büyük depremlerin tam zamanını belirlemekten çok, fay üzerindeki gerilimin yoğunlaşabileceği bölgeleri anlamaya odaklandığı belirtildi.

Bu tür araştırmaların gelecekte deprem tehlikesinin değerlendirilmesini geliştirme potansiyeli bulunuyor. Ancak bilimsel bir yöntemin güvenilirliği, yalnızca geçmişteki bazı olaylarla örtüşmesine değil, farklı bölgelerde ve bağımsız verilerle sınanmasına da bağlı.

Uzmanlar için asıl mesele riskin azaltılması

Deprem araştırmalarında teknolojik gelişmeler önemli bir yer tutsa da afetlere karşı hazırlık, yalnızca tahmin sistemlerine dayandırılamaz. Riskin azaltılmasında yapıların güvenliği, mevcut binaların değerlendirilmesi, yerel zemin koşullarının incelenmesi ve afet yönetimi planlarının uygulanması belirleyici önem taşıyor.

Özellikle deprem tehlikesi bulunan bölgelerde yaşayanların, doğrulanmamış sosyal medya paylaşımları veya kesin tarih ve konum bildirdiği öne sürülen tahminler nedeniyle paniğe kapılmaması gerekiyor. Resmî kurumların açıklamaları ve bilimsel araştırmalar, depremle ilgili bilgilerin değerlendirilmesinde temel alınmalı.

Yapay zekâ, geniş veri kümelerinin analiz edilmesi ve araştırmacıların olası senaryoları karşılaştırması bakımından önemli bir araç olabilir. Ancak mevcut verilerin sınırlarını aşarak kesin deprem tarihi, yeri ve büyüklüğü bildirdiği yönündeki iddialar ihtiyatla ele alınmalı.

Türkiye’de Yedisu ve Marmara gibi aktif fay sistemlerinin araştırılması, deprem tehlikesinin anlaşılması açısından önemini koruyor. Asıl hedef ise bir sonraki depremin zamanını kesin olarak bildiğini iddia etmekten ziyade, bilimsel verileri kullanarak can kaybını ve hasarı azaltacak önlemleri zamanında hayata geçirmek.

Kaynaklar: Sözcü’nün 10 Ekim 2026 tarihli haberi; MTA’nın Türkiye Diri Fay Haritası-2026; TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası’nın 23 Haziran 2026 tarihli duyurusu; Sözcü’nün Eylül 2026’da yayımladığı faylardaki gerilim ve GPS ölçümlerine ilişkin araştırma haberi.

Kaynak: HABER MERKEZİ