Deutsche Bank'ın on yıldır yayımladığı küresel yaşam maliyeti araştırması bu yıl da büyük yankı uyandırdı. 69 kenti ve 41 ekonomiyi mercek altına alan rapor, Türkiye'ye ilişkin çarpıcı bir tabloyu gözler önüne serdi: iPhone, Türkiye'de ABD fiyatının tam 2,2 katına satılıyor. Bu tek veri bile küresel fiyat eşitsizliklerinin ne denli derin bir boyuta ulaştığını anlatmaya yetiyor.
TÜRKİYE, TEKNOLOJİ FİYATLARINDA DÜNYANIN EN PAHALI ÜLKESİ
Deutsche Bank analistleri Jim Reid ve Galina Pozdnyakova'nın imzasını taşıyan "Mapping the World's Prices" araştırmasının onuncu baskısı, bu hafta kamuoyuyla paylaşıldı. Söz konusu çalışma; dünyanın dört bir yanındaki büyük şehirlerde kira bedellerini, günlük tüketim harcamalarını ve yaşam standartlarını karşılaştırmalı bir perspektifle ele aldı. Ancak raporun belki de en çok konuşulacak bulgusu, teknoloji ürünleri fiyatlandırmasında Türkiye'nin zirveye oturması oldu.
Araştırma kapsamına alınan 41 ekonomi içinde Türkiye, iPhone için ödenen bedelin Amerika Birleşik Devletleri'ndeki satış fiyatına oranla 2,2 kat daha yüksek olduğu tek ülke konumuna geldi. Bu oran, Türkiye'yi dünyada söz konusu akıllı telefonu en pahalıya satan ülke yaptı. Verilere göre aynı ürünü ABD'den daha ucuza sunan ülkeler yalnızca Güney Kore ve Japonya ile sınırlı kaldı.

İSVİÇRE METROPOLLERİ ZİRVEDEYKEN TOKYO ŞAŞIRTIYOR
Küresel yaşam maliyeti kıyaslamasında ise tablo farklı bir hikâye anlatıyor. Zürih ve Cenevre, dünyanın en pahalı şehirleri olma unvanını bu yıl da kimseye bırakmadı. Bu iki İsviçre kentinin hemen arkasında Tel Aviv, New York ve San Francisco sıralandı. Oysa aynı ölçekte değerlendirilen Tokyo, pek çok ekonomistin beklentisinin aksine gelişmiş büyük piyasalar arasında dikkat çekici bir ucuzluk adası olarak öne çıktı.
Rakamlara bakıldığında bu tablo daha da çarpıcı bir hal alıyor. Tokyo'da iki kişilik bir akşam yemeğinin maliyeti New York'taki benzer deneyimin yalnızca üçte birine denk geliyor. Üç odalı bir dairenin aylık kirası ise New York'taki eş değer konutun dörtte biri seviyesinde kalıyor. Bu farkın temelinde Japonya'nın uzun süredir benimsediği para politikası ve enflasyonla mücadele stratejisinin yattığı değerlendiriliyor.

YAŞAM KALİTESİNDE LÜKSEMBURG İLK SIRAYA YERLEŞTİ
Yaşam kalitesi endeksinde ise Lüksemburg liderliğini bir kez daha pekiştirdi. Kopenhag, Amsterdam, Viyana ve Münih bu sıralamada Lüksemburg'un hemen ardına yerleşirken; Paris, Londra ve New York gibi küresel finans başkentleri yüksek konut maliyetleri ve çevre kirliliği baskısı nedeniyle beklenenin çok gerisinde kaldı. Ücret düzeyleri açısından değerlendirildiğinde ise Zürih, çalışanlarına en yüksek geliri sunan şehir unvanını elinde tuttu. Öte yandan Budapeşte, son on yılda maaşların yüzde 161 oranında artışıyla dikkat çekici bir ivme yakaladı.
KONUT PİYASASINDA HONG KONG ZİRVEDEN İNMİYOR
Gayrimenkul cephesinde Hong Kong, pandemi öncesi dönemin yüzde 10 gerisine düşen fiyatlara rağmen dünyanın en pahalı konut pazarı olmayı sürdürüyor. Teknoloji sektöründeki hızlı büyüme ve kısıtlı konut arzının körüklediği Seul ise üçüncü sıradan Hong Kong'un bu liderliğini tehdit etmeye başladı. Zürih, Singapur ve Cenevre, liste sıralamasında ilk beşi tamamlayan diğer şehirler oldu.
Konut fiyatlarındaki on yıllık değişime bakıldığında ise en büyük sıçramayı yüzde 209 artışla Budapeşte gerçekleştirdi. Bu oran, araştırmanın yürütüldüğü tüm örneklem içinde kaydedilen en yüksek yükseliş olma özelliğini taşıyor.

GÜNLÜK HARCAMALAR ŞEHİRDEN ŞEHRE UÇURUM YARATIYOR
Rapora yansıyan bir diğer çarpıcı tablo, günlük yaşam harcamaları ve hizmet maliyetlerindeki derin farklılıklar. Son on yılda küresel pahalılık sıralamalarında hızla yükselen Tel Aviv, artık dünyanın en yüksek bedelli hızlı yiyecek menüsünün sunulduğu şehir konumuna ulaştı. Aylık toplu taşıma aboneliğinde Londra en masraflı seçenek olarak öne çıkarken, Lüksemburg bu hizmeti vatandaşlarına tamamen ücretsiz sunmayı sürdürüyor.
Akaryakıt fiyatlarında ise uçurum adeta somutlaşıyor. Hong Kong'daki benzin ücreti Kahire'dekinin yaklaşık 9 katına ulaşıyor. Taksi ücretleri söz konusu olduğunda bu makas daha da açılıyor: Zürih'te aynı mesafe için ödenen ücret Kahire'nin 23 katı seviyesinde seyrediyor. Enerji krizinin kalıcı izlerini taşıyan Almanya ve Orta Avrupa şehirleri ise fatura maliyetleri bakımından dünyanın en pahalı ilk on bölgesi arasında belirgin biçimde yer aldı.
Deutsche Bank'ın on yıldır yürüttüğü bu araştırma, küresel ekonomik dengelerin ne kadar hızlı ve köklü biçimde değiştiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Türkiye'nin teknoloji fiyatlandırmasındaki bu dramatik konumu ise söz konusu değişimin en çarpıcı göstergelerinden biri olarak kayıtlara geçti.





