Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde yaşanan 5,4 büyüklüğündeki depremin ardından yeni bir değerlendirme yaparak Denizli’deki Pamukkale Fayı’na dikkat çekti. Üşümezsoy, söz konusu fayın büyüklüğü 6,5 ile 7 arasında değişebilecek bir deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu öne sürdü.
Deprem ne oldu, ne zaman oldu?
Olay, 24 Eylül sabahı saat 10.40 sıralarında Şanlıurfa’nın Karaköprü ilçesinde meydana geldi. Yerin yaklaşık 7 kilometre altında kaydedilen 5,4 büyüklüğündeki sarsıntı; Diyarbakır, Gaziantep, Adıyaman ve Malatya gibi komşu illerde de hissedildi. Depremin ardından bölgede saha incelemeleri başlatılırken, Üşümezsoy’un yıllar önce dile getirdiği fay değerlendirmeleri de yeniden gündeme taşındı.

Bozova fayı neden yeniden konuşuluyor
Üşümezsoy’un 31 Mart 2023’te, Kahramanmaraş merkezli depremlerin hemen ardından yaptığı açıklamalar, Karaköprü depremiyle birlikte tekrar hatırlandı. Söz konusu açıklamada Üşümezsoy, Atatürk Barajı’nın güneyinde kalan fay hattına, özellikle de Bozova Fayı çevresinde biriken gerilimin yakından takip edilmesi gerektiğine işaret etmişti. Pazarcık ve Elbistan depremlerinin, bölgedeki bazı fayların üzerinde ek bir gerilme oluşturabileceğini savunan Üşümezsoy, bu değerlendirmesinde Atatürk Barajı yakınındaki fayların konumuna ve deprem sonrası stres dağılımındaki değişime dikkat çekmişti. Nitekim 2026 yılında yenilenen Türkiye Diri Fay Haritası’nda Bozova Fayı, 55 kilometre uzunluğunda sağ yanal doğrultu atımlı bir diri fay olarak tanımlanıyor.
Geçmişte işaret ettiği bölgeler
Üşümezsoy, yaptığı açıklamada daha önceki fay öngörülerini de hatırlattı. 2012 yılında, Erzincan depreminin üzerinden 20 yıl geçmesi vesilesiyle kendisine Türkiye’deki riskli bölgeler sorulduğunu belirten Üşümezsoy, o dönem Sivrice, Acıpayam ve Yedisu hattını işaret ettiğini aktardı. Bu üç bölgeden Sivrice ve Acıpayam’da daha sonraki yıllarda gerçekten deprem meydana geldiğini söyleyen Üşümezsoy, Sisam Adası’ndaki depremden önce de aynı fay hattına dikkat çektiğini ifade etti. Üşümezsoy ayrıca, geçmişte Silivri-Kumburgaz hattında 6 ile 6,5 büyüklüğünde bir deprem olabileceğini öngördüğünü ve Simav-Sındırgı bölgesine de benzer şekilde işaret ettiğini sözlerine ekledi.

Pamukkale fayı için yeni uyarı
Son değerlendirmesinde gözünü Denizli’ye çeviren Üşümezsoy, Pamukkale Fayı’nın bölgedeki risk taşıyan faylar arasında yer aldığını savundu. Büyüklüğü 7’nin altında kalmakla birlikte 6,5 ile 7 aralığında bir deprem üretebilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Üşümezsoy, bu fayın Buldan, Karahayıt, Pamukkale ve Denizli hattı boyunca uzandığını açıkladı.
Bölgenin sismik geçmişi
Üşümezsoy, Pamukkale ve çevresinin yalnızca bugünkü deprem riski açısından değil, tarihsel kayıtlar bakımından da önemli bir bölge olduğuna dikkat çekti. Antik kent Laodikeia çevresinde geçmiş dönemlerde çok sayıda depremin yaşandığını belirten Üşümezsoy, bölgedeki kaplıca ve sıcak su kaynaklarının da yer altındaki fay hatlarıyla bağlantılı olduğunu söyledi. Üşümezsoy’un aktardığına göre, Milattan Sonra 40 yılında bölgede meydana gelen büyük bir deprem tarihsel kayıtlarda yer alıyor.
Üşümezsoy’un bu değerlendirmeleri, bilimsel bir öngörü niteliği taşımakla birlikte, Türkiye’de deprem tahmini konusunda kesin bir yöntemin bulunmadığı ve farklı bilim insanlarının farklı değerlendirmelerde bulunabildiği de unutulmamalı.

Şener Üşümezsoy kimdir?
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, 14 Kasım 1950’de İstanbul’un Üsküdar ilçesinde, Kırım kökenli Tatar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Orta ve lise öğrenimini 1964-1969 yılları arasında Pertevniyal Lisesi’nde tamamlayan Üşümezsoy, ardından İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nü kazandı ve lisans eğitimini bu bölümde tamamladı.
Akademik kariyerine aynı üniversitede devam eden Üşümezsoy, yüksek lisans ve doktora derecelerini de İstanbul Üniversitesi’nde aldı. 1991 yılında profesörlük unvanını kazanan Üşümezsoy, uzun yıllar İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yaptı. Kariyeri boyunca Almanya’da bir üniversitede dersler veren Üşümezsoy, bir dönem de Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) bünyesinde çalıştı.
Üşümezsoy’un adı, özellikle 1999 yılındaki Marmara (İzmit) depreminin ardından yaptığı değerlendirmelerle geniş kitlelere duyuldu. O tarihten bu yana sismotektonik, fay hatları ve deprem riski üzerine yürüttüğü çalışmalarla kamuoyunun yakından takip ettiği isimlerden biri haline geldi. Silivri-Kumburgaz hattı, Sisam, Sivrice, Acıpayam ve Simav-Sındırgı gibi bölgelere yönelik geçmiş değerlendirmeleri, bazı durumlarda sonrasında meydana gelen depremlerle örtüşmesi nedeniyle sık sık hatırlanıyor.
Jeoloji alanındaki akademik yayınlarının yanı sıra "İstanbul Depremi" ve "Vatandaş için Deprem Rehberi" gibi kitapların da yazarı olan Üşümezsoy, jeopolitik ve strateji konularında da kitaplar kaleme aldı. Televizyon programları ve sosyal medya hesapları üzerinden deprem konusundaki görüşlerini düzenli olarak paylaşan Üşümezsoy, bugün de bu alandaki açıklamalarıyla gündemde yer almaya devam ediyor.




