Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, boşandıktan sonra eski eşiyle fiilen birlikte yaşadığı iddia edilen kişilerin yetim aylığına ilişkin davada önemli bir değerlendirmeye imza attı. Daire, yalnızca mevcut rapor ve sınırlı tanık anlatımlarıyla karar verilemeyeceğine dikkat çekerek adres kayıtları, kolluk araştırması ve komşu, muhtar, kapıcı ve apartman yöneticilerinin bilgisine başvurulmasını istedi. Kararda, boşanmanın hangi amaçla yapıldığı değil, boşanma sonrasında fiilen birlikte yaşama durumunun ortaya konulmasının esas olduğu vurgulandı.

Yargıtay’dan yetim aylığı konusunda dikkat çeken karar

Sosyal güvenlik mevzuatında, eşinden boşandıktan sonra eski eşiyle fiilen birlikte yaşamaya devam eden kişilerin ölüm veya yetim aylıkları konusunda önemli bir düzenleme bulunuyor. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesi, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış gelir ve aylıklarının kesileceğini, daha önce yapılan ödemelerin ise kanunun ilgili hükümleri kapsamında geri alınabileceğini düzenliyor.

Bu düzenlemenin uygulanmasına ilişkin önemli bir uyuşmazlık Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin önüne geldi. Daire, 5 Kasım 2025 tarihli, 2025/9040 Esas ve 2025/14859 Karar sayılı ilamında ilk derece mahkemesinin kararını eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle bozdu.

Yargıtay Sgk 1

Davanın geçmişi yıllar öncesine uzanıyor

Dosyaya yansıyan bilgilere göre davacı kadın, eşiyle 14 Mart 2001 tarihinde boşandı. Babası 7 Kasım 2002 tarihinde hayatını kaybetti. Davacıya babasından dolayı 1 Ekim 2003 tarihinde yetim aylığı bağlandı. Ancak daha sonra Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan incelemede, kadının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı sonucuna ulaşıldı ve aylık kesildi.

Kurumun 19 Mart 2009 tarihli denetim raporuna dayanan işlemi kapsamında, 26 Ekim 2008 ile 25 Mayıs 2009 arasında yapılan ödemelerin de yersiz ödeme olduğu ileri sürüldü. Davacı bu işleme karşı dava açtı ancak ilk yargılama sürecinde talebi reddedildi ve karar kesinleşti.

Aradan geçen yılların ardından davacı, 22 Temmuz 2022 tarihinde SGK’ya yeniden başvurarak yetim aylığının bağlanmasını istedi. Kurum ise 12 Ağustos 2022 tarihinde önceki denetim raporunu gerekçe göstererek talebi kabul etmedi. Bunun üzerine uyuşmazlık yeniden yargıya taşındı.

İlk mahkeme aylığın yeniden bağlanmasına karar verdi

İş Mahkemesi, yapılan emniyet araştırması ve dinlenen tanıkların anlatımlarını dikkate alarak davacının talebini kabul etti. Mahkeme, SGK’nın aylığın yeniden bağlanmasına yönelik başvuruyu reddeden işleminin iptaline ve yetim aylığının başvuru tarihinden itibaren ödenmesine karar verdi.

SGK’nın istinaf başvurusu da reddedilince dosya temyiz incelemesi için Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’ne taşındı. Yargıtay ise alt mahkemelerin yaptığı incelemenin uyuşmazlığı aydınlatmak için yeterli olmadığı sonucuna vardı.

Yargıtay: Asıl mesele boşanmanın amacı değil

Kararın dikkat çeken bölümlerinden biri, boşanmanın neden gerçekleştiğine ilişkin değerlendirme oldu.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 5510 sayılı Kanun’un 56. maddesinde boşanmanın hangi amaçla yapıldığına dair özel bir şart bulunmadığına dikkat çekti. Buna göre mahkemelerin, tarafların boşanma sırasında gerçekten ayrılma iradesine sahip olup olmadığını ya da boşanmanın “muvazaalı” olup olmadığını ayrıca tartışmasının gerekli olmadığı belirtildi. Esas alınması gereken unsurun, kanunda açıkça yer aldığı biçimiyle boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama durumunun bulunup bulunmadığı olduğu vurgulandı.

Yargıtay’ın değerlendirmesinde, tarafların gerçekten boşanma iradesine sahip olup olmamasının tek başına belirleyici olmadığı, 1 Ekim 2008’den itibaren boşanılan eşle fiili birlikteliğin tespit edilmesi halinde gelir veya aylığın kesilmesinin kanundaki düzenlemenin sonucu olduğu ifade edildi.

Yargıtay Sgk 2

Yargıtay’dan ezber bozan ‘5 yıl’ kararı: Kira sözleşmesini yenileyenler dikkat!
Yargıtay’dan ezber bozan ‘5 yıl’ kararı: Kira sözleşmesini yenileyenler dikkat!
İçeriği Görüntüle

Komşular, muhtar ve apartman yöneticileri de dinlenebilecek

Dosyadaki en önemli ayrıntılardan biri ise birlikte yaşama iddiasının nasıl araştırılacağına ilişkin oldu.

Yargıtay, yalnızca tek bir denetim raporuna veya sınırlı sayıdaki tanık anlatımına dayanılarak sonuca gidilmesini yeterli görmedi. Daireye göre öncelikle davacı ile boşandığı eşinin nüfus kayıt sistemindeki adres bilgilerinin ayrıntılı biçimde incelenmesi gerekiyor.

Bununla birlikte ilgili dönemlerde bu adreslerde kimlerin yaşadığı kolluk aracılığıyla araştırılmalı. Adreslerdeki yaşam düzeninin ortaya çıkarılması için mahalle veya köy muhtarı ve azalarının yanı sıra komşuların, apartman yöneticilerinin, kapıcıların ve çevredeki kişilerin bilgisine de başvurulması gerektiği belirtildi.

Yargıtay’ın yaklaşımı bununla da sınırlı değil. Kararda adres hareketleri, ikamet belgeleri, su, elektrik ve telefon abonelikleri, seçmen kayıtları, resmi ve özel kuruluşlara bildirilen adresler ile gerektiğinde banka ve sağlık kayıtları gibi verilerin de incelenebileceği belirtiliyor. Amaç, eski eşlerin uyuşmazlık konusu dönemde gerçekten aynı yaşamı sürdürüp sürdürmediğinin somut verilerle ortaya çıkarılması.

Her görüşme birlikte yaşama anlamına gelmiyor

Kararda dikkat çekilen bir başka nokta da boşanmış kişilerin her türlü görüşmesinin otomatik olarak “fiilen birlikte yaşama” şeklinde değerlendirilemeyeceği oldu.

Özellikle ortak çocukların bulunması halinde, çocuklarla görüşmek, belirli günlerde bir araya gelmek veya boşanma sonrasında sürdürülen zorunlu kişisel ilişkiler tek başına kanundaki fiili birliktelik kavramı içinde değerlendirilmeyebilir. Yargıtay, ilişkinin gerçekten evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerini sürdürecek nitelikte olup olmadığının somut olayın koşullarına göre belirlenmesi gerektiğine işaret etti.

Bu nedenle, eski eşlerin aynı çevrede bulunmaları ya da zaman zaman birbirleriyle görüşmeleri ile sürekli ve fiili bir ortak yaşam sürdürmeleri arasında hukuken ayrım yapılması gerekiyor.

Yargıtay Sgk 3

Karar neden önemli?

Yargıtay’ın bozma kararının temelinde, birlikte yaşama iddiasının “şüpheye yer bırakmayacak” şekilde ortaya konulması gerekliliği bulunuyor. Daire, ilk derece mahkemesinin araştırmasını yeterli görmeyerek daha kapsamlı bir inceleme yapılmasını istedi.

Bu yönüyle karar, yetim aylığı veya benzeri sosyal güvenlik ödemeleri konusunda açılan davalarda yalnızca tarafların beyanlarının değil, yaşamın fiili koşullarını gösterebilecek çok sayıda verinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Yersiz ödemeler geri istenebiliyor

5510 sayılı Kanun’un 56. maddesi, fiilen birlikte yaşama durumunun tespit edilmesi halinde aylığın kesilmesini düzenlerken, geçmişte yapılan ödemelerin de kanunun 96. maddesi kapsamında geri alınabileceğini öngörüyor. Kanunun yürürlük tarihi olan 1 Ekim 2008 öncesine ilişkin ödemeler bakımından ise bu hükmün geriye yürütülmemesi gerektiği Yargıtay kararında ayrıca vurgulanıyor.

Dolayısıyla uyuşmazlık konusu dönemin hangi tarihten başladığı, fiili birlikteliğin ne zaman gerçekleştiği ve hangi ödemelerin bu kapsama girdiği de davanın sonucunda önem taşıyor.

Dosya yeniden görülecek

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, mevcut delilleri yeterli bulmayarak Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırdı ve ilk derece mahkemesinin kararını bozdu. Daire, eksik kalan araştırmanın tamamlanmasının ardından davacı ile eski eşinin hangi tarihler arasında fiilen birlikte yaşadığının somut biçimde ortaya konulmasını istedi. Karar 5 Kasım 2025 tarihinde oy birliğiyle verildi.

Böylece davada son söz henüz söylenmiş olmadı. Dosyanın yeniden görülmesiyle birlikte adres kayıtları, kolluk araştırmaları ve tanık anlatımları dahil olmak üzere daha geniş bir delil incelemesi yapılacak. Mahkeme, bu araştırmaların ardından yetim aylığının kesilmesine ilişkin işlemin hukuka uygun olup olmadığını yeniden değerlendirecek.

Kaynak: HABER MERKEZİ