KENAN YEŞİL / MANŞETİZ – Türkiye'nin geleneksel ve stratejik ihraç ürünlerinin başında gelen kuru incirde 2026-2027 hasat dönemi sürerken, 93 bin ton olarak açıklanan rekolte ihracatçı cephesindeki kara bulutları dağıtmaya yetmedi.
İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Üyesi Özhan Şen, kuru incir piyasası ve tarım sektörünün genel gidişatına dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Özhan Şen, tarladan sofraya uzanan zincirde kalitenin göz ardı edilmesinin faturasını tamamen ihracatçının ödediğini öne sürdü.

"Bir konteynerin dönmesi ihracatçıyı batırıyor"
Rekoltenin 90 bin tonun üzerine çıkmasının sevindirici olduğunu ancak satılamayan ürünün değere dönüşemeyeceğini ifade eden Özhan Şen, Avrupa sınırındaki katı denetimlere dikkat çekerek, “Aflatoksin ve okratoksin sorununa bir türlü çözüm bulunamadığı için ihracatta çok büyük zorluklar yaşanıyor. Şimdi buna bir de yeni bir mantar çeşidi eklendi. Avrupa'da bu mantar türü için de analizler yapılmaya başlandı. Analizden geçemeyip gümrükten geri dönen mallar var. Bugün tek bir konteyner malın geriye dönmesi demek, bir ihracatçının doğrudan batması demektir” dedi.

Kuru incir ihracatında jübile tehlikesi
Sorunun temelinde üreticinin ürünü tasnif etmeden piyasaya sürmesi ve aracı mekanizmaların denetimsizliğinin yattığını belirten Şen, Aydın’daki sektör buluşmasında yaşanan karamsarlığı aktarıp, “Aydın’da yapılan incir toplantısına eskiden 20-30 kişi katılırdı; bu kez 200-250 kişi toplandı. Çünkü herkes batmak üzere, herkes 'Bu sene artık jübilemizi yapıp ihracattan çıkacağız' diyor. Tüccar mutlu; malı alıp hemen ihracatçıya satarak kurtuluyor. Bütün risk ve sıkıntı ihracatçının sırtına biniyor. Sebebi ise köylümüzün malı seçmemesi. Köylü malı hiçbir şekilde ayıklamadan çengelciye veriyor. Çengelci tüccara, tüccar ihracatçıya devrediyor. İhracatçı ambalajını yaptırmış, taahhüdünü vermiş ama içi korku dolu. Tarım Bakanlığı yetkilileri de toplantıdaydı; onlar da 'Kararlar Avrupa'da alınıyor, yapacak bir şey yok, malı iyi seçip iyi test edin' diyor. Halbuki ben de üreticilikten geliyorum; köylüye sesleniyorum: Aydın'ın zenginliği incirden ve zeytinden geliyor. İncirinizi temiz seçip ihracata uygun vermezseniz, bu dağlara başka ne dikeceksiniz? 90 bin tonluk rekoltenin satışı bu gidişle imkânsız hale gelecek” diye konuştu.

“Artık paramız da kalmadı"
Türkiye'nin tarım politikalarındaki yapısal çöküşe ve girdi maliyetleri nedeniyle ekim yapmaktan vazgeçen üreticilerin durumuna da değinen Şen, pamuk örneği üzerinden sert eleştirilerde bulunarak, “Zamanında 'Gıda yoksa paramız var, dışarıdan satın alırız' deniyordu. Şimdi paramız da yok, halkın alım gücü de kalmadı. Bir ülkenin tarıma yönelmesi, bilimle, üniversitelerle, ziraat odalarıyla planlama yapması bu kadar mı zor? 'Biz tarımla değil inşaatla büyüyeceğiz' diyorsanız o başka ama bu halkı doyurmak zorundasınız. Bugün Menemen, Bergama ve Söke Ovaları pamuk ekmedi. 1 milyon 200 bin tonluk pamuk üretimi 400 bin tonlara kadar geriledi. Stratejik bir ürün olan pamuğun bu noktaya düşmesi utanç vericidir. Artık Mısır bile tarımsal üretimde Türkiye'yi geçmek üzere” ifadelerini kullandı.




