İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturmanın ana davasında beklenmedik bir gelişme yaşandı. Tutuksuz sanık sıfatıyla mahkeme huzurunda savunma yapan iş insanı Muzaffer Beyaz'ın sorgusu sürerken söz alan savcılık makamı, ara mütalaasını açıkladı. Mütalaada, Beyaz'ın yargılama sürecinin farklı aşamalarında verdiği ifadeler arasında çelişki bulunduğu belirtilerek işadamının tutuklanması talep edildi. Savcılığın bu çıkışı, duruşma salonunda bulunan sanık avukatlarının sert tepkisine yol açtı.
Dosya, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'de, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısına inşa edilen yeni duruşma salonunda görülüyor. Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 414 sanıklı, 53'ü tutuklu dev dosyada, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına geçildiği oturumda gündeme gelen tutuklama talebi, davanın seyrini bir kez daha değiştirebilecek nitelikte görülüyor.

Sorgu ortasında gelen mütalaa neden tartışma yarattı
Mahkeme heyeti, önceki oturumlarda tutuksuz sanıkların savunma sırasını duyurmuş, ilk sırayı soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında ifade vererek tahliye edilen iş insanı Seyfi Beyaz almıştı. Seyfi Beyaz'ın ardından kürsüye çağrılan isim ise Muzaffer Beyaz oldu. Sorgusu henüz tamamlanmadan, savcılık makamının ara mütalaa ile devreye girmesi ve doğrudan tutuklama talep etmesi, salonda beklenmeyen bir gerilim yarattı.
Sanık avukatları, savunma ve sorgu süreci tamamlanmadan, henüz ifade alma aşamasındayken bir tutuklama talebinin gündeme getirilmesinin usul açısından sorunlu olduğunu savundu. Avukatlara göre bu yöntem, sanığın mahkeme karşısında özgür iradesiyle konuşma hakkını zedeleyebilecek bir baskı unsuru oluşturuyor. Savunma tarafı, sorgunun tamamlanmasının beklenmesi gerektiğini, aksi bir uygulamanın adil yargılanma ilkesiyle bağdaşmayacağını ileri sürdü. Mahkeme heyetinin bu itirazlar karşısında nasıl bir yol izleyeceği ve tutuklama talebini ne zaman karara bağlayacağı ise henüz netlik kazanmadı.

Muzaffer Beyaz kimdir?
İBB soruşturmasının en çok konuşulan isimlerinden biri haline gelen Muzaffer Beyaz, İstanbul'un Beylikdüzü ilçesinde uzun yıllardır inşaat ve gayrimenkul alanında faaliyet gösteren bir iş insanı. Beylikdüzü'nde on beşe yakın konut ve rezidans projesi geliştirdiği, bu projelerin bir kısmının Ekrem İmamoğlu'nun belediye başkanlığından önce başlatıldığı, ancak ruhsatlandırma süreçlerinin İmamoğlu döneminde tamamlandığı biliniyor.
Beyaz, soruşturmanın ilerleyen aşamasında savcılığa "müşteki-şüpheli" sıfatıyla ifade vermişti. Bu ifadede, iş ortakları aracılığıyla Ekrem İmamoğlu ile tanıştığını, ortak yürütülen bir proje kapsamında İmamoğlu'nun hisselerini daha sonra bir başka isme devrettiğini ve akabinde Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğunu anlattığı basına yansımıştı. İfadesinde ayrıca, Bakırköy'de kat karşılığı devraldığı büyük bir arsa projesiyle ilgili olarak, dönemin imar biriminden sorumlu yöneticisiyle yapılan bir görüşmede kendisinden inşaat izni karşılığında yüksek meblağlı bir ödeme talep edildiğini, bu talebi reddettiğini, ardından projesinin kat sayısının önemli ölçüde düşürüldüğünü öne sürmüştü.
Muzaffer Beyaz'ın ifadelerinde dikkat çeken bir diğer başlık ise iskân işlemleriydi. Beyaz, projelerinin oturma iznini alabilmek için belediye nezdinde işleri takip eden bir aracıya taşınmaz devri yaptığını, bu kapsamda birden fazla dükkân ve dairenin el değiştirdiğini, bir bölümünün de İmamoğlu'nun babası üzerine yapıldığını iddia etmişti. Ayrıca iki proje arasında yapılması istenen bir köprü inşası için nakit ödeme yaptığını belirtmiş, bu talebin kendisine "yukarıdan gelen talimat" olarak aktarıldığını söylemişti.
İddianamede Beyaz, benzer şekilde hem mağdur hem şüpheli konumunda yer alan Adem Kameroğlu, Mustafa Keleş, Seyfi Beyaz ve Mehmet Torun ile birlikte anılıyor. Bu isimlerin ortak özelliği, soruşturma sürecinde kendilerinden usulsüz talepte bulunulduğunu iddia ederken, aynı zamanda bu ilişkiler nedeniyle suç örgütüne yardım ve yataklık ile ilişkilendirilerek şüpheli sıfatıyla da yargılanmalarıdır. Mahkemedeki son oturumda gündeme gelen tutuklama talebi de, savcılığın bu çift taraflı konumla ilgili ifadelerdeki tutarsızlıklara dikkat çekmesiyle şekillendi.

Davanın genel tablosu ne durumda
İBB Davası, Ekrem İmamoğlu'nun suç örgütü kurup yönetmekle suçlandığı, hakkında iki bin yılı aşkın hapis cezası talep edilen geniş kapsamlı bir yolsuzluk ve örgütlü suç dosyası olarak biliniyor. Dava, kırk günlük bir aranın ardından ağustos ayı ortasında yeniden başlamış, ikinci celse kapsamında bu kez tutuksuz sanıkların savunmaları alınmaya başlanmıştı. Davanın ilk celsesinde İmamoğlu ile birlikte Murat Çalık, Resul Emrah Şahan, Murat Ongun, Mehmet Pehlivan ve Necati Özkan gibi isimlerin tutukluluk hallerinin devam ettiğine karar verilirken, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de aralarında bulunduğu altı sanık tahliye edilmişti.
Davanın tutuklu sanıklarına ilişkin en son aylık tutukluluk incelemesinde mahkemenin gerekçe belirtmeden tutukluluğun devamına karar vermesi, savunma avukatlarının bu karara itiraz etmesine yol açmıştı. Avukatlar, gerekçesiz bir tutukluluk kararının keyfi uygulama anlamına geleceğini ve Anayasa'ya aykırılık teşkil edeceğini savunarak mahkemeden gerekçeli bir karar talep etmişti. Bu tartışmalı sürecin üzerine gelen Muzaffer Beyaz hakkındaki tutuklama talebi, davanın tutuklu-tutuksuz sanık dengesi açısından da yeni bir tartışma başlığı oluşturdu.
Sürecin devamında neler bekleniyor
Mahkeme heyetinin, savcılığın Muzaffer Beyaz için sunduğu ara mütalaayı hangi oturumda karara bağlayacağı şu aşamada bilinmiyor. Savunma avukatlarının sorgunun tamamlanmadan tutuklama istenemeyeceği yönündeki itirazının kabul görüp görmeyeceği, önümüzdeki duruşmalarda netleşecek. Davanın kalabalık sanık listesinde savunma sırası devam ederken, tutuksuz yargılanan diğer isimlerin de benzer bir mütalaayla karşılaşıp karşılaşmayacağı yakından takip edilen konular arasında yer alıyor. Kamuoyunun büyük bir bölümünün gündeminde olan İBB Davası'ndaki gelişmeler, bir sonraki duruşmayla birlikte yeniden değerlendirilecek.





