Ahbap Derneği adına toplanan bağış fonlarının şahsi hesaplara yönlendirildiği iddiaları üzerine başlatılan mali soruşturma kapsamında sıcak bir gelişme yaşandı. Dijital yayın platformu BaBaLa TV'nin kurucusu Oğuzhan Uğur, ikametinde düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. Gelişmelerin ardından Oğuzhan Uğur'un babası, emekli Albay Hasan Atilla Uğur, hukuki sürece ve emniyet işlemlerine dair ilk kez konuştu.
Soruşturmanın merkezinde MASAK ihbarı var
Yürütülen adli soruşturmanın arka planında, kurumlar arası mali denetim mekanizmalarının devreye girdiği öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, soruşturma makamları BaBaLa TV’ye ait resmi banka hesaplarına yurt dışı kaynaklı, yüksek meblağlı döviz transferleri yapıldığını belirledi.
İlgili bankacılık kuruluşunun bu para hareketliliğini Mali Suçları Araştırma Kurulu’na (MASAK) "şüpheli işlem" koduyla bildirmesi üzerine adli makamlar düğmeye bastı. Bağış paralarının izinsiz transfer edildiği şüphesiyle Uğur'un evinde arama ve gözaltı işlemi gerçekleştirildi.
"Bizim başımız dik, alnımız açık"
Oğlunun gözaltına alınma süreciyle ilgili gazeteci Saygı Öztürk’e konuşan Hasan Atilla Uğur, haklarındaki iddiaları kesin bir dille reddetti. Oğluna güvendiğinin altını çizen Uğur, "Ekşi yemedik ki midemiz ağrısın" ifadelerini kullandı.
Ailenin sürece dair endişesi olmadığını belirten Uğur, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Oğlumun evine gelip gözaltına alınacağı ve evinin aranacağı söylenirken bunlar kayda alınıyor, daha sonra bir şekilde basına veriliyor. Ne yazık ki bu tür olumsuzluklara artık alıştık. Bizim başımız dik, alnımız açık. Hiçbir sıkıntılı durumumuz yok. En kısa sürede aramıza katılmasını bekliyoruz."
Hasan Atilla Uğur kimdir?
Kamuoyunun yakından tanıdığı emekli Jandarma İstihbarat Albayı Hasan Atilla Uğur, Türkiye’nin yakın askeri ve siyasi tarihindeki kritik dönemeçlerde yer almış bir isimdir.
1999 yılında Kenya'da yakalanarak Türkiye'ye getirilen terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ı İmralı Adası'nda ilk sorgulayan askeri yetkili olarak tarihe geçti.
Ergenekon soruşturmaları kapsamında tutuklanarak uzun yıllar cezaevinde kalan Uğur, bu süreçte kaleme aldığı "Apo Olayının Perde Arkası" kitabında, yaşadığı tüm hukuki mağduriyetlere rağmen "devletine küskün olmadığını" ifade etmişti.






