Akciğer zarları arasına hava kaçması sonucu organın büzülmesiyle ortaya çıkan spontan pnömotoraks (akciğer sönmesi), özellikle genç yaştaki bireylerde sıklıkla görülüyor. Hastalığın genellikle hiçbir belirti vermeden aniden ortaya çıktığını söyleyen Uzm. Dr. Murat Yüzüak, sürecin acil servis başvurularıyla netleştiğini belirtti. Dr. Yüzüak, tanı ve tedavi süreciyle ilgili şu bilgileri verdi:
"Hastalar acil servislere çoğunlukla bıçak saplanır tarzda ani göğüs ağrısı ve soluk alıp vermede güçlük şikayetiyle geliyor. Hastanede çekilen basit bir akciğer grafisi (röntgen) sayesinde bu durumu kolayca teşhis edebiliyoruz. Tanı koyulduktan sonra uygulanan doğru cerrahi müdahaleyle akciğer içindeki hava boşaltılıyor ve organ yeniden genişletilerek hastanın hızla sağlığına kavuşması sağlanıyor."
Pulmoner Emboli ve Kronik Hastalıklara Dikkat!
Nefes darlığı ve göğüs ağrısının altında yatan tek nedenin akciğer sönmesi olmadığını ifade eden Dr. Yüzüak, pulmoner embolinin (akciğer damarlarına pıhtı atması) de ani gelişen ve doğrudan hayati risk taşıyan çok ciddi bir tablo olduğunu vurguladı.

Göğüs ağrısı ve nefes darlığının "akut" ve "kronik" nedenler olarak iki grupta incelendiğini söyleyen Yüzüak, KOAH ve astım gibi kronik rahatsızlığı olan hastaların mevsimsel ya da çevresel faktörlerle alevlenme dönemine girebileceğini ve bu durumun da ciddi nefes darlığı yaratarak acil müdahale gerektirebileceğini hatırlattı.
"Basit Bir Rahatsızlık Deyip Geçmeyin, Zamanla Yarışın"
Özellikle aniden başlayan göğüs ağrısı ve nefes daralmasının evde geçmesinin beklenmemesi gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Murat Yüzüak, erken teşhisin önemini şu sözlerle özetledi:
"Pnömotoraks ve pulmoner emboli gibi ani başlayan rahatsızlıklar saniyeler içinde hayati tehlike yaratabilir. Bu belirtileri 'üşüttüm' ya da 'kasım sıkıştı' diyerek geçiştirmemek gerekir. Bu tür durumlar kesinlikle basit bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemeli ve vakit kaybetmeden en yakın donanımlı sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır."





