KENAN YEŞİL/MANŞETİZ– Türkiye’nin deprem tarihindeki en büyük kırılma noktalarından biri olan 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nin üzerinden geçen 27 yıla rağmen, yapı güvenliği ve afet yönetimi tartışmaları tazeliğini koruyor. 17 Ağustos anma etkinlikleri kapsamında Bayraklı Deprem Anıtı önünde bir araya gelen TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu (İKK), kamuoyuna çarpıcı uyarılarda bulundu.

Ortak basın açıklamasını TMMOB İzmir İKK adına Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) İzmir Şube Başkanı Koray Çetin Önalan okudu.

"1999’dan bu yana 60 bine yakın can kaybettik"

17 Ağustos Gölcük ve 12 Kasım Düzce depremlerinin üzerinden çeyrek asrı aşkın bir süre geçmesine rağmen Türkiye'nin afetlerden yeterli dersi çıkarmadığını ifade eden Önalan, “1999 depremlerinin sonrasında meydana gelen afetlerde, yıkılan veya ağır hasar gören bina sayısı 300 binin üzerine çıkmış, can kaybımız ne yazık ki 60 bine dayanmıştır. Net bir rakam verilememekle birlikte, 150 milyar doların çok üzerinde bir ekonomik bedel yine yoksul halkımıza fatura edilmiştir. Anadolu coğrafyasının depremlerle şekillendiği bilimsel bir gerçektir. Bu gerçeği göz ardı edip sorumluluğu doğaya yıkarak 'asrın felaketi' kaderciliğine sığınmayı şiddetle reddediyoruz. Mühendislik hizmeti almış denetimli binaların deprem bölgelerinde dimdik ayakta durması, sorunun depremde değil uygulamada olduğunun kanıtıdır" dedi.

"MTA 700 diri fay belirledi, mikro bölgeleme şart"

2026 yılı itibarıyla Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından Türkiye genelinde deprem üretme potansiyeline sahip 700'e yakın diri fayın açık kaynak olarak yayımlandığını hatırlatan Önalan, yalnızca haritalandırmanın yeterli olmadığını belirterek, “Yerel ve merkezi yönetimlerin bu veriler ışığında mikro bölgeleme etütlerini ivedilikle yapması ve imar planlarını revize etmesi gerekiyor. Deprem yönetmeliklerinin 1940'tan bu yana 11 kez güncellendi, asıl sorun mevzuatta değil sahadaki tavizsiz denetim eksikliğinde” ifadelerini kullandı.

17 Ağustos Deprem Tmmob 2

10 milyon kaçak yapı imar affıyla yasallaştırıldı

İmar aflarının yarattığı tahribata dikkat çeken Önalan, seçim öncesi çıkarılan afların can güvenliğini hiçe saydığına dikkat çekerek, “1999 sonrasında sayısız imar affı tasarısı oluşturulmuş, en son 2018 yılında çıkarılan yasa ile yaklaşık 10 milyon kaçak yapı hiçbir teknik hizmet almadığı halde seçim öncesinde 'yasal' hale getirilmiştir. Eğer 6 Şubat depremleri yaşanmasaydı, Meclis komisyonundaki yeni bir imar affı teklifi tartışılıyor olacaktı. Bu hukuksuz düzenlemeler, en ufak bir depremin büyük bir afete dönüşmesine zemin hazırlamaktadır" diye konuştu.

İBB davasında ikinci celse! Özgür Özel hukuksuzluğa isyan etti
İBB davasında ikinci celse! Özgür Özel hukuksuzluğa isyan etti
İçeriği Görüntüle

"Faturayı güvencesiz çalışan mühendise kesemezsiniz"

4708 sayılı Yapı Denetimi Kanunu ile denetim sürecinin kamusal alanın dışına çıkarıldığını belirten Önalan, sistemin üst düzey sorumlularının hesap vermediğini öne sürerek, şöyle konuştu:

“Yapı denetim şirketleri eliyle yürütülen sistemin binaları temelden çatıya denetlemekten uzak olduğu acı tecrübelerle görülmüştür. Yıkılan yerleşimlerin ve kaybolan hayatların vebali sadece mühendislerin üzerine yıkılamaz. Asıl hesap vermesi gereken karar vericiler yargı önüne çıkmazken, karın tokluğuna ve güvencesiz çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının 'tek suçlu' ilan edilmesini kabul etmiyoruz."

"Kritik Altyapı ve Atık Yönetimi Önceden Planlanmalı"

6 Şubat depremlerinde sadece bölgedeki içme suyu ve atık su sistemlerinde 800 milyon dolarlık hasar meydana geldiğini hatırlatan Koray Önalan, kanalizasyon, su arıtma, doğalgaz ve elektrik gibi şebekelerin afet dirençli hale getirilmesinin hayati önemde olduğunu vurguladı. Önalan, ayrıca yıkıntı atıkları ile asbest gibi tehlikeli maddelerin çevre felaketine yol açmaması için bertaraf süreçlerinin afet öncesinden planlanması çağrısı yaptı.

Toplanma alanları rant değil güvenlik alanı olmalı

Toplanma ve geçici barınma alanlarının imar planlarında sadece birer "boş alan" olarak görülmemesi gerektiği değinen Önalan, bu alanların tahliye güzergahları, engelli erişimi, sıvılaşma, tsunami ve yangın gibi ikincil riskler hesaba katılarak tasarlanması gerektiği ifade etti.

Önalan, AFAD ve belediyeler tarafından hazırlanan İl Afet Risk Azaltma Planları'nın (İRAP) kâğıt üzerinde kalmaması için TMMOB olarak sürecin takipçisi olacaklarını vurguladı.

Muhabir: KENAN YEŞİL