İngiltere merkezli İngiliz Mali Araştırmalar Enstitüsü (IFS) tarafından hükümet verileri baz alınarak hazırlanan ve bugün kamuoyuyla paylaşılan çarpıcı rapor, 20'li yaşlarındaki gençlerin son yarım asrın en ağır sosyo-ekonomik koşullarıyla mücadele ettiğini gözler önüne serdi. Kuşaklar arası ekonomik adaletsizliği mercek altına alan bu kapsamlı araştırma, Z kuşağının istihdam, gelir artışı ve barınma gibi temel haklara erişimde kendinden önceki nesillerin çok gerisinde kaldığını tarihi verilerle ispatlıyor. 1980’lerden bu yana farklı jenerasyonların 25 yaşındaki sosyo-ekonomik durumlarının karşılaştırıldığı güncel analiz; durma noktasına gelen maaş zamlarının, rekor kıran konut fiyatlarının ve daralan istihdam piyasasının yeni nesli nasıl bir çıkmaza sürüklediğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

Konut krizinin pençesindeki gençler aile evine dönüyor
Araştırmadaki en dikkat çekici bulguların başında, genç nüfusun barınma krizindeki çaresizliği geliyor. 1980'li yılların sonunda 25 yaş grubundaki her yüz gençten 43'ü kendi evinin tapusuna sahipken, günümüz İngiltere'sinde bu oran dramatik bir ivmeyle %15 seviyesine çakılmış durumda. Kendi ayakları üzerinde durmak ve bağımsız bir hayat kurmak isteyen gençler, fahiş seviyelere ulaşan kira bedelleri ile katlanarak artan enerji maliyetleri karşısında adeta duvara çarpıyor. Maaşlarının çok büyük bir bölümünü yalnızca temel barınma ihtiyacını karşılamak için harcamak zorunda kalan yeni jenerasyon için tek rasyonel çıkar yol aile evine geri dönmek oluyor. Raporun verilerine göre 1990'lı yıllarda %25 bandında seyreden ailesiyle birlikte yaşama oranı, bugün itibarıyla %42 gibi rekor bir seviyeye tırmanarak yaşanan barınma krizinin derinliğini ve sosyal yapıdaki değişimi kanıtlıyor.

İstihdam piyasasında kadın ve erkek iş gücü eriyor
Ekonomik darboğaz yalnızca barınma sektörüyle sınırlı kalmıyor, istihdam piyasasında da tarihi bir daralma yaşanıyor. IFS'nin elde ettiği resmi rakamlar, hem kadın hem de erkek genç nüfusun iş gücüne katılımında ciddi kan kayıpları olduğunu teyit ediyor. Kadınların iş hayatındaki varlığı son on yıllık periyotta %77 seviyesinden %71 bandına geriledi. Bu tablo, 1980'lerden günümüze kadın istihdamında kayıtlara geçen ilk büyük çaplı düşüş olarak ekonomi tarihine not düşülüyor. Aynı yaş grubundaki erkeklerin istihdam haritasına bakıldığında da durumun ciddiyeti değişmiyor. Bir dönem %84 olan çalışan erkek genç nüfus oranının %76’ya kadar inmesi, iş piyasasının kariyere yeni adım atanlar için giderek kapılarını kapattığını açıkça gösteriyor.

Gelecek planları yapay zeka ve belirsizlik gölgesinde erteleniyor
Maaşlardaki uzun soluklu durgunluk, astronomik yaşam maliyetleri ve neredeyse imkansız hale gelen tasarruf yapma ihtimali, 25 yaşındaki gençlerin evlilik, mülk edinme ve kariyer inşası gibi uzun vadeli hayat planlarını süresiz olarak askıya almasına neden oluyor. Tüm bu finansal yüklerin yanı sıra, rapor çok daha modern bir tehdide de dikkat çekiyor. Yapay zeka teknolojilerinin çalışma hayatındaki dönüştürücü ve yıkıcı potansiyel etkileri, iş güvencesindeki genel zayıflama ile birleşerek genç profesyonellerin kariyer başlangıçlarını tarihte hiç olmadığı kadar kırılgan bir zemine itiyor. Uzmanlar, iş bulabilmek uğruna geçmiş nesillere kıyasla çok daha fazla efor sarf eden ve yüzlerce başvuru yapmak zorunda kalan Z kuşağının yaşadığı bu sarsıcı tablonun sadece İngiltere ile sınırlı kalmadığını belirtiyor. Analizler, küresel ölçekte pek çok gelişmiş ülkedeki genç nüfusun birebir aynı ekonomik ve psikolojik krizle yüzleştiğini, acil sosyal politikalar üretilmezse bu tablonun daha da karanlık bir hal alabileceğini vurguluyor.



