Türkiye'de reel sektörü saran finansman baskısı 2026 yılında da hız kesmeden sürüyor. Basın İlan Kurumu verilerinden derlenen bilgilere göre, yılın Ocak-Temmuz döneminde mahkemeler 1167 dosya için geçici mühlet kararı verirken, 171 şirket hakkında iflas kararı çıktı. Geçen yılın rekor kırılan seviyelerine kıyasla başvuru sayısında bir miktar gerileme görülse de, konkordato talepleri hâlâ yüksek seyrini koruyor.
Şirketlerin borçlarını yeniden yapılandırarak faaliyetlerine devam edebilmesine imkân tanıyan konkordato mekanizması, yüksek finansman maliyetlerinin ve daralan nakit akışının baskısıyla bu yıl da mahkeme salonlarının gündeminden düşmedi. Yedi aylık tablo, sürecin hem başvuru hem de sonuçlanma aşamasında geçen yıla göre farklılaştığını gösteriyor.

Temmuz ayında tablo nasıl şekillendi?
Yılın yedinci ayında mahkemelerin verdiği kararlar, genel görünümü büyük ölçüde teyit eder nitelikte oldu. Temmuz ayında 184 dosya için geçici mühlet, 91 dosya için ise kesin mühlet kararı çıktı. Aynı ay içinde 139 dosyanın konkordato talebi reddedilirken, 26 dosya iflasla sonuçlandı. Sürecin olumlu tamamlandığı dosya sayısı da azımsanmayacak düzeyde kaldı; temmuzda 30 dosyanın konkordato süreci mahkemece tasdik edildi.
Ret ve iflas kararlarında sert yükseliş
Yıllık bazda karşılaştırıldığında rakamlar, şirketlerin borç yapılandırma başvurularında geçen yıla kıyasla çok daha sıkı bir denetimden geçtiğine işaret ediyor. Ocak-Temmuz 2026 döneminde geçici mühlet kararları, 2025'in aynı dönemine göre yüzde 28 azalarak 1167'ye, kesin mühlet kararları ise yüzde 4 gerileyerek 918'e indi. Buna karşılık konkordato talebinin reddedildiği dosya sayısı yüzde 61 gibi keskin bir artışla 1146'ya yükseldi. Bu artışın arkasında, mahkemelerin inceleme aşamasında mali yapısı toparlanma ihtimali görünmeyen şirketleri süreçten ayıklama eğiliminin bulunduğu değerlendiriliyor.
Aynı yedi aylık dönemde iflasla sonuçlanan dosya sayısı yüzde 36 artışla 171'e çıkarken, konkordato sürecini başarıyla tamamlayıp tasdik kararı alan şirket sayısı da yüzde 112'lik belirgin bir yükselişle 127'ye ulaştı. Rakamlar, sürecin hem daha seçici hem de sonuçları itibarıyla daha keskin bir hal aldığını ortaya koyuyor.

İnşaat ve tekstil sektörü başvurularda öne çıktı
Sektörel dağılıma bakıldığında konkordato başvurularının en yoğun yaşandığı alanların inşaat ve tekstil olduğu görülüyor. Ekonomim'in haberine göre, yılın ilk yedi ayında verilen geçici mühlet kararlarının 124'ü inşaat sektöründeki, 107'si ise tekstil sektöründeki şirketlere ait. Tekstil, hazır giyim koluyla birlikte ele alındığında bu sayı 159'a yükseliyor. İnşaat ve tekstili; 73 dosya ile metal ürünleri imalatı, 63 dosya ile tarım ve 52 dosya ile nakliye sektörü takip ediyor.
Borsada işlem gören şirketler de konkordato sürecinde
Yüksek finansman maliyetleri ve daralan nakit akışı, yalnızca küçük ve orta ölçekli firmaları değil, borsada işlem gören ve belirli bir ölçeğe sahip üretim şirketlerini de konkordato masasına taşıdı. Sermaye piyasalarında işlem gören Türk İlaç ve Serum Sanayi haziran ayında, Barem Ambalaj ise temmuz ayında üçer aylık geçici mühlet kararı aldı. Bu iki şirketin yanı sıra FORE Uluslararası Pazarlama, Elit Çanta ve Novo Alüminyum gibi imalat sanayisinde faaliyet gösteren firmalar da dönem içinde konkordato kararı alan şirketler arasında yer buldu.

Genel tablo, reel sektördeki finansman sıkışıklığının 2026'da da gündemden düşmediğini, ancak mahkemelerin başvuruları geçen yıla kıyasla daha titiz bir elemeden geçirdiğini gösteriyor. Önümüzdeki aylarda özellikle inşaat ve tekstil sektöründeki seyrin, yıl sonu tablosunu belirleyecek temel gösterge olması bekleniyor.




