İstanbul'da organize suç örgütlerine yönelik soruşturma kapsamında ortaya çıkarılan suikast hazırlığı, yıllardır kamuoyunun gündeminde olan Sedat Şahin-Saral ilişkisini yeniden tartışmaya açtı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturmada, yurt dışında firari olduğu ve hakkında kırmızı bülten bulunduğu belirtilen Yakup Kerem Saral'ın Sedat Şahin'e yönelik bir saldırı hazırlığında olduğu değerlendirildi.
Soruşturma kapsamında Beykoz'daki bir peyzaj alanında gizlenen silah ve mühimmatın bulunması, olayın boyutunu ortaya koydu. Aramalarda roketatar, anti-tank roket mühimmatları, Kalaşnikof ve MP5 tipi otomatik silahların yanı sıra çok sayıda mühimmat ele geçirildi. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 19 şüphelinin tamamı çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.
Ortaya çıkan bu tablo, yalnızca güncel bir operasyonun değil, Türkiye'de yeraltı dünyasının en çok konuşulan hesaplaşmalarından biri olarak geçmişe geçen Saral-Şahin geriliminin de yeniden gündeme gelmesine neden oldu.

Suikast hazırlığı nasıl ortaya çıktı?
Soruşturmanın başlangıcı 31 Ağustos 2026'da Kadıköy'de yaşanan bir polis uygulamasına uzandı. Polis ekiplerinin durdurmak istediği araçtan kaçmaya çalışan üç şüpheli yakalandı. Araç ve şüpheliler üzerinde yapılan aramalarda tabanca ile uyuşturucu madde ele geçirilmesinin ardından soruşturma derinleştirildi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ve İstihbarat Şube müdürlüklerinin yürüttüğü çalışma sırasında elde edilen istihbarat ve dijital verilerin değerlendirilmesiyle araştırmanın adreslerinden biri Beykoz'daki bir peyzaj alanı oldu. Dedektör köpeklerinin de kullanıldığı aramalarda, ağaç ve saksılar arasında gizlenmiş kapsamlı bir silah deposu bulundu.
Depodan bir roketatar, roketatar sevk fişekleri, anti-tank roket mühimmatları, iki Kalaşnikof ve iki MP5 otomatik silah ile çok sayıda şarjör ve fişek çıkarıldı. Ayrıca çalıntı olduğu belirlenen bir motosiklet ve saldırıda kullanılması planlandığı değerlendirilen yabancı plakalı bir BMW otomobile de el konuldu.
Soruşturmada dikkat çeken ayrıntılardan biri ise silahların saldırıdan hemen önce hazırlandığına ilişkin tespit oldu. Güvenlik birimlerinin değerlendirmesine göre mühimmatın bir bölümü operasyonun düzenlenmesinden yalnızca bir gün önce peyzaj alanındaki konteynıra taşındı.
Sedat Şahin'in hareketleri takip edilmiş
Dosyadaki dijital incelemeler, saldırının yalnızca silah teminiyle sınırlı kalmadığına işaret etti. Şüphelilerin telefonlarında Sedat Şahin'e ait fotoğrafların yanı sıra katılacağı organizasyonlara ilişkin bilgiler bulunduğu bildirildi.
Bu veriler doğrultusunda Şahin'in hareketlerinin takip edildiği, bazı programları için keşif yapıldığı ve saldırının gerçekleştirilebileceği noktaların önceden değerlendirildiği ortaya çıktı.
Soruşturmanın bir başka ayağında ise saldırı sonrasına ilişkin plan üzerinde duruldu. İddiaya göre eylemi gerçekleştirecek kişilerin saldırının ardından yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılması planlandı ve bu organizasyon karşılığında yüksek miktarda ödeme yapılması öngörüldü.

Sedat Şahin kimdir?
Sedat Şahin, uzun yıllardır Türkiye'nin organize suç ve yeraltı dünyasına ilişkin haberlerinde adı geçen isimlerden biri. 1964 yılında Samsun'un Bafra ilçesinde doğduğu belirtilen Şahin, kamuoyunda "Şahinler" olarak anılan yapılanmanın lideri olarak tanındı.
Şahin'in isminin suç dünyasında öne çıkışı 1990'lı yıllara uzanıyor. Hakkındaki haberlerde, 1993 yılında İstanbul Çağlayan'da iki yakınının vurulmasının ardından yaşanan gelişmeler ve daha sonraki cinayet dosyaları nedeniyle adının kamuoyunda daha fazla duyulduğu aktarılıyor. Ancak geçmiş yıllara ilişkin bu olaylarda farklı dava süreçleri ve hukuki sonuçlar bulunduğu için iddialarla kesinleşmiş yargı kararlarını birbirinden ayırmak gerekiyor.
Şahin hakkında geçmiş dönemlerde soygun, haraç, yaralama ve organize suç yapılanmasına ilişkin çeşitli soruşturma ve davalar yürütüldü. 2000'li yılların ortasında ise ismi Saral grubu ile yaşanan çatışmayla birlikte Türkiye'nin en çok konuşulan organize suç dosyalarından birinin merkezine yerleşti.
Sedat Şahin ve Sarallar arasındaki gerilim nasıl başladı?
Sedat Şahin ile Saral grubu arasındaki çatışmanın geçmişi 2000'li yılların başına kadar uzanıyor. Dönemin gazete arşivlerinde, iki yapı arasındaki hesaplaşmaların İstanbul'da birbirini takip eden silahlı saldırılar ve cinayetlerle büyüdüğü görülüyor. 2004-2005 döneminde yaşanan olaylar, kamuoyunda "Saral-Şahin hesaplaşması" olarak anılmaya başladı.
Dönemin haberlerinde, Hüseyin Saral'ın İtalya'nın başkenti Roma'da öldürülmesinin ardından çatışmanın daha da büyüdüğü ve farklı kentlerde karşılıklı saldırıların yaşandığı aktarılmıştı. Aynı dönemde Sedat Şahin'in de hedef alınabileceği yönünde güvenlik birimlerinin değerlendirmeleri basına yansımıştı.
2005 yılına gelindiğinde iki grup arasındaki gerilim artık yalnızca yeraltı dünyasına ilişkin bir rekabet olarak değil, kamu güvenliği açısından da ciddi bir tehdit olarak gündeme gelmişti. Dönemin haber arşivlerinde silahlı saldırılar, el bombaları ve çok sayıda ölümle sonuçlanan olaylara ilişkin geniş kapsamlı soruşturmalar yer aldı.

2005 operasyonu ve cezaevi süreci
Sedat Şahin'e yönelik en dikkat çekici operasyonlardan biri Kasım 2005'te gerçekleştirildi. "Lale" adı verilen operasyon kapsamında Şahin gözaltına alınarak tutuklandı ve hakkında organize suç örgütü kurmak ve yönetmek iddiasıyla dava süreci başladı.
Dönemin dava dosyalarında, Saral-Şahin çatışmasıyla bağlantılı olduğu öne sürülen çeşitli silahlı eylemler de yer aldı. Şahin, yıllar boyunca farklı suçlamalar ve davalarla Türkiye'nin gündeminde kaldı.
Cezaevi sürecinin ardından 2011 yılında, uzun tutukluluk sürelerini düzenleyen yasal düzenlemeler kapsamında tahliye edilen isimler arasında Sedat Şahin de yer aldı. Dönemin haberlerinde Şahin'in cezaevinden çıktıktan sonra kalabalık bir konvoyla karşılandığı aktarılmıştı.
Yıllar sonra aynı isim yeniden soruşturmanın merkezinde
Aradan geçen yıllara rağmen Sedat Şahin'in adı organize suç soruşturmaları bağlamında kamuoyunun gündeminden tamamen düşmedi. 10 Eylül 2026'da İstanbul'da ortaya çıkarılan son suikast hazırlığı da bu nedenle geçmişteki Saral-Şahin çatışmasını yeniden hatırlattı.
Ancak bugünkü soruşturma ile geçmişteki olaylar arasında doğrudan bir hukuki bağlantı kurabilmek için soruşturma dosyasındaki tüm delillerin ve yargı sürecinin tamamlanması gerekiyor. Mevcut soruşturmanın merkezinde, Sedat Şahin'e yönelik olduğu değerlendirilen saldırı hazırlığı ve bu saldırının gerçekleştirilmesi için yapılan organizasyon bulunuyor.
19 şüpheli tutuklandı
İstanbul'daki operasyon kapsamında 7'si İran uyruklu olmak üzere toplam 19 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildi.
Savcılık işlemlerinin tamamlanmasının ardından nöbetçi sulh ceza hâkimliğine çıkarılan 19 şüphelinin tamamı tutuklandı. Böylece güvenlik güçleri, soruşturma kapsamında Sedat Şahin'e yönelik olduğu değerlendirilen saldırının henüz eyleme dönüşmeden önüne geçti.

Sedat Şahin neden yeniden gündemde?
Sedat Şahin'in yeniden gündeme gelmesinin temel nedeni, yalnızca isminin geçmişteki organize suç dosyalarında yer alması değil. Son soruşturma, yıllar önce İstanbul'da kanlı hesaplaşmalarla anılan Saral-Şahin rekabetinin, güvenlik birimlerinin tespitlerine göre yeni bir saldırı planıyla tekrar gündeme geldiğini gösteriyor.
Beykoz'daki silah deposunda bulunan ağır silahlar, saldırı öncesinde yapılan keşif çalışmaları ve eylem sonrasında failler için hazırlandığı öne sürülen yurt dışına kaçış planı, soruşturmanın kapsamını ortaya koyan başlıca unsurlar arasında bulunuyor.
Öte yandan soruşturma devam ettiği için şüphelilerin tamamı bakımından kesinleşmiş bir mahkeme hükmü bulunmadığı ve dosyada yer alan suçlamaların yargılama sonucunda netleşeceği unutulmamalı. Haber konusu gelişmeler, güvenlik makamlarının soruşturma kapsamında yaptığı tespitlere dayanmaktadır.





