Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) yayımladığı en güncel verilere göre, ülkenin kısa vadeli dış borç (KVDB) stoku 2026 yılının Haziran ayı itibarıyla 170,7 milyar dolara ulaştı. Bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 2,5 oranında genişleyen stok, hem bankacılık sektörünün hem de reel sektörün yurt dışı piyasalardan sağladığı finansmanın seyrini gözler önüne serdi. Orijinal vadesi ne olursa olsun, ödeme tarihine bir yıl veya daha az süre kalan tüm yükümlülükleri kapsayan kalan vadeye göre hesaplanan KVDB stoku ise aynı dönemde 239,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
Söz konusu veriler, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacının ve döviz likiditesi görünümünün en yakından izlenen göstergelerinden biri olma özelliğini koruyor. Çeyrek dönemler halinde açıklanan bu istatistikler, hem yerli hem de yabancı yatırımcılar tarafından ülkenin kısa vadede karşılayacağı döviz yükümlülüklerinin büyüklüğünü anlamak amacıyla mercek altına alınıyor.

Bankacılık sektöründe borçlanma hız kazandı
Verilerin detayına inildiğinde, kısa vadeli dış borcun önemli bir bölümünün bankacılık sektöründen kaynaklandığı dikkat çekti. Bankalar kaynaklı KVDB stoku, bir önceki çeyreğe göre yüzde 5,0 oranında artarak 74,9 milyar dolara yükseldi. Buna karşın yurt içinde faaliyet gösteren bankaların yurt dışından sağladığı kısa vadeli kredi ve menkul kıymet yükümlülükleri aynı dönemde yüzde 4,3 gerileyerek 8,0 milyar dolar seviyesine indi.
Mevduat tarafında ise görünüm karışık bir seyir izledi. Yurt dışı yerleşik bankaların Türkiye'deki mevduatı yüzde 14,6 gibi belirgin bir artışla 19,9 milyar dolara çıkarken, banka dışı kesimin tuttuğu mevduat yüzde 1,9 oranında azalarak 21,4 milyar dolara geriledi. Öte yandan Türk lirası cinsinden tutulan toplam mevduat yükümlülükleri yüzde 7,5 artışla 25,6 milyar dolara ulaştı. Bu gelişme, yabancı yatırımcıların Türk lirası cinsinden varlıklara duyduğu ilginin sürdüğüne işaret etti.
Diğer sektörlerin kısa vadeli dış borcu 72 milyar dolar oldu
Bankacılık dışındaki sektörlerin oluşturduğu kısa vadeli dış borç stoku da bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 3,6 oranında artarak 72,0 milyar dolara yükseldi. Bu kalemin büyük bölümünü dış ticaret işlemlerinden doğan ticari kredi yükümlülükleri oluşturdu. Söz konusu yükümlülükler yüzde 0,1'lik sınırlı bir gerilemeyle 63,6 milyar dolar seviyesinde neredeyse yatay bir seyir izledi.
Buna karşılık nakit kredi kaynaklı yükümlülüklerde çarpıcı bir sıçrama gözlendi. Bu kalem yüzde 43,5 oranında yükselerek 8,4 milyar dolara ulaştı. Reel sektörün dış piyasalardan sağladığı nakit kredi kullanımındaki bu belirgin artış, şirketlerin kısa vadeli finansman ihtiyacının son çeyrekte hız kazandığına işaret etti.

Döviz kompozisyonunda Türk lirasının payı büyüdü
TCMB verileri, kısa vadeli dış borç stokunun para birimi dağılımında da dikkat çekici bir değişime işaret etti. ABD doları, euro ve diğer döviz cinslerinin toplam stok içindeki payı gerilerken, Türk lirasının payında artış kaydedildi. Buna göre 170,7 milyar dolarlık stokun yüzde 34,6'sını ABD doları, yüzde 26,5'ini euro, yüzde 25,3'ünü Türk lirası ve yüzde 13,6'sını diğer döviz cinsleri oluşturdu. Türk lirasının payındaki bu yükseliş, yurt dışı yerleşiklerin Türk lirası cinsinden borçlanma ve mevduat araçlarına yönelik ilgisinin sürdüğünü ortaya koydu.
Kalan vadeye göre borç dağılımında kredi ve menkul kıymetler öne çıktı
Orijinal vadeden bağımsız olarak, önümüzdeki bir yıl içinde vadesi dolacak tüm yükümlülükleri kapsayan kalan vadeye göre KVDB stokunda da dikkat çekici hareketler yaşandı. Bu hesaplamaya göre mevduat yükümlülükleri bir önceki döneme kıyasla gerileyerek 66,9 milyar dolara indi. Buna karşılık kredi ve menkul kıymet yükümlülükleri yükseliş kaydederek 74,2 milyar dolara çıktı.
Bu tablo, önümüzdeki bir yıllık dönemde Türkiye'nin döviz cinsinden karşılayacağı dış finansman yükünün ağırlıklı olarak kredi ve menkul kıymet kalemlerinde yoğunlaşacağını gösterdi. Nakit kredi kaynaklı yükümlülüklerdeki yüzde 43,5'lik artış ile birlikte değerlendirildiğinde, reel sektörün önümüzdeki dönemde dış piyasalardan sağladığı finansmanı artırma eğiliminde olduğu görülüyor. TL cinsinden mevduat ve borçlanma araçlarına yönelik ilginin sürmesi de verilerin öne çıkan bir diğer yönü oldu.





