KARDELEN BAŞOL/MANŞETİZ - Tüm Emeklilerin Sendikası, İzmir Konak YKM önündeki oturma eyleminin 30. haftasında da bir araya geldi. Eylemde emekli maaşlarından vergi politikalarına, çalışma koşullarından savunma harcamalarına kadar birçok başlık ele alınırken, konuşmacılar toplumsal sorunlara karşı örgütlü mücadele vurgusu yaptı.

Eylemde konuşan Tüm Emeklilerin Sendikası İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Semra Süren, sermaye düzeninin ağır çalışma koşulları, güvencesiz çalışma ve haksız vergi uygulamalarını sürdürdüğünü savunarak düşük ücretler üzerinden emek sömürüsünün tüm tepkilere rağmen devam ettirildiğini açıkladı.
Güvencesiz çalışma koşullarında alım gücünün her geçen gün düştüğünü ve enflasyonun sabit ücretle geçinenleri daha fazla etkilediği ifade edildi.

"Çalınmanın açık bir örneği”
Kök maaş üzerinden emekli maaşlarına zam uygulanmasını eleştiren Süren, 5510 sayılı yasanın emekliler aleyhine düzenlendiğini ve aylık bağlama oranlarının düşürüldüğünü savunarak, "Kök maaş üzerinden emekli maaşlarına zam uygulaması, emeklinin maaşının çalınmasının açık bir örneğidir. 5510 sayılı yasa ve aylık bağlanma oranlarının düşürülmesi sayesinde iktidar zam yapmama, maaşı sabitleme formüllerini başarıyla uygulamaktadır” ifadelerini kullandı.

“Vergi yükü yine sırtımızda”
Kurumlar vergisinde üretim ve ihracata destek adı altında indirimler yapıldığının altını çizen Süren, şirketlere yönelik af, istisna ve teşviklerin vergi yükünü çalışanların üzerine bıraktığını savundu.
Süren, “Böylece vergi yükü yine işçinin, emeklinin, ücretlinin sırtında oluyor” ifadelerini kullanan Süren, emeklilerin ekonomik sorunlarının giderek ağırlaştığını savundu.
Sendika, savunma harcamalarına ayrılan kaynak üzerinden de eleştirilerde bulunarak Türkiye’nin 2026 bütçesinde savunma harcamaları için yaklaşık 1,2 trilyon lira, ilgili harcamalarla birlikte ise 2,1 trilyon liranın üzerinde kaynak ayrıldığını açıkladı. Bu tutarın 2025 yılına göre yüzde 30 arttığını belirten Süren, “Kaynak var fakat gerçekte güçlü var olan kaynaklar savaşa aktarılmaktadır. Emekliye sefalet, sermayeye AK Parti iktidarında 25. yılını kutluyor. Bu dönem sermayenin ışıltılı dönemidir” dedi.

“25 yıllık başarı tablosu”
AK Parti iktidarı döneminde emekli aylıklarının zaman içerisinde düşürüldüğünü öne süren Süren, yüksek enflasyonun yükünün işçi ve emeklilerin sırtına yıkıldığını ileri sürdü. Süren, kamusal birikimin özel sektöre transfer edildiğini ileri sürerek ayrıca güvencesiz taşeron çalışma sistemine ve 2016’da yasalaştığını belirttiği kiralık işçilik uygulamasına dikkat çekti.
Çalışma süresinin 42,4 saat olduğunu, Avrupa Birliği’nde ise 36 saat olduğunu belirten Süren, asgari ücretin 28 bin 75 lira, dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcamasının ise 36 bin 840 lira olduğunu vurguladı.

En düşük emekli aylığının 23 bin 552 lira olduğunu hatırlatan Süren, bunun açlık sınırının altında kaldığını savundu.
Sosyal güvenlik sistemindeki değişime de dikkat çeken Süren, “1999'da 25 yıl çalışan bir insanın aylık bağlama oranı yüzde 76 iken 2008 sonrası yüzde 50 oldu. Aynı prim, aynı yıl; yarı yarıya daha az aylık” dedi.
Eylemde sık sık slogan atılarak direniş ve örgütlenme mücadelesi vurgusu yapıldı.

“Ankara'da madenciler yalnız kaldı”
Eylemde konuşan emekli öğretmen Hayri Aktaş ise farklı toplumsal kesimlerin mücadelelerinin birleşmesi gerektiğini söyleyerek, ülkede protestosu yapılan diğer konulara da değindi. Aktaş, “İktidarın her taraftan bizi sardığı bir ülkede direnebilmek gerçekten çok güzel. Bu nedenle sizleri kutluyorum. Farklı biçimlerde baskı altında olsak da buna karşı bir arada olmak gerek. Ankara'daki madenciler yalnız bırakıldı. Onların orada yalnız olduğunu, polisin uygulanmış olduğu işkence karşısında tek başlarına kaldığını biliyoruz. O yüzden belki çok ve daha büyük işler yapmamız gerekiyor” diyerek örgütlenme çağrısında bulundu.
“Bu ülkede ses çıkarmanın bir bedeli var”
Aktaş, ülkede ses çıkarmanın bedeli olduğunu da savunarak, “Bu ülkede ses çıkartmanın bir bedeli var. İşte terbiye edemediklerini kuyu diplerine atıyorlar” diyen Aktaş, Emek Meclisi’nden bazı isimlerin aylardır tutuklu olduğunu yeniden gündeme getirdi.
Aktaş, “68 yaşında insanlar, tansiyon hastası, şeker hastası insanlar devlet bu insanlardan korkup gözaltına alıp tutukluyor” diyerek tepki gösterdi.
"Gelecek kuşaklara karşı da sorumluyuz”
Emekli öğretmen Fuat Akkaya ise insanların yalnızca kendilerine değil, çocuklarına ve gelecek kuşaklara karşı da sorumluluk taşıdığını belirterek, “Biz bugün üzerimize düşeni yapmak zorundayız” dedi.
Ülkenin dört bir yanında insanların yaşam alanlarını, emeğini ve haklarını korumak için mücadele ettiğini belirten Akkaya, “Dünden daha çok birliklendiğimize, dünden daha çok birlikte dayanışmaya, dünden daha çok örgütlü mücadeleye gereksinim duyuyoruz” dedi.
Konuşmasını, “Söz, yetki, karar, iktidar halka” sloganıyla tamamladı.

“Sokaktaki gerçek farklı”
İşçi emeklisi İbrahim Yurtsever ise ülkedeki tabloya ilişkin değerlendirmesinde, resmi söylemler ile sokaktaki gerçek arasındaki farka dikkat çekerek, “Biz biraz fazla kötülüyorsunuz gibi geliyor bana. Yani televizyonu açıp baktığınızda çok mutlu bir ülkede olduğumuzu görüyorum ben. Sabah bir baktım her şey çok güzel. Ama oradan çıktığınızda sokaktaki gerçek farklı” dedi.
71 yaşında inşatta çalışırken hayatını kaybeden emeklilerin ve madencilerin yaşadığı zorlu koşullara öğretmenleri de dahil eden Yurtsever, “On altı milyon emeklinin yaklaşık on milyonu gerçekten çok zor durumda" dedi.

"MESEM'den her gün bir ölüm haberi geliyor!"
Yurtsever, Mesleki Eğitim Merkezi kapsamında çalışan çocukların yaşadığı sorunlara da dikkat çekerken, “Mesem’den her gün bir ölüm haberi geliyor. Daha dün 16 yaşında bir çocuk öldü. Bir gün önce yine 15 yaşında bir çocuk öldü. Bu yaşananlar tesadüf ya da kaza değil. Bunların hepsi çok planlı ve sistemli saldırılar” diyerek sert eleştirilerde bulundu.
Tüm kesimlerin tek başına verdikleri mücadelenin sonuç vermeyeceğini ifade eden Yurtsever, “Ne emekliler, ne maden işçileri, ne öğretmenler, ne inşaat işçileri tek başına kurtulamayacak. Buradaki mücadeleleri Türkiye'nin her yanındaki diğer mücadelelerle buluşturamadığımız sürece...” dedi.
Yurtsever, geçen hafta iki cenazeye katıldıklarını ve hayatını kaybedenlerin emekli olmalarına rağmen geçinemedikleri için çalışmak zorunda kalan insanlar olduğunu söyleyerek, “Bir yandan aile geçimi, ev kirası, bir yandan çalıştıkları yerlerdeki koşulların zorluğu nedeniyle arkadaşlarımızı çok genç yaşta kaybettik” birçok emeklinin hâlâ inşaatlarda veya atık toplayarak yaşamını sürdürmeye çalıştığını belirtti.





