İzmir'in ve Türkiye'nin en köklü eğitim çınarlarından biri olan Ege Üniversitesi, kütüphane envanterinde yer alan ancak saklı kalmış muazzam bir kültür hazinesini dünya bilim literatürüne kazandırmak için düğmeye bastı. Asırlar boyu korunan, tarihin, felsefenin ve inancın mürekkeple kağıda dökülmüş en somut şahitleri olan el yazması eserler, modern teknolojinin imkanlarıyla yeniden hayat buluyor. Yarım kalan tarihi bir sorumluluğu devralan akademi dünyası, geçmişin izlerini geleceğin dijital dünyasına entegre ediyor.
15. Yüzyıldan Günümüze Uzanan 100’den Fazla Eser Koruma Altında
Ege Üniversitesi, geçmişle gelecek arasında köprü kuracak dev bir kültürel miras projesini resmen hayata geçirdi. "Ege Üniversitesi Merkez Kütüphanesi Yazma Eserlerinin Kaynak Temelli Yeniden Tavsifi ve Dijital Ortama Aktarılması" başlıklı bilimsel araştırma projesiyle, 15. yüzyıl sonlarından 20. yüzyıl başlarına kadar uzanan geniş bir zaman dilimine ait 100’ün üzerinde el yazması eser koruma altına alınıyor. Proje sayesinde, kütüphane raflarında çeyrek asırdır sessizliğe bürünen bu nadide eserler, küresel bilim dünyasının ve araştırmacıların açık erişimine sunulacak.

Hatalar Düzeltilecek, İlk Kez İncelenen Eserler Tanımlanacak
Projenin yürütücülüğünü üstlenen Ege Üniversitesi Birgivi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yılmaz Öksüz, 12 aylık yoğun çalışma programının yol haritasını anlattı. Geçmişte hazırlanan arşiv fişlerindeki eksiklik ve hataların tamamen ayıklanacağını belirten Öksüz, şu bilgileri verdi:
"İlk olarak geçmişte dönemin doktora öğrencileri tarafından hazırlanan fişlerdeki eksiklik ve yanlışlıkları; Sicill-i Osmânî, Osmanlı Müellifleri, Brockelmann, Storey ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı Portalı gibi temel biyografik ve bibliyografik kaynakları tarayarak tamamen düzelteceğiz. Bunun yanı sıra, bugüne kadar hiç incelenmemiş ve tavsifi yapılmamış olan diğer tüm yazma eserlerin ilk kez bilimsel tanımlamalarını gerçekleştireceğiz."
Tavsif süreçleri biten eserler, Ege Üniversitesi Medya Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin teknik desteği ve profesyonel fotoğraf ekipmanları kullanılarak yüksek çözünürlükte dijital ortama aktarılacak. Doğruluğu kesinleştirilen kopyalar dünya çapında bir dijital platformda toplanacak.

"1999 Yılında Yarım Kalan Tarihi Sorumluluğu Tamamlıyoruz"
Projenin köklü bir geçmişe dayandığını ve üniversite için büyük bir vefa niteliği taşıdığını vurgulayan Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Şerife Yalçınkaya ise çalışmanın perde arkasını anlattı. Eserlerin hikayesinin 1984-1988 yılları arasında Prof. Dr. Fikret Türkmen tarafından yürütülen saha araştırmasına dayandığını belirten Yalçınkaya, süreci şu sözlerle özetledi:
"O dönem Manisa’nın Demirci, Selendi, Kula, Soma, Akhisar ve Gördes ilçeleri ile köylerinden büyük bir emekle derlenen yazma eserler, üniversitemiz bünyesine kazandırılmıştı. 1990’lı yılların sonunda Prof. Dr. Tunca Kortantamer koordinatörlüğünde bu eserlerin 80 tanesi kısmen tanımlanmış olsa da, 1999 yılında yazmaların Merkez Kütüphaneye taşınması ve proje ekibinin dağılmasıyla çalışmalar maalesef durmuştu. Biz bugün, yarım kalan bu tarihi ve bilimsel sorumluluğu tamamlamak adına yola çıktık."

Projenin Dev Kadrosu İş Başında
Yürütücülüğünü Doç. Dr. Yılmaz Öksüz’ün üstlendiği bu prestijli projenin mutfağında çok disiplinli bir akademik kadro yer alıyor. Edebiyat Fakültesinden Prof. Dr. Şerife Yalçınkaya, Birgivi İlahiyat Fakültesinden Öğr. Gör. Dr. Timur Aşkan, Medya Uygulama ve Araştırma Merkezinden Öğr. Gör. Dr. Yiğit Açık ve Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Emine Merve Can, asırlık yazmaları geleceğe taşımak için ortak mesai harcıyor.



