KENAN YEŞİL/MANŞETİZ- Ege Bölgesi'nde çekirdeksiz kuru üzüm rekoltesi iklim koşullarının düzelmesiyle 350 bin tona yaklaşarak son iki yılın neredeyse iki katına çıktı. Ancak TMO ve TARİŞ'in henüz taban fiyat açıklamaması, sergiye inen mahsul karşısında hem üreticiyi hem de ihracatçıyı kilitledi.
Ege Bölgesi'nin en önemli tarımsal ihraç kalemlerinden biri olan çekirdeksiz kuru üzümde 2026-2027 sezonu hasat ve kurutma süreci başladı. Geçtiğimiz sezon Türkiye genelinde etkili olan don felaketi nedeniyle rekolte 180-190 bin ton seviyesine kadar gerilerken, bir önceki yıl ise bağlarda görülen salgın hastalıklar sebebiyle üretim 200 bin tonda kalmıştı.
2026-2027 sezonunda ise iklim şartlarının düzelmesiyle rekolte normallerine ulaştı. Bu sezon 340 bin ila 350 bin ton aralığında gerçekleşmesi bekleniyor. Ancak kuru üzümde fiyat açıklanmamasından dolayı hem üreticiyi hem de ihracatçıyı belirsizliğe sürükledi.

"Dağ taş mahsul ama fiyat yok"
Piyasadaki son gelişmeleri değerlendiren İzmir Ticaret Borsası (İTB) Kuru Meyvelerin Toptan Ticareti Meslek Komitesi ve Yönetim Kurulu Sayman Üyesi İlhan Zincircioğlu, sektörün kritik bir eşikte olduğunu vurguladı.
Geçen sezon yaşanan don felaketi nedeniyle rekoltenin 180–200 bin tonda kaldığını ve fiyatların hızla yükseldiğini hatırlatan Zincircioğlu, “Geçtiğimiz sezon yaklaşık 200 bin tonluk mahsulün 140 bin tonunu ihraç ettik ve elimizde halen geçen yıldan devreden yaklaşık 30 bin ton stok bulunuyor. Bu sezon ise adeta dağ taş mahsul; geçen yılın neredeyse iki katı bir üretim var. Sergiler açıldı, hasat başladı ancak piyasada ciddi bir belirsizlik ve üreticide haklı bir tepki var. Çünkü ortada henüz bir fiyat yok” dedi.

TMO ve TARİŞ ikilemde
Fiyatın açıklanamamasının temel nedeninin arz büyüklüğü ve piyasa dengeleri olduğunu belirten Zincircioğlu, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve TARİŞ’in zorlu bir dengeyle karşı karşıya kaldığını ifade ederek, “Böylesi yüksek bir mahsulün finansmanı, alımı ve depolanması kurumlar açısından ciddi bir yük teşkil ediyor. TMO üreticiyi memnun edecek yüksek bir taban fiyat belirlerse, Türk ihracatçısı uluslararası pazarda rekabet gücünü kaybedecek, ihracat yavaşlayacak ve devasa miktarda ürün bir sonraki sezona devredecek. Fiyatın düşük tutulması durumunda ise artan üretim maliyetleri altında ezilen üretici mağdur olacak” diye konuştu.

Uluslararası alıcılar "bekle-gör" modunda
Yurt dışı pazarların Türkiye'deki yüksek rekolteden haberdar olduğunu ve fiyatların daha da gerileyeceği beklentisiyle alımları durdurduğunu belirten İlhan Zincircioğlu, “Üzüm sektörü bu sezon tam anlamıyla bir yol ayrımında. Fiyatın açıklanmadığı her gün serbest piyasa aleyhe işliyor ve fiyat baskısı artıyor. Piyasanın hızla regüle edilmesi ve normal ticaret akışının başlayabilmesi için hem üreticiyi hem de ihracatçıyı gözeten dengeli bir fiyatın bir an önce ilan edilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.





