KENAN YEŞİL / MANŞETİZ– İzmir Ticaret Borsası’nda yaklaşan seçimler öncesinde başkanlık yarışı hareketlendi. Uzun yıllar Ulusal Pamuk Konseyi (UPK) Başkanlığı, İTB Meclis Başkanlığı ve Yönetim Kurulu Başkanvekilliği görevlerini yürüten tarım ve iş dünyasının deneyimli ismi Barış Kocagöz, adaylık gerekçelerini, borsa yönetimine yönelik eleştirilerini ve hayata geçirmek istediği projeleri gazetemize anlattı.
“Meslek gruplarının çağrısıyla yola çıktım”
Başlangıçta adaylık gibi bir planının bulunmadığını ancak çoğu meslek komitelerinden gelen yoğun talep üzerine sorumluluk aldığını belirten Barış Kocagöz, “19 meslek grubumuz var. Pamuk dışındaki farklı sektörlerden önce 3-4 grup temsilcisi geldi, sonra 7 oldu, nihayetinde 10-11 meslek grubuna ulaştı. Bu kadar insan fedakârlık yapmak isterken benim bu kuruma olan vicdani ve kurumsal borcum nedeniyle sırt çevirmem mümkün değildi. Benim herhangi birinin desteğine değil borsamız üyelerinin isteğine kulak vermem gerekir. Dolayısıyla ailemle istişare ettikten sonra kendi kararımla ertesi gün adaylığımı açıkladım. Burası bir sivil toplum örgütüdür, kararı üyelerimiz verecektir. Biz buraya bir makam ya da isim peşinde koşmak için değil, fedakârlık yapmak için geliyoruz” dedi.
“Borsa kendi sembol binasında oturamıyor, bazı işlem salonları kapalı”
Son 4 yıllık yönetim döneminde borsa bünyesinde ciddi bir kan kaybı ve itibar erozyonu yaşandığını dile getiren Kocagöz, simge yapıların ve bütçenin durumuna değinerek, “İzmir Ticaret Borsası’nın logosu ve amblemi nedir? O tarihi binadır. Amblemimiz olan tarihi binamız yıllardır öylece duruyor, içine geçilemiyor, restorasyonu tamamlanamıyor. Kendi binasında oturamamak bile başlı başına bir itibar kaybıdır. Üzüm salonu kapandı, seanslar yapılmıyor. Pamuk salonunun da üyeleri tatmin edip etmediğini sektör temsilcilerine sormak lazım . Çınarlı’daki arsamıza kat karşılığı hizmet binası projesi vardı, devam ettirilmedi, arsa satışa çıkarıldı. Torbalı’da havaalanı karşısındaki yerimizin satışıyla alınan 150 dönümlük çok değerli arazimiz var; orada bugüne kadar vizyoner tarımsal bir proje üretilmesini beklerdim. Diğer taraftan Borsamızın eski rahat bütçesine sahip olmadığını duyuyoruz. Yeni gelecek yönetimin kucağında bu projeleri de gerçekleştirebilmek için ciddi mali zorluklar olacak” diye konuştu.

“Her ay iki meslek grubunun tüm üyelerini masaya çağıracağız”
Üyenin borsayla bağını güçlendirecek somut projeler hazırladıklarını vurgulayan Kocagöz, katılımcı yönetim modelini şu sözlerle anlattı:
“Biz 'Bu borsaya niye üyeyiz?' sorusunu ortadan kaldıracağız. Göreve geldiğimizde her ay en az iki meslek grubumuzun sadece komite üyelerini değil, o gruptaki bütün üyelerini davet edeceğiz. 'Sorunun neyse al gel' diyeceğiz; yönetim olarak karşılarına oturup dertlerini dinleyecek, çözüm üreteceğiz. Laboratuvar analizlerimizi her ürüne hitap edecek şekilde genişleteceğiz. Tescil süreçlerini üyelerimizin hızla uyum sağlayabileceği kolay ve erişilebilir bir yapıya kavuşturmak için elektronik sistemi yayma çalışmaları yapacağız.”
“Yönetimin yarısına yakınını gençlerden oluşturup geleceği inşa edeceğiz”
Seçim sürecinde üyelerle birebir temas kurduklarını ve yönetimin yarısını gençlerden oluşturmayı hedeflediklerini belirten Barış Kocagöz, “Biz yeni, dinamik ve proje üreten bir kadroyla geliyoruz. En büyük hayalim; yönetim kurulunun yarısını gençlerden oluşturmak ve bu dönem boyunca onları geleceğe hazırlamak. Bir kurumda sizden sonra gelecek kadroları yetiştirmiyorsanız, o kuruma borçlu gitmiş olursunuz. Gençleri hem borsa yönetimine hem de kırsaldaki tarımsal üretime çekmek zorundayız. Biz sahada üyelerimizle bizzat kendimiz konuşuyoruz, başkalarına aratarak destek almak bence adil değil. Çünkü üyelerimiz, özgür iradeleri ile gerçekten istiyorlarsa destek vermeliler. İTB, Ege Bölgesi'nin 135 yıllık ulu çınarı ve abisidir. Kucaklayıcı, kavrayıcı ve üyesine dokunan bir yönetim anlayışıyla borsamıza hak ettiği saygınlığı yeniden kazandıracağız” ifadelerini kullandı.




