SERCAN ENGEREK/MANŞETİZ- Kazdağları bölgesinde faaliyet gösteren ve daha önce de ağır yaralanmalı iş kazalarının yaşandığı Cengiz Holding’e ait Halilağa Bakır Madeni’nde evli ve üç çocuk babası işçi Yaşar İlter, iş makinesinin altında kalarak hayatını kaybetti. Son iki yılda 150’den fazla madencinin can verdiği Kazdağlarındaki madencilik faaliyetlerine tepki gösteren İnsan Hakları Derneği Çanakkale Şubesi Ekoloji ve Yaşam Hakkı Komisyonu üyeleri, “Madencilik, kamuoyuna ekonomik kalkınma ve gelişmenin bir tezahürü olarak sunulsa da talanın günümüzdeki en yaygın ve ağır sömürü biçimlerinden biridir. Hem ekolojik tahribatı hem de yaşam hakkı ihlallerini beraberinde getiren bir yıkımdır” dedi.
Çanakkale’de Kazdağları bölgesinde Cengiz Holding tarafından yürütülen madencilik faaliyetleri nedeniyle doğa tahribatı artarken, işçilerin can güvenliği de tehdit altında.
Madenlerde insanca çalışma koşullarının sağlanmaması ve zorunlu iş güvenliği kriterlerinin uygulanmaması nedeniyle sürekli iş cinayetleri yaşanıyor.
Bayramiç ilçesinde faaliyet gösteren Cengiz Holding’e ait Halilağa Bakır Madeni’nde iş cinayeti yaşandı. Dün sabah saat 04.00 sıralarında Halilağa Bakır Madeni’nde çalışan işçi Yaşar İlter, iş makinesinin altında kalarak can verdi. Çalışmak için Samsun’dan Çanakkale’ye gelen İlter’in evli ve üç çocuk babası olduğu öğrenildi.
Kazdağları Ekoloji Platformunun suç duyurusunda bulunmasıyla işçi Yaşar İlter’in ölümüne yönelik soruşturma başlatıldı.

Madende günlük vardiya süresi 10 saat
Maden Mühendisleri Odasının açıklamasına göre, bölgede son iki yılda 150’den fazla madenci yaşamını yitirdi.
Daha önce de ağır yaralanmalı iş kazalarının yaşandığı Cengiz Holding’e ait Halilağa Bakır Madeni’nde vardiya sürelerinin 10 saat olarak uygulandığı ortaya çıktı.
İnsan Hakları Derneği Çanakkale Şubesi Ekoloji ve Yaşam Hakkı Komisyonu üyeleri, madenlerde insanca çalışma koşullarının sağlanmadığına ve zorunlu iş güvenliği kriterlerinin uygulanmadığına dikkat çekti.
İş cinayetlerinin bu nedenle yaşandığını vurgulayan Komisyon üyeleri, “Aynı madende daha önce de ağır yaralanmalı iş kazalarının yaşandığı, vardiya sürelerinin ise 10 saat olarak uygulandığı bilinmektedir. Bu durum, işçilerin yaşamlarına yeterli değerin verilmediğini ve insanların temel haklarından yoksun bırakılarak ölümle burun buruna çalıştırıldığını bir kez daha gözler önüne sermektedir” dedi.

“Talanın en ağır sömürü biçimlerinden biri”
İnsan Hakları Derneği Çanakkale Şubesi Ekoloji ve Yaşam Hakkı Komisyonu üyeleri, madencilik faaliyetlerinin kamuoyuna “ekonomik kalkınma ve gelişmenin bir tezahürü olarak sunulmasına” tepki gösterdi.
Madenciliğin, “talanın günümüzdeki en yaygın ve ağır sömürü biçimlerinden biri” olarak nitelendiren Komisyon üyeleri şu ifadeleri kullandı:
“Madencilik hem ekolojik tahribatı hem de yaşam hakkı ihlallerini beraberinde getiren bir yıkımdır. Çanakkale’de, kendine özgü ekosistemi ve tarihiyle özel bir yere sahip olan Kazdağları bölgesi yıllardır maden şirketlerinin işgaliyle karşı karşıyadır. Maden sahası olarak planlanan alanlarda ormanların tahrip edilmesi ve akarsuların kirletilmesi, doğal yaşam döngüsünü yok etmekte; çevre köylerde yaşayan insanların temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevrede yaşama hakkını ihlal etmektedir.”
İnsan Hakları Derneği Çanakkale Şubesi Ekoloji ve Yaşam Hakkı Komisyonu üyeleri, madenlerde yaşanan hak ihlallerinin son bulmasını, madenlerin kapatılarak doğal alanların şirketlerin faaliyetlerinden arındırılmasını talep etti.




