HOMETEX 2026: Veysel Akçay ev tekstilini vuran küresel krizi anlattı
HOMETEX 2026: Veysel Akçay ev tekstilini vuran küresel krizi anlattı
İçeriği Görüntüle

Dünya ev tekstili sektörünün kalbi İstanbul Fuar Merkezi’nde (İFM) düzenlenen HOMETEX 2026'da atmaya devam ediyor. Türkiye, küresel çaplı jeopolitik krizlere rağmen "güvenilir ve hızlı tedarikçi" konumunu güçlendirirken; fason üretimden çıkarak kendi markasıyla ihracata yönelen Türk firmaları sektörde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Fuarın nabzını tutan Makrotex Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Memişoğlu, karamsar senaryoların aksine tekstil sektörünün bitmediğini, yalnızca yeni dünya düzenine adapte olarak format değiştirdiğini açıkladı.

Manşetiz mikrofonlarına özel açıklamalarda bulunan Makrotex Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Memişoğlu, hem fuarın mevcut durumunu hem de Türk tekstilinin küresel pazardaki stratejik dönüşümünü çarpıcı detaylarla gözler önüne serdi.

FASON ÜRETİMDEN MARKALAŞMAYA: SADAKAT KAZANIYORUZ

Fuarın ilk günlerinin ziyaretçi trafiğini değerlendiren Hüseyin Memişoğlu, 19 Mayıs tatilinin getirdiği kısmi sakinliğin ardından fuar alanının yoğun ve nitelikli bir alıcı kitlesiyle dolduğunu belirtti. HOMETEX’in (eski adıyla Evteks) yıllar içinde rüştünü ispatlamış, uluslararası arenada oturmuş bir organizasyon olduğunun altını çizen Memişoğlu, özellikle 3-4 saatlik uçuş mesafesinden gelen alıcıların artık doğrudan Türk markalarına yöneldiğini ifade etti.

"Private label (fason) üretim yaptığınızda, müşteri daha ucuzunu bulduğu an o tarafa kayma eğilimi gösterir," diyen Memişoğlu, Türk tekstilinin artık katma değerli üretime odaklanarak bu handikabı aştığını vurguladı:

"Kendi markanızı sattığınızda piyasada bir sadakat ve marka bağımlılığı oluşuyor. HOMETEX, artık bu vizyonla, kendi markasıyla mal satabilen üreticiler için gerçek bir cazibe merkezi halini aldı. Önümüzdeki yıllarda bu fuarın uluslararası arenadaki ağırlığını çok daha fazla hissettireceğine inanıyorum."

ALICI PROFİLİ DEĞİŞTİ: HEDEFTE ORTA VE BATI AVRUPA VAR

Fuarın ziyaretçi demografisindeki köklü değişime de dikkat çeken deneyimli iş insanı, geçmiş yıllara kıyasla Arap ve Rus pazarlarından gelen katılımcı sayısında bir azalma gözlemlendiğini, ancak bu boşluğun Orta ve Batı Avrupalı müşterilerle, üstelik çok daha sağlam bir zeminle doldurulduğunu aktardı.

Bu değişimin tesadüf olmadığını belirten Memişoğlu, Avrupa’da değişen ticaret dinamiklerinin ve online satışlara yönelimin Türkiye’ye yaradığını söyledi. E-ticaret üzerinden satış yapan Avrupalı firmaların "hazır paketli ürün" arayışında olduğunu ifade eden Memişoğlu, pazarın mevcut durumunu şu sözlerle özetledi:
"Türkiye bu yeni ekosistemde kusursuz bir tedarikçi. Çevremizdeki savaşlardan asgari düzeyde etkilenen, lojistik operasyonlarını tam gününde tamamlayan ve yeri geldiğinde müşterisine esnek ödeme (veresiye) imkanları sunan köklü bir üretici portföyümüz var. Bu stratejik avantajlarımız bizi tüm küresel rakiplerimizden ayırarak ön plana çıkarıyor."

"TEKSTİL BİTMİYOR, 2000 YILLIK SEKTÖR EVRİM GEÇİRİYOR"

Son dönemde kamuoyunda sıkça dillendirilen "Tekstil sektörü nereye gidiyor, bitiyor mu?" şeklindeki karamsar sorulara da net bir yanıt veren Makrotex Yönetim Kurulu Başkanı, sektörün bir çöküş değil, bir "normalleşme ve evrim" süreci yaşadığını vurguladı.

1990'lı yıllardaki suni ve yoğun talebin yarattığı üretim balonunun artık sönerek olması gereken piyasa normallerine döndüğünü belirten Memişoğlu, tarihsel bir referansla sektöre duyduğu güveni şu tarihi anekdotla temellendirdi:
"Tekstil hiçbir yere gitmiyor, sadece format değiştiriyor. Bundan 2000 yıl önce Zexsius Flaccus'un tabletinde yazdığı gibi, bu topraklarda tekstil nasıl hep var olduysa, Anadolu coğrafyasında asırlar boyunca da var olmaya devam edecektir. Ancak bu yeni dönemde ayakta kalacak olanlar; değişen şartlara hızla uyum sağlayanlar ve jenerasyon geçişini başarıyla yönetebilen firmalar olacak."

"FUARLAR GÜCÜNÜ DEĞİL, LÜZUMSUZ KALABALIĞINI KAYBETTİ"

Sektör değerlendirmelerinin yanı sıra HOMETEX'in ev sahibi İstanbul Fuar Merkezi'ndeki fiziki yenilenme çalışmalarına da değinen Memişoğlu, inşaatı devam eden yeni hollerin hem sektör hem de ülke ekonomisi için büyük bir kazanç olacağını belirtti. Bu yenilenme sürecinin arka planında oda seçimleri ve İstanbul Ticaret Odası'nın (İTO) kurumsal hamlelerinin de etkisi olabileceğini öngören Memişoğlu, projelerin tamamlanmasının bir sonraki yıla yetişmese bile nihayetinde kalıcı bir değer yaratacağını ifade etti.

Geleneksel fuarcılık anlayışının son bulduğuna dair iddialara ise gazetecilerin soruları üzerinden çarpıcı bir perspektif getirdi:

"Dijitalleşme ile birlikte fuarların gücünü kaybettiği iddia ediliyor ancak durum tam tersi. Fuarlar aslında gücünü kaybetmiyor, sadece o eski lüzumsuz ziyaretçi trafiğini, yani kuru kalabalığı kaybediyor. Gerçek uluslararası alıcılar, iş bağlantıları kurmak ve masaya oturup toplantılarını yapmak için fuarlara bizzat gelmeye devam ediyorlar."

Kaynak: HABER MERKEZİ