Küresel finans sistemindeki kırılganlıklar derinleştikçe, dünyanın dört bir yanındaki merkez bankaları en eski güvenli liman olan altına yönelmeyi sürdürüyor. Dünya Altın Konseyi'nin açıkladığı en güncel veriler, bu eğilimin Mayıs 2026'da da kırılmadığını ortaya koyuyor: Merkez bankaları geçen ay toplam 41 tonluk net alımla bu yılın en güçlü ikinci aylık talebini gerçekleştirdi. Tablonun öne çıkan isimleri Polonya ve Çin olurken, Türkiye ve Rusya net satıcı tarafında kalmayı tercih etti.
Şubat 2026'da zirveye oturan talep dalgasının hemen ardından gelen bu rakam, merkez bankalarının altın biriktirme iştahının mevsimsel bir heves olmadığını, aksine uzun soluklu bir strateji olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Jeopolitik gerilimler, dolar bazlı rezervlere duyulan güvensizlik ve enflasyon kaynaklı satın alma gücü endişeleri, bu stratejinin arka planındaki temel dinamikler olarak öne çıkıyor.

Dünya Altın Rezervi 1

POLONYA ÖNCÜLÜĞÜNÜ BIRAKMIYOR

Mayıs ayının tartışmasız lideri Polonya oldu. Varşova yönetimi, tek ayda 18 tonluk net alımla küresel sıralamada rakipsiz bir konuma yerleşti. Bu hamle, tesadüf değil; Polonya Merkez Bankası'nın yıllardır uyguladığı sistematik rezerv büyütme politikasının en son halkası. Yılın ilk beş aylık diliminde kümülatif alımını 64 tona taşıyan Polonya, toplam resmi altın rezervini 614 tona yükseltti. Bankanın nihai hedefinin 700 ton olduğu göz önüne alındığında, bu yolculuğun henüz yarısında olduğunu söylemek mümkün.

Dünya Altın Rezervi 3

ÇİN'İN SESSİZ BİRİKİMİ

Küresel gündemin gürültüsü arasında Pekin, Mayıs ayında da sakin ama kararlı adımını attı ve rezervlerine 10 ton daha ekledi. Sıradan görünen bu rakamın arka planında dikkat çekici bir ayrıntı var: Bu artış, Çin'in Aralık 2024'ten bu yana kaydettiği en yüksek aylık alım miktarı. Daha da çarpıcı olan ise Pekin'in tam 20 aydır kesintisiz net alıcı konumunu korumasıdır. Çin'in toplam resmi altın rezervi artık 2 bin 331 tona ulaşmış durumda ve altının toplam rezervler içindeki ağırlığı yüzde 9'a çıkmış bulunuyor. Rezerv sepetini dolardan çeşitlendirme politikası izleyen Pekin için bu tablo, stratejinin somut bir göstergesi niteliğinde.

ORTA ASYA'DAN SÜRPRİZ KATILIM

Mayıs ayının dikkat çeken hareketleri yalnızca büyük oyuncularla sınırlı kalmadı. Özbekistan 9 ton, Kazakistan ise 7 ton alımla tabloda önemli bir yer edindi. Asya'dan gelen bir diğer dikkat çekici hamle ise Singapur'dan geldi. Küçük ama stratejik açıdan güçlü bu kent devleti, Eylül 2025'ten bu yana ilk kez net alıcı pozisyonuna geçerek 4 ton altın temin etti. Yılın ilk beş aylık dönemine bakıldığında sıralama şu şekilde şekilleniyor: Polonya 64 tonla lider, Özbekistan 33 ton, Çin 25 ton ve Kazakistan 20 tonla takipte.

Faizsiz ev ve araç alacaklar dikkat: BDDK o süreyi tam 6 aya çıkardı
Faizsiz ev ve araç alacaklar dikkat: BDDK o süreyi tam 6 aya çıkardı
İçeriği Görüntüle

Dünya Altın Rezervi 2

TÜRKİYE 81 TONA ULAŞAN SATIŞLA DİKKAT ÇEKİYOR

Tablo yalnızca alıcılardan ibaret değil. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Mayıs ayında net 3 tonluk satışla satıcı tarafındaki yerini aldı. Tek başına değerlendirilen bu rakam mütevazı görünse de birikimli resme bakıldığında tablo farklı bir anlam kazanıyor: TCMB, yılın sadece ilk beş ayında toplam 81 tonluk net satış gerçekleştirmiş durumda. Ekonomistler bu hamleleri, rezerv optimizasyonu ve döviz likiditesi yönetimi çerçevesinde değerlendiriyor. Benzer bir tutum sergileyen Rusya Merkez Bankası ise Mayıs'ta 6 ton, yılın genelinde ise toplam 34 ton satışla tabloda yer aldı.

Dünya Altın Rezervi 4

ÖNÜMÜZDEKİ 12 AY İÇİN BEKLENTİ REKORA YAKIN

Dünya Altın Konseyi, bu dönemde yayımladığı "2026 Merkez Bankaları Altın Rezervleri Araştırması" bulguları da tabloya güçlü bir perspektif katıyor. Ankete katılan merkez bankalarının yüzde 89'u, önümüzdeki on iki aylık süreçte küresel resmi altın rezervlerinin artmaya devam edeceğini öngörüyor. Kendi kurumunun rezervlerini büyütmeyi planladığını açıklayan merkez bankalarının oranı ise yüzde 45'e yükselerek anket tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı.

Bu rakamlar, merkez bankacılığı dünyasında altına duyulan kurumsal güvenin ne denli köklü bir hal aldığını gözler önüne seriyor. Dolar hegemonyasına duyulan şüphe, rezerv çeşitlendirmesi için yeni arayışlar ve jeopolitik istikrarsızlık; tüm bu faktörler bir araya geldiğinde altının yalnızca bir emtia olmadığı, aynı zamanda 21. yüzyılın en stratejik rezerv varlıklarından biri olmayı sürdürdüğü bir kez daha kanıtlanmış oluyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ