Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gizemli "Bizi izlemeye devam edin" sözleriyle başlayan S-400 tartışması, Moskova'nın resmi ağzından dökülen bir itirafla bambaşka bir safhaya girdi. Rusya, Türkiye ile S-400 hava savunma sistemlerinin üçüncü bir ülkeye satışına yönelik müzakerelerin sürdüğünü resmen kabul etti. Alıcı ülkenin kimliği henüz perdenin arkasında kalsa da gözler körfezin üzerinde yoğunlaşıyor.

Ankara-Moskova hattında yürütülen bu diplomatik trafiğin en çarpıcı yanı, konunun artık yalnızca kulislerin malı olmaktan çıkmış olmasıdır. Bugüne dek dedikodu düzeyinde kalan "satış görüşmeleri" iddiası, Rus yetkililerin kendi ağzından duyulunca anlam kazandı ve Türkiye'nin savunma politikasını doğrudan etkileyen bir gerçekliğe dönüştü.

ERDOĞAN'IN O SÖZLERİ HER ŞEYİN FİTİLİNİ ATEŞLEDİ
Her şey, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın S-400'lerle ilgili yöneltilen bir soruya verdiği yanıtla başladı. "Bizi izlemeye devam edin" diyen Erdoğan, tek cümleyle hem her şeyi söylemiş hem de hiçbir şeyi söylememişti. Bu muğlak ama bir o kadar da kasıtlı cevap, siyasi çevreleri ayağa kaldırdı; analistleri ekranlara, gazetecileri ise kaynaklarına koşturdu.
Hürriyet gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi'nin "S-400'ler Körfez'deki bir ülkeye satılıyor" iddiasını köşesine taşıması ise tartışmanın fitilini doğrudan ateşledi. Ne var ki o noktada ortada yalnızca bir kalem vardı; resmi bir doğrulama yoktu. Ta ki Moskova konuşana kadar.
RUS YETKİLİLERDEN TARİHİ AÇIKLAMA
Rus yetkililer, Türkiye ile S-400 hava savunma sistemlerinin üçüncü bir ülkeye devredilmesi meselesinin müzakere masasında olduğunu kamuoyuyla paylaştı. Bu açıklama, söz konusu iddianın Rus tarafınca ilk kez alenen doğrulanması bakımından tarihsel bir nitelik taşıyor. Daha önce yalnızca bilgili çevrelerin fısıltısı olan bu bilgi, artık Rusya Federasyonu'nun resmi söylemine dönüştü.
Bununla birlikte Moskova, olası alıcı ülkenin adını vermekten kaçındı. Sürecin hangi aşamada ilerlediğine dair de herhangi bir açıklık getirilmedi. Rus yetkililer, görüşmelerin varlığını teyit etmekle yetindi; ayrıntıları ise diplomatik bir sessizliğin içinde bıraktı.

KÖRFEZ DENKLEMİNE DAİR GÜÇLÜ SİNYALLER
Peki bu üçüncü ülke kim olabilir? Kamuoyuna sızan bilgilere göre en güçlü adaylar arasında Körfez coğrafyasının iki önemli oyuncusu, Birleşik Arap Emirlikleri ile Katar yer alıyor. Her iki ülkenin de bölgesel savunma kapasitelerini güçlendirme konusunda son yıllarda ciddi adımlar attığı ve gelişmiş hava savunma sistemlerine olan ilgilerini farklı platformlarda dile getirdiği biliniyor.
Ancak bu noktada dikkat çeken bir ayrıntı var: Körfez ülkelerinin bir S-400 alımına yönelmesi, aynı zamanda bu ülkelerin ABD ile olan savunma ilişkileri açısından da ciddi bir test niteliği taşıyacak. Zira CAATSA yasasının gölgesi yalnızca Türkiye'nin üzerinde değil, Rus menşeli silah sistemlerine yönelen her devletin üzerinde de dolaşmaya devam ediyor.
CAATSA KRİZİ VE ANKARA-WASHİNGTON HATTINDAKİ YENİ DENKLEM
S-400 meselesinin bir diğer kritik boyutu ise Türkiye üzerindeki CAATSA yaptırımlarına ilişkin. Rusya'dan alınan bu gelişmiş hava savunma sistemleri nedeniyle ABD'nin Türkiye'ye uyguladığı yaptırımlar, iki NATO müttefiki arasındaki ilişkilere uzun süredir ciddi bir gölge düşürüyor. Savunma sanayii işbirliğinin kısıtlandığı, F-35 programından çıkarılmanın acısının hâlâ tazeliğini koruduğu bu denklemde S-400'lerin üçüncü bir ülkeye devredilmesi, Ankara için diplomatik bir çıkış kapısı anlamına gelebilir.
ABD Başkanı Donald Trump'ın son dönemde yaptırımların kaldırılabileceğine dair verdiği sinyaller de bu çerçevede okunduğunda anlam kazanıyor. S-400'lerin fiilen Türk topraklarından çıkması ya da operasyonel kullanımdan kaldırılması, Washington'ın bu konudaki tutumunu yumuşatabilecek somut bir adım olarak değerlendiriliyor. Rusya'nın görüşmeleri resmen teyit etmesi ise bu senaryonun yalnızca spekülatif olmadığını, aksine gerçek bir diplomatik sürecin yürüdüğünü gözler önüne seriyor.

SORU İŞARETLERİ YANIT BEKLİYOR
Tüm bu gelişmelerin ortasında birçok kritik soru yanıtsız kalmaya devam ediyor. Satışın gerçekleşmesi halinde sistemlerin devri ne zaman tamamlanacak? Rusya bu transfere teknik ve hukuki olarak ne ölçüde onay verecek? Alıcı ülke kimliği ne zaman açıklanacak ve bu ülkenin Batı ittifakıyla olan ilişkileri süreçten nasıl etkilenecek?
Şimdilik tek kesin olan şey, Ankara ile Moskova'nın ortak bir müzakere sürecinin içinde olduğu ve bu sürecin yalnızca savunma sanayiini değil, bölgesel dengeleri de yeniden şekillendirebilecek bir potansiyel taşıdığıdır. Erdoğan'ın merak uyandıran cümlesinin işaret ettiği o belirsiz geleceğe, Rusya'nın bugünkü açıklaması ilk somut ışığı tuttu. Geri kalan soru işaretleri için sahne, Ankara'ya ait.




