Türkiye'de milyonlarca çalışanı ve işvereni doğrudan etkileyecek tarihi bir karar masada. Hükümet, değişen ekonomik dinamikler, büyükşehirlerde hızla artan kira giderleri ve gıda enflasyonuna karşı çalışanların alım gücünü korumak amacıyla Türkiye genelinde tek tip uygulanan ulusal asgari ücret sistemini tamamen değiştirmeye hazırlanıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen yeni "bölgesel ve sektörel asgari ücret" modelinin, önümüzdeki dönemde yasal bir zemine oturtularak illerin yaşam maliyetlerine ve iş kollarının risk durumuna göre farklı taban maaşlar sunması planlanıyor.

İSTANBUL İLE ANADOLU ARASINDAKİ MAAŞ MAKASI KAPANIYOR
Yeni sistemin en kritik ayağını bölgesel ücretlendirme oluşturuyor. Mevcut düzende Edirne'den Kars'a kadar her çalışan aynı yasal taban ücreti alırken, masadaki taslağa göre illerin ve coğrafi bölgelerin barınma, ulaşım ve temel tüketim maliyetleri uzmanlarca ayrı ayrı hesaplanacak. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi geçim sıkıntısının derinleştiği metropollerde çalışanlar için çok daha yüksek bir asgari ücret sınırı belirlenecek. Yaşam maliyetinin nispeten daha düşük seyrettiği Anadolu kentlerinde ise bu parametrelere uygun, işverenin üretim ve istihdam maliyetlerini de dengede tutacak farklı bir taban maaş skalası devreye girecek. Böylece büyükşehirlerdeki yüksek enflasyonun bordrolular üzerindeki ezici etkisi, doğrudan coğrafyaya özel bir maaş politikasıyla hafifletilecek.

İŞ KOLUNA ÖZEL TABAN ÜCRET VE HAK KAYBI ENDİŞESİ
Düzenlemenin ikinci sacayağında ise sektörel farklılıklar öne çıkıyor. Sanayi, ileri teknoloji, hizmet veya ağır sanayi gibi iş gücü maliyetlerinin, uzmanlık gereksinimlerinin ve zorluk derecelerinin tamamen ayrıştığı alanlarda, genel asgari ücretin üzerinde sektöre özel taban rakamları belirlenebilecek. Riskli iş kollarında çalışanlar genel ücretin ötesinde bir yasal maaş güvencesine sahip olacak.
Bu esnek yapı işveren tarafında rekabet gücünü korumayı hedeflerken, çalışma hayatında olası hak kayıplarına yönelik haklı endişeleri de beraberinde getiriyor. Yansıyan kulis bilgilerine göre, yürütülen teknik analizlerde mevcut çalışanların maaşlarında hiçbir şekilde düşüş yaşanmaması hükümetin en kesin kırmızı çizgisi olarak belirlenmiş durumda. Sistemin yasalaşma sürecinde sendikaların ve işçi temsilcilerinin görüşlerinin alınacağı, mevcut kazanımları koruyan kanuni güvencelerin devreye sokulacağı ifade ediliyor.

1974'TE TERK EDİLEN SİSTEME KÜRESEL STANDARTLARLA DÖNÜŞ
Esasında Türkiye, illere göre farklılaşan bu maaş sistemine yabancı değil. 1951 ile 1974 yılları arasında ülkenin çeşitli bölgeleri gelişmişlik düzeylerine göre ayrılmış ve farklı taban ücretler uygulanmıştı. Ancak 1974 yılında tek tip ulusal asgari ücrete geçilerek bu modelden vazgeçilmişti. Bugün artan şikayetler üzerine yeniden gündeme alınan bölgesel ve sektörel formül, halihazırda dünyanın önde gelen ekonomilerinde son derece aktif olarak kullanılıyor.
Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'da federal bir taban ücretin yanı sıra eyaletler kendi yaşam standartlarına göre çok daha yüksek yerel ücretler belirliyor. Benzer şekilde Japonya'da asgari ücret tek bir merkezden değil, 47 farklı idari birimin yaşam maliyetine göre ayrı ayrı hesaplanarak uygulanıyor ve bu rakam Tokyo'da zirveye çıkıyor. Almanya ve İtalya gibi kıta Avrupası ülkelerinde ise tek bir yasal genel ücretin yanında, toplu iş sözleşmeleriyle şekillenen ve riskli sektörleri koruyan özel sektörel taban maaşlar belirleniyor. Türkiye'nin de çalışma hayatındaki düğümleri çözmek adına bu küresel örnekleri inceleyerek kendi sosyo-ekonomik gerçeklerine uygun yeni bir altyapı inşa etmesi bekleniyor.




