SENEM YILDAN/ MANŞETİZ- Denizli’nin Acıpayam İlçesi Yeşilyuva Mahallesi’nde yaşayan Hülya Yalçın, hayallerinin peşinden giderek antika eşya tutkusunu gerçeğe dönüştürdü. Evinin garajını müzeye çeviren Hülya Yalçın, hayallerini gerçeğe dönüştürmenin mutluluğunu yaşıyor.
Evinin alt katını dizayn ederek eskiden kullanılan eski eşyaları sergiliyor
Yeşilyuva kasabasında doğduğunu ifade eden Yalçın; “Yeşilyuva’da okudum burada Liseyi bitirdim. Yıllardan beri içimde bir arzum vardı. O da böyle antik eşyalara çok düşkündüm. Bunları biriktirip bir yerde sergilemek hayatta en istediğim bir arzumdu. O amaçla yıllardan beri istedim, aldım, araştırdım, buldum, topladım. Yapabildiğim kadar ürünleri biriktirdim. Kısmet oldu işte şimdi köydeki evimin alt katını bu şekilde dizayn ettim. Burada bulunan ürünlerim hep eskiden kullanılan kayınvalidemin, annelerimin, dedelerimin, nenelerimin kullandığı ürünlerden birer hatıra.”

“Tek amacım bu eski antikaları biriktirip onlarla mutlu olmaktı”
‘Tek hayalim eski antikaları biriktirip mutlu olmaktı’ diyen Yalçın; “Herkesin bir hobisi olur. Benim yok almak, satmak, gezmek, hiçbiri de gözüm yoktu. Tek amacım bu eski antikaları biriktirip onlarla böyle mutlu olmaktı. Hedefim oydu. Şu anda ulaştığımı zannediyorum. Yani ürünlerimin içinde 200 yıllık dedelerimin ürünleri var” diye konuştu.

“Evin bodrumunu değerlendirdik”
Yalçın şöyle devam etti; “Eskiden kayınvalidemin, benim gelin girdiğim evdi. Burası toprak evdi. Kerpiçten evdi. O evdeki asıl hedefim restore edip o evi içinde bu ürünleri sergilemekti. O da kısmet olmadı. Sonra buraya böyle bir ev yaptık. Baktım yaşım da 66'ya geldi. Ben bu onurumu eremem lazım, o zaman bu evin bodrumunu ben bu işi değerlendireyim diye böyle sergiledim” dedi.

Yöresel kıyafetler burada yer alıyor
Köydeki geleneksel giysilerden olan üçetek giysisini anlatan Yalçın; “Bu bizim köyümüzün geleneksel, şimdi üçetek diyorlar da asıl bunun ismi bizim köyde henteridir. Bunu bana 60 yıl önce, 50 yıl önce kayınvalidem düğünümde diktirirdi. Ben de o zamandan beri bunu sakladım. Başını örten tel kırmadır. Belimize bağladığımız kuşak vardır. Ondan sonra bunu biz düğünlerde köyümüzün düğünlerinde düğünün ikinci günü oyunumuz olur. Onda tahta kaşıkla tefleri oynarken illa biz bu el şeyi, üçeteği şeyi giyeriz, henteriyi. Bütün köyün genç kızları, gelinleri, herkes bunu giyer. Düğünün ikinci günü kız evine gidilir. Cıkkadam oynanır. Bizim köyün cıkkadamıdır.
100 yıllık 200 yıllık ürünlerde sergileniyor
100 yılı geçmiş makineleri gösteren Yalçın; “Bu makineyi babaannem rahmetli halama vermiş. Halam da 98 yaşında vefat etti. Öleli 10-20 sene oldu. Genç kızken bunu rahmetli hacı dedem, Ömer dedem halama almış. Bunu evde halam kullanırmış. Bunun şöyle çevirecek kolu var, o kolu kaybolmuş. Babam bu makinenin 100 ve üzeri yıllık olduğunu söylüyor.”

Hülya Yalçın’nın bebeklik beşiği de bulunuyor
Eski beşikleri de gösteren Yalçın, “Annem bunu, ben ilk annemin ilk çocuğuyum. 66 yaşındayım o zamanlar, bunu işte annem birisine yaptırtmış. Bu benim büyüdüğüm bebeklik beşiğim, tahta beşiğim” dedi.








