KENAN YEŞİL/MANŞETİZ- Zafer Partisi İzmir İl Başkanlığı binasında gerçekleştirilen basın toplantısında İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu, İzmir'in yerel sorunlarından Türkiye gündemine uzanan kapsamlı bir değerlendirmede bulundu.
Toplantının amacının kısır siyaset üretmek değil, doğrudan kentin gerçeklerini konuşmak olduğunu vurgulayan Bezircilioğlu; İzmir’in üretim gücü, limanları, sanayisi, tarımı, üniversiteleri ve insan kaynağıyla Türkiye’nin en güçlü metropollerinden biri olduğunu, ancak mevcut potansiyelinin karşılığını alamadığını ifade ederek, “İzmir, sahip olduğu potansiyelin karşılığını alamayan büyük bir şehirdir. İzmir, üretim gücüyle, limanlarıyla, sanayisiyle, tarımıyla, üniversiteleriyle, turizmiyle, yetişmiş insan kaynağıyla ve tarih boyunca üstlendiği öncü rolle Türkiye'nin en güçlü şehirlerinden biridir. Böylesine büyük bir potansiyele sahip bir şehirde vatandaşın temel gündeminin ulaşım, altyapı, deprem, sağlık, barınma ve geçim sıkıntısı olması hepimizin üzerinde düşünmesi gereken önemli bir gerçektir” dedi.
9 Eylül vurgusu
İzmir’in düşman işgalinden Kurtuluş yıldönümü olan 9 Eylül tarihine de değinen Bezircilioğlu, şunları söyledi:
“9 Eylül, İzmir için sıradan bir tarih değildir. 9 Eylül 1922, İzmir'in işgalden kurtulduğu, Millî Mücadele'nin zaferle taçlandığı ve Türk milletinin bağımsızlık iradesinin yeniden dünyaya ilan edildiği gündür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün İzmir'e Belkahve'den baktığı o günlerde taşıdığı sorumluluğu bugün de hatırlamak zorundayız. Atatürk'ün Belkahve'de İzmir'e bakarken söylediği aktarılan, ‘Bu şehre bir şey olacak diye çok korktum’ sözü, bu şehre duyduğu sevginin ve taşıdığı sorumluluğun da bir ifadesidir. 9 Eylül bize, bir milletin bağımsızlığı, yalnızca topraklarını kurtarması değildir. Kendi geleceğini kendisinin belirlemesidir. Siyasi bağımsızlıktır. Ekonomik bağımsızlıktır. Hukukun üstünlüğüdür. Üretmektir. Kendi gençlerine gelecek sunabilmektir. İşte bugün İzmir'in sorunlarını konuşurken 9 Eylül'ün ruhunu da buradan okumamız gerekiyor. Kurtuluşun şehri İzmir, yeniden üretimin, adaletin, bilimin ve kalkınmanın öncü şehri olmak zorundadır.”
İzmir’in tarım potansiyeli dikkat çekildi
İzmir’in en güçlü yanlarından birinin tarım olduğuna dikkat çeken Bezircilioğlu, “İzmir, Küçük Menderes, Gediz ve Bakırçay havzalarıyla Türkiye'nin en önemli tarım merkezlerinden biridir. Ödemiş'ten Tire'ye, Bayındır'dan Kiraz'a, Bergama'dan Menemen'e kadar binlerce aile üretim yapıyor. Ülkemizi doyuruyor. İhracata katkı sağlıyor. Ancak üreticimiz bugün ciddi sorunlarla karşı karşıya. Kuraklık artık geçici bir sorun olmaktan çıkmış, tarımsal üretimin geleceğini belirleyen yapısal bir tehdide dönüşmüştür. Bugün birçok çiftçimiz tarlasını nasıl ekeceğini değil, ekebilecek suyu bulup bulamayacağını düşünüyor. Su meselesi yalnızca çiftçinin sorunu değildir. Çünkü su olmazsa üretim olmaz. Üretim olmazsa gıda fiyatları artar. Gıda fiyatları arttığında ise bunun yükünü hep birlikte taşırız” dedi.
Tarımda girdi maliyetlerin yüksekliğine değinen Sinan Bezircilioğlu, üreticinin ürünü hak ettiği fiyata satamadığını belirtti.
Hayvancılıkta da benzer sorunların yaşandığını dile getiren Bezircilioğlu, üreticiyi yalnız bırakırsanız çiftçiyi, şehri, sanayiyi, ihracatı ve Türkiye’yi kaybedileceğini söyledi.
İzmir’in zeytin, zeytinyağı, üzüm, incir, mandalina gibi fırsatlarını da olduğunu söyleyen Bezircilioğlu, İzmir’in sadece üreten değil markalaştıran ve İhraç eden bir şehir olmak zorunda olduğunu ifade etti.
Eğitimdeki sorunlar aileleri endişelendiriyor
Eğitim ve gençlerin sorunlarını paylaşan Bezircilioğlu, okullardaki eksiklikleri dile getirerek ailelerin endişelerini aktardı.
İzmir’in bir üniversite şehri olduğunu hatırlatan Bezircilioğlu, üniversite gençlerinin yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir kitle olarak bakılması gerektiğini vurgulayıp, “Çünkü Türkiye'nin geleceği gençlerin omuzlarında yükselecektir” dedi.
Sanayici sorunlarla boğuşuyor
İzmir’in Türkiye'nin en önemli üretim ve sanayi merkezleri başında geldiğini vurgulayan Bezircilioğlu, sanayicinin yüksek enflasyon, enerji maliyetleri, finansmana erişim, iş gücü maliyetleri, kur belirsizliği, küresel rekabet gibi sorunlarla boğuştuğunu söyledi.
İzmir'in sahip olduğu sanayi altyapısının, geleceğin yüksek teknoloji üretiminin merkezi olabileceğini dile getiren Bezircilioğlu, İzmir’in yüksek katma değerli üretim avantajını bulunduğunu söyledi.
Sağlıkta ulaşabilirim vurgusu
Sağlık hizmetinin vatandaş için ulaşılabilir olması gerektiğini söyleyen Bezircilioğlu, Bayraklı Şehir Hastanesi'nin önemli bir yatırım olduğunu ancak vatandaşın bu hizmete ulaşmasının daha önemli olduğunu belirtti.
İzmir’in altyapı ve körfez sorunları
İzmir’in altyapı ve körfez sorununa da değinen Bezircilioğlu şöyle konuştu:
“Bir şehrin yaşam kalitesini belirleyen en önemli unsurlardan biri altyapıdır. Altyapı görünmez olabilir. Ama yetersiz olduğunda herkes hisseder. Yoğun yağışlarda su baskınları, yetersiz drenaj, taşan kanalizasyon hatları, bozulan yollar, aylarca devam eden kazılar, kötü koku bunlar artık vatandaşın günlük hayatını etkileyen sorunlardır. İzmir Körfezi de bu şehrin geleceği açısından stratejik bir meseledir. Körfezin temizliği, yalnızca çevre meselesi değildir. Turizm, ekonomi, sağlık ve İzmir'in kimliğidir. İzmir Körfezi'nde tekrarlanan kirlilik vakaları, sorunun ne kadar ciddi ve sürekli ele alınması gerektiğini gösteriyor. Burada merkezi hükümet ile yerel yönetim arasındaki siyasi tartışmaların ötesine geçmek zorundayız. İzmir artık mazeret değil, sonuç görmek istiyor.”
Ulaşım sorunu ve deprem riski
İzmir’deki ulaşım ve trafik sorunlarını gündeme getiren Bezircilioğlu, günü kurtaran değil, önümüzdeki 20-30 yılı planlayan bir ulaşım anlayışına ihtiyacının var olduğunu aktardı.
İzmir’in 30 Ekim 2020 depremini yaşadığını hatırlatan Bezircilioğlu, İzmir’in riskli bölgelerin afetlere hazırlanması gerektiğini dile getirdi.
Barınma ve geçim sorunu arttı
İzmir’de barınma ve geçim sorunun ciddi bir şekilde arttığına dikkat çeken Bezircilioğlu, “Gençler üniversiteyi kazandığında sevincinin yanında ‘Nerede kalacağım?’ sorusunu düşünüyor. Yeni evlenen çiftler ev kurmakta zorlanıyor. Emekliler yıllardır yaşadıkları mahallelerden yüksek kira nedeniyle ayrılmak zorunda kalıyor. Barınma artık yalnızca konut meselesi değildir. Sosyal adalet meselesidir. Aile meselesidir. Gençlik meselesidir. Yaşam kalitesi meselesidir ve bütün bunların arkasında ekonomi var. Vatandaş pazara gittiğinde ekonomiyi görüyor. Markete girdiğinde ekonomiyi görüyor. Elektrik faturasını ödediğinde ekonomiyi görüyor. Çocuğunun okul masrafını karşıladığında ekonomiyi görüyor. Esnaf maliyet baskısı altında. Sanayici üretimini sürdürmeye çalışıyor. Çiftçi üretmeye çalışıyor. Emekli geçinmeye çalışıyor. Genç gelecek kurmaya çalışıyor. İnsanlarımız çözüm bekliyor” diye konuştu.
TBMM’de kabul edilen ‘Çerçeve Yasa’ ve Zafer Partisi'nin itirazlarını yeniden dile getiren Bezircilioğlu, “Kanun, belirli şartların gerçekleşmesi halinde PKK/KCK'nın silahlı ve örgütsel varlığının sona erdiğinin tespiti sonrasında soruşturma, kovuşturma ve infaz süreçlerine ilişkin bazı özel sonuçlar öngörüyor. Biz terörün bitmesine karşı değiliz. Türkiye'nin terör belasından kesin ve kalıcı biçimde kurtulmasını istiyoruz. Bizim itirazımız, terörle mücadelede hukukun, devlet ciddiyetinin ve adalet duygusunun zedelenebileceği bir yöntemedir. Çünkü devlet terörü bitirirken kendi hukuk düzenini ve adalet duygusunu korumak zorundadır. Bu ülkede binlerce aile evladını teröre kurban verdi. Askerlerimiz, Polislerimiz, öğretmenlerimiz, korucularımız, sivillerimiz hayatlarını kaybetti. Onların ailelerine karşı bir adalet borcumuz var. Bu nedenle bizim için temel ilke açıktır, terör bitsin. Ama terörün bitmesi, terör örgütünün siyasi veya hukuki kazanıma sahip olması anlamına gelmemelidir. Silah bırakmak, devletle pazarlık yapmanın değil; terörün sona ermesinin sonucu olmalıdır. Devlet terör örgütleriyle değil, kendi hukuku ve kurumlarıyla hareket eder. Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ da bu yasayı partimiz açısından bir ‘turnusol kâğıdı’ olarak nitelendirmiş ve Atatürk çizgisinde, Cumhuriyet'in kuruluş felsefesini savunanlarla birlikte hareket etme çağrısı yapmıştır. Bizim itirazımızın özü budur. Devlet güçlü olmalıdır. Hukuk açık olmalıdır. Kurallar herkes için eşit uygulanmalıdır. Şehitlerimizin ve gazilerimizin hatırası korunmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter devlet yapısı ve millî egemenliği tartışma konusu yapılmamalıdır” dedi.
“Zafer Partisi İzmir ve Türkiye’nin sorunlarına çözümüne talip”
İzmir'in sorununun potansiyelsizlik olmadığını dile getiren Beziecilioğlu, doğru planlama, güçlü yönetim, ortak akıl ve uzun vadeli vizyon gerektiğini vurguladı. Bezircilioğlu, Zafer Partisi olarak İzmir’in ve Türkiye’nin sorunlarına çözüm için talip olduklarını ifade etti.
Yedi günde sadece enkazına ulaşılabildi: 10 mürettebattan hâlâ haber yok!
Silivri açıklarında çarpışma sonucu batan ve enkazı dördüncü günde tespit edilen Tuğberk İmamoğlu gemisinin kayıp 10 mürettebatı için arama çalışmaları yedinci gününde sürerken ailelerin çaresiz bekleyişi devam ediyor.




