Türkiye ekonomisinde iki yıldır uygulanan sıkı para politikasının faturası nihayet tüketim verilerine yansıdı. Mayıs ayına ait kartlı ödeme istatistikleri, iç talebin belirgin biçimde soğuduğunu ortaya koyarken, aynı tablo dış denge cephesinde tehlike zilleri çaldırıyor: Türk vatandaşları yurt dışında rekor harcama yaparken, yabancı turistlerin Türkiye'deki kart kullanımı ise giderek azalıyor.

Merkez Bankası'nın takip ettiği genel kartlı ödeme endeksi, mayıs ayında yüzde 0,73 oranında reel düşüş kaydetti. Bu rakam ilk bakışta küçük görünse de ardında taşıdığı anlam büyük: Söz konusu gerileme, pandemi döneminden bu yana endeksin ilk kez eksi bölgeye sarkmasına tekabül ediyor. Hanehalkı kartlı ödeme endeksindeki yıllık reel artış hızı da mayıs itibarıyla yüzde 1,96 seviyesine kadar indi. Geçtiğimiz yıllara kıyasla bu rakamın ne kadar sönükleştiği düşünüldüğünde, tablonun ciddiyeti daha net ortaya çıkıyor.

Motorine yeni zam kapıda: 7 Temmuz’da pompaya yansıyacak
Motorine yeni zam kapıda: 7 Temmuz’da pompaya yansıyacak
İçeriği Görüntüle

Kredi Kartı 1

ALTIN SERVETİ ETKİSİ TÜKENDİ

Mayıs 2023 seçimlerinin hemen ardından başlatılan ortodoks ekonomi politikasına geçiş, faiz oranlarını hızla yükselterek iç talebi dizginlemeyi amaçlıyordu. Ancak bu süreçte beklenmedik bir tampon mekanizması devreye girdi: Hanehalkının elinde biriktirdiği altın varlıkları, yükselen kıymetleriyle bir servet etkisi yarattı ve tüketimi beklenenden çok daha uzun süre canlı tuttu. Ekonomistlerin "altın serveti etkisi" olarak nitelendirdiği bu olgu, para politikasının tüketim üzerindeki fren gücünü önemli ölçüde geciktirdi.

Ne var ki bu tampon artık işlevini yitirmiş görünüyor. Perakende satış hacmindeki zirveden dönüş ile kartlı ödeme verilerinin aynı anda zayıflama sinyali vermesi, ekonomistlerin beklediği soğumanın kapıya dayandığını gösteriyor. Merkez Bankası da son dönem iletişimlerinde bu yavaşlamaya dikkat çekerek iç talebin kontrol altına alınmasının enflasyonla mücadelede kritik bir eşik olduğunun altını çizdi.

Kredi Kartı 2

DIŞARIYA AKAN MİLYARLARCA DOLAR

Yurt içi tüketim soğurken tablonun diğer yarısı bambaşka bir hikâye anlatıyor. Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışında gerçekleştirdiği kartlı harcamalar, 2026 yılının mayıs ayında 2,45 milyar dolar ile tarihin en yüksek aylık rakamına ulaştı. Bu harcamaların önemli bir bölümü seyahat ve turizm kaynaklı olmakla birlikte, Netflix, Spotify, Amazon ve benzeri platformlara yapılan dijital abonelik ödemeleri ile uluslararası e-ticaret sitelerinden gerçekleştirilen alımlar da bu rakamı besleyen kalemler arasında giderek daha büyük bir yer tutmaya başladı.

Yurt dışı kart harcamalarının bu denli güçlü seyretmesi, yalnızca döviz çıkışı anlamına gelmiyor; aynı zamanda yerli tüketicinin satın alma gücünün ve tercihlerinin yönünü de işaret ediyor. Yüksek faiz ortamında Türk lirasının görece değerlenmesi, yurt dışı alışverişi cazip kılmaya devam ediyor ve bu eğilim kısa vadede tersine dönme ihtimali taşımıyor.

Kredi Kartı 3

TURİSTİK DÖVİZ GİRİŞİNDE TEHLİKE SİNYALİ

Madalyonun öbür yüzünde ise yabancı turistlerin Türkiye'deki kartlı harcamaları yer alıyor. Bu kalem, kümülatif bazda gerileme eğilimini sürdürerek ciddi bir uyarı işareti veriyor. Türkiye'nin son yıllarda kronik sorunla boğuştuğu cari açık düşünüldüğünde, döviz girdisinin bu en önemli kanallarından birinin zayıflaması son derece kritik bir gelişme.

Yabancı kartların Türkiye'deki kullanımındaki düşüşün arkasında birden fazla etken yatıyor. Kur politikasının yurt içi fiyatları yabancı ziyaretçiler açısından pahalılaştırması bunların başında geliyor. Bunun yanı sıra, komşu ve rakip turizm destinasyonlarının fiyat rekabetinde öne çıkması ile Türkiye'nin bazı pazarlardaki çekicilik kaybı da tabloya katkıda bulunan etkenler olarak öne çıkıyor.

Kredi Kartı 4

CARİ DENGE ÜZERİNDEKİ BASKI ARTIYOR

Tüm bu veriler bir arada değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo, dış denge dinamikleri açısından oldukça kaygı verici. Bir yanda yurt dışına akan döviz rekor kırıyor, diğer yanda ülkeye giren yabancı dövizi yavaşlıyor. Bu makas genişledikçe cari açık üzerindeki baskı kaçınılmaz olarak tırmanıyor.

Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde hem iç talepteki soğumanın yarattığı büyüme yavaşlamasını hem de dış dengedeki bozulmayı eş zamanlı yönetmesi gerekiyor. Sıkı para politikasının bir hedefine ulaştığı, yani iç talebi frenleyebildiği bu konjonktürde, döviz dengesi cephesinden gelen yeni riskler politika yapıcıların gündeminin üst sıralarına yerleşiyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ