ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), önümüzdeki sonbahar ve kış aylarında son yetmiş yılın en kuvvetli El Nino hava olayının görülme ihtimalinin yüzde 90'ı aştığını duyurdu. Kurumun paylaştığı verilere göre bu El Nino'nun 1950'den bu yana kayıtlara geçen en güçlü El Nino olarak tarihe geçme olasılığı ise yüzde 69 seviyesinde bulunuyor. Uzmanlar, gelişmenin küresel ortalama sıcaklıkları yukarı çekerken dünyanın farklı bölgelerinde sel, kuraklık, aşırı yağış ve orman yangını riskini artırabileceğine dikkat çekiyor.
El Nino nasıl oluşuyor?
Kökeni İspanyolcaya dayanan ve Türkçeye "erkek çocuk" olarak çevrilen El Nino terimi, ekvator hattı boyunca Pasifik Okyanusu'nun orta ve doğu kesimlerinde deniz yüzeyi sıcaklığının mevsim normallerinin üzerine çıkmasıyla ortaya çıkan doğal bir iklim döngüsünü tanımlıyor. Bilim insanları bu döngüyü, Nino 3.4 adı verilen ve ekvatoral Pasifik'in orta-doğu bölümünü kapsayan alandaki su sıcaklığını izleyerek takip ediyor. NOAA'nın kullandığı yönteme göre söz konusu bölgede ölçülen deniz yüzeyi sıcaklığının, üst üste beş adet üç aylık dönem boyunca mevsim normalinin en az 0,5 derece üzerinde seyretmesi halinde El Nino koşullarının oluştuğu kabul ediliyor.

Bu El Nino ne zaman başladı, ne zaman sona erecek?
Genellikle iki ila yedi yılda bir tekrarlayan ve ortalama bir yıl süren El Nino olaylarının sonuncusu, NOAA'nın açıklamasına göre haziran ayında resmen başladı. Kurumun öngörülerine göre Pasifik'teki su sıcaklığı kasım-aralık-ocak döneminde zirveye ulaşacak, ardından gerilemeye geçecek. Mevcut El Nino'nun 2027 yılının ilkbahar aylarında kademeli olarak etkisini yitirmesi bekleniyor.
Bu kez neden "tarihi" bir El Nino'dan söz ediliyor?
Deniz suyu sıcaklığının mevsim normallerinin 2 derece üzerine çıktığı dönemler meteoroloji literatüründe "süper El Nino" ya da "çok güçlü El Nino" olarak sınıflandırılıyor. Bugüne kadar bu eşiği aşan yalnızca üç El Nino kaydedildi: 1982-1983, 1997-1998 ve 2015-2016 sezonları. NOAA'nın son verileri, geçtiğimiz temmuz ayında Pasifik sularının zaten normalden 2 derece daha sıcak ölçüldüğünü, bu farkın ekim-kasım-aralık döneminde 2,5 derecenin üzerine çıkmasının beklendiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, mevcut El Nino'nun yalnızca süper El Nino kategorisine girmekle kalmayıp yüzde 69 ihtimalle 1950'den bu yana ölçülen en kuvvetli El Nino olarak tarihe geçebileceğine işaret ediyor.

Küresel sıcaklıklar ve aşırı hava olayları nasıl etkileniyor?
Bilimsel analizler, güçlü bir El Nino döngüsünün küresel ortalama sıcaklığı yaklaşık 0,2 derece artırdığını gösteriyor. Dünya yüzölçümünün üçte birine yakınını kaplayan Pasifik Okyanusu, atmosfer için devasa bir ısı ve nem deposu işlevi görüyor. Deniz yüzeyi ısındıkça buharlaşma hızlanıyor, atmosfere aktarılan ısı ve su buharı miktarı artıyor. Bu durum bazı bölgelerde sıcaklık rekorlarının kırılmasına, bazı bölgelerde ise şiddetli yağış ve fırtına sistemlerinin oluşmasına yol açıyor. Normal koşullarda yoğun yağış alan Batı Pasifik'teki yağış kuşağı, El Nino etkisiyle doğuya doğru kayıyor. Bu kayma atmosferdeki basınç dengelerini ve rüzgar sistemlerini değiştiriyor; jet akımlarının rotasındaki sapmalar sayesinde etkiler binlerce kilometre uzaktaki bölgelere kadar yayılabiliyor.

Hangi bölgeler risk altında?
El Nino'nun etkileri en belirgin biçimde tropikal kuşakta hissediliyor. Her El Nino döngüsü aynı şiddette sonuç doğurmasa da geçmiş veriler bir örüntüye işaret ediyor. Peru ve Ekvador kıyılarında yoğun yağış, sel ve heyelan riski yükselirken Güney Afrika, Kolombiya, Endonezya ve Avustralya'da kuraklık koşulları ağırlık kazanıyor. Hindistan'da muson yağmurları zayıflıyor, ABD'nin güney eyaletlerinde yağış artarken kuzey eyaletlerinde sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerine çıkıyor. Brezilya'nın güneyinde sel, kuzeyinde ise kuraklık riski belirginleşiyor. Buna karşılık Atlantik Okyanusu'ndaki kasırga sezonunun El Nino yıllarında görece daha sakin geçtiği biliniyor.
Orman yangınları ve tarımsal üretim tehdit altında
Sıcaklık artışının belirgin olduğu bölgelerde orman yangını riski de yükseliyor. Ancak uzmanlara göre El Nino'nun en kritik sonucu tarımsal üretimde ortaya çıkıyor; hem kuraklık hem de aşırı yağışlar verimi düşürerek küresel gıda stoklarını doğrudan etkiliyor.
Ekonomik kayıp trilyon dolarları buluyor
Mevcut El Nino'nun ekonomik faturası henüz netleşmese de geçmiş döngülerin küresel ekonomiye trilyon dolarlık zarar verdiği biliniyor. Dartmouth College araştırmacılarının Science dergisinde yayımlanan bir çalışmasına göre 1997-1998 döneminde etkili olan El Nino, sonraki beş yıl içinde küresel gelirde yaklaşık 5,7 trilyon dolarlık kayba yol açtı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), haziran ayında yayımladığı raporda risk düzeyinin en yüksek olduğu Güney ve Güneydoğu Asya, Orta Amerika, Karayipler, Sahel kuşağı ile Güney Afrika'nın geniş kesimlerinde tarım ve mera alanlarında kuraklık görülme olasılığının yüzde 50'yi aştığını bildirdi. Dünya Gıda Programı (WFP) ise güçlenen El Nino'nun 2027 sonuna kadar en az 49 milyon kişiyi daha akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya bırakabileceği uyarısında bulundu.
Türkiye bu tablodan nasıl etkilenecek?
Türkiye, El Nino'nun doğrudan ve belirgin etkilerinin görüldüğü coğrafyalar arasında yer almıyor. Ancak uzmanlar, olayın Türkiye ile Akdeniz havzasındaki hava koşullarını atmosferik dolaşım üzerinden dolaylı ve daha belirsiz bir biçimde etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Geçmiş El Nino dönemlerinde Akdeniz havzasında sonbahar-kış aylarının mevsim normallerine kıyasla daha sıcak ve daha kurak geçme eğiliminde olduğu gözlemleniyor. Bu eğilimin Türkiye'de önümüzdeki aylarda sıcaklık anomalilerinin sürmesine ve yangın sezonunun uzamasıyla orman yangını riskinin artmasına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.
El Nino ile La Nina arasındaki fark
El Nino'nun karşıt fazını oluşturan ve Türkçeye "kız çocuğu" olarak çevrilen La Nina, ekvatoral Pasifik'teki deniz yüzeyi sıcaklığının mevsim normalinin altına inmesiyle ortaya çıkıyor ve küresel ortalama sıcaklıkları aşağı çekme eğilimi gösteriyor. Bir El Nino döngüsünün ardından her zaman La Nina koşulları devreye girmiyor; iki döngü arasında doğal iklim değişkenliğinin belirlediği nötr bir dönem de yaşanabiliyor.
İklim değişikliğiyle bağlantısı tartışılıyor
Küresel ısınma ile El Nino döngülerinin şiddetlenmesi arasındaki ilişki konusunda bilim dünyasında henüz tam bir görüş birliği bulunmuyor. Buna karşın son dönemde yapılan araştırmalar, küresel ısınmanın El Nino olaylarını güçlendirebileceğine işaret ediyor. İngiltere'deki Imperial College London bünyesinde yürütülen bir çalışmaya göre El Nino kaynaklı deniz yüzeyi sıcaklığı uç değerleri, 1960 öncesi dönemle karşılaştırıldığında yaklaşık yüzde 10 oranında güçlenmiş durumda.





