Pınar Kesenkaş / MANŞETİZ - Ankara’da gerçekleştirdikleri uzun soluklu eylemlerle eğitim sistemindeki kronikleşmiş sorunları Türkiye gündeminin merkezine taşıyan özel sektör öğretmenleri, başkentteki direnişlerine zorunlu olarak ara verseler de hak arama mücadelelerini ülkenin dört bir yanına yayma kararlılığıyla İzmir Karşıyaka’da düzenledikleri geniş katılımlı basın açıklamasıyla seslerini bir kez daha yükselttiler.
Eğitimdeki güvencesizlik sarmalına dikkat çeken öğretmenler, özellikle 2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesi ve her yıl yenilenen, mesleki istikrarı yok eden belirli süreli sözleşme dayatmasının sona erdirilmesi talebiyle hem sektördeki ağır çalışma koşullarını teşhir ettiler hem de insanca yaşayabilecekleri, mesleki onurlarına yaraşır güvenceli bir gelecek için yasal düzenleme çağrısını kararlı bir şekilde yinelediler.
MANŞETİZ mikrofonlarına konuşan işsiz öğretmenimiz sorularımızı yanıtladı. Yapılan açıklamada;
Pınar Kesenkaş: Taban maaş hakkımızı geri alacağız' diyorsunuz, şu an özel sektör öğretmeninin yaşadığı en büyük zorluk nedir ve günlerdir açlık greviyle direniştesiniz görüşlerinizi alabilir miyim, herhangi bir iyileştirme geri dönüş almadınız mı?
Öğretmen: Özel sektörde çalışan öğretmenlerin en büyük sorunlarından birisi taban maaş sorunu. Nedir taban maaş, önce bir onu anlatmak gerek. 1965 yılında özel öğretim kurumları açılmaya başlanınca, Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 625 sayılı kanununa bir madde eklenir. Eğitim bir kamu görevidir denir ve özel sektörde çalışan öğretmenler de kamu işi yaptıkları için, kamunun yapması gereken görevi yerine getirdikleri için kamuda eşdeğer görevde çalışan öğretmenlerden daha az maaş alamazlar denir. Ve bu böyle sürüp gider. Ne zamana kadar sürüp gider? 2014 yılına. 2014 yılında, Yusuf Tekin'in Milli Eğitim Müsteşarı olduğu yıl, bir gecede yasadan o madde çıkartılır. Bu, güvenceyi tamamen yok eder.
Bunun sonucunda geldiğimiz yerde ise şunlarla karşılaşıyoruz: Alt bir taban maaşı olmadığı için asgari ücret ya da asgari ücretin altında paralarla öğretmenler çalışmak zorunda kalıyorlar. Bizim birinci talebimiz bu yüzden taban maaştı. İkinci talebimiz ise güvenceli bir sözleşme. Bugün ülkemizde herhangi bir kurum veya fabrika üç yıldan fazla üst üste birer yıllık sözleşme yapamaz. En fazla birer yıllık olmak üzere üç yıl yapabilir; eğer üç yıldan fazla yaparsa Yargıtay'ın kararıyla bu kötü niyeti gösterir. Ama bizler her yıl, her yıl yıllık sözleşmeler yaparız. Sözleşmenin sonu gelir, biter, yeniden sözleşme yaparız ve bir yıldan fazla yapamayız. Örneğin 8 yıl, 9 yıl, 15 yıl, 20 yıl sadece birer yıllık sözleşmelerle çalışan insanlar var. Diğer yurttaşlara yasak olan bir yıllık belirli süreli iş sözleşmesi bizlerde, nasıl oluyorsa, kamu adına iş yapan sektörde serbest oluyor.
Bu bizim için yaza girerken en büyük güvencesizlik demek. Çünkü kimsenin size bildirim yapmasına gerek kalmadan sözleşmenizin sonunda işsizsiniz demektir. Bunun karşılığında hakkınızı da alamazsınız çünkü bir yıllıksınızdır. Bir yıllıkta izin hakkınız da olmaz. Daha o kadar çok ki... Güvencesizlik en büyük dertlerimizden, sorunlarımızdan birisidir.