SERCAN ENGEREK/MANŞETİZ- Haziran ve temmuz aylarında ardı ardına çıkan orman yangınları, “yeşil vatanı” koruma stratejisinde köklü bir kurumsal reform ihtiyacını yeniden gündeme getirdi. TMMOB Orman Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Prof. Dr. Altay Uğur Gül, alevlerle daha etkin ve odaklanmış bir mücadele yürütülebilmesi için Orman Bakanlığının yeniden bağımsız bir bakanlık olarak yapılandırılması gerektiğini vurguladı. “Orman yangınlarıyla mücadele yalnızca teknik kapasiteyle değil, aynı zamanda güçlü ve bağımsız bir kurumsal yapılanmayla ele alınması gerekir” diyen Gül, yangın dönemlerinde sahada görev yapan personelin olağanüstü ağır koşullar altında mücadele ettiğine dikkat çekerek uyarıda bulundu.

Haziran ve temmuz aylarında İzmir, Manisa, Kütahya, Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Adana, Diyarbakır, Malatya gibi dokuz ilde orman yangını çıktı. Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre, yaz döneminde çıkan yangınların yüzde 96’sı insan kaynaklı ihmal ve dikkatsizlikten (balya/biçerdöver kıvılcımları, kaynak işleri, anız yakımı, ev yangınları) yaşandı.

İZMİR YANGINLARI

İzmir’in Buca ilçesine bağlı Zafer Mahallesi’ndeki ormanlık alanda 29 Haziran günü çıkan yangının kaynak makinesiyle yapılan çalışma esnasında sıçrayan kıvılcımlardan çıktığı tespit edildi.

Dikili’de aynı gün çıkan ise geniş makilik alanlar kül olurken, tarım arazileri de etkilendi. Önlem amaçlı bazı yerleşim yerleri tahliye edildi.

ÇANAKKALE YANGINLARI

Çanakkale’de 29 Haziran’da bir tarım arazisinde yangın çıktı. Yangının balya makinesinden çıkan kıvılcımlar sebebiyle başladığı tespit edilirken, operatör gözaltına alındı.

7 Temmuz’da ise Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Büyükhusun köyü yakınlarında bir yangın daha çıktı. Yangınının çıkış nedeni araştırılırken, yangında tarım arazileri ile orman sınırındaki ağaçlık alanlar zarar gördü. Koyun, inek, dana gibi hayvanların barındığı ağıllar kül oldu.

BALIKESİR YANGINLARI

Balıkesir’de 5 Temmuz günü il genelinde üç farklı noktada (Kepsut, Karesi, Altıeylül) ve Manyas'ta yangın çıktı.

Karesi ilçesinde Ortaca ve Kavaklı Mahallelerindeki yangın orman dışı arazide başlayıp rüzgarla ZSR Mühimmat Fabrikası yakınına kadar yayıldı.

Manyas’taki yangın anız yangınının ormana sıçramasıyla başladı. Bereketli Mahallesi’ndeki yangın rüzgârın etkisiyle bir çiftliğin samanlığına sıçradı. Yangınlarda araziler, ormanlık alanlar ve çiftlik samanlıkları zarar gördü.

BURSA YANGINI

Bursa'nın Osmangazi ilçesinde 29 Haziran günü tarım arazisinde çıkan yangın, ormana sıçradı.

Şiddetli sıcaklar eşliğinde insan kaynaklı ihmal şüphesiyle jandarma ekipleri tarafından bir kişi gözaltına alındı.

Yoğun rüzgâr nedeniyle büyüyen alevler geniş bir ormanlık dokuyu etkiledi. Yangın havadan ve karadan yoğun müdahaleyle kontrol altına alınabildi.

KÜTAHYA YANGINI

Kütahya’nın Şaphane ilçesi Kızılkoltuk köyünde 5 Temmuz günü bir evde çıkan yangın büyüyerek yakındaki ormanlık alana sıçradı. Yangında yaklaşık 3 hektar ormanlık alan kül oldu.

DİYARBAKIR YANGINI

Diyarbakır’ın Çüngüş ilçesi Mırgan Yaylası'ndaki meşe ağaçlarının bulunduğu alanda 5 Temmuz’da bilinmeyen bir nedenle yangın başladı.

Yayladaki meşe ormanı alanı zarar gördü.

Türkiye peş peşe çıkan orman yangınlarıyla mücadele ederken, uzmanlardan çarpıcı değerlendirme geldi. Prof. Dr. Altay Uğur Gül, yangınlarla mücadelede hava araçlarının tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, güçlü yer ekipleri ve yeniden bağımsız Orman Bakanlığı kurulmasının artık zorunluluk hâline geldiğini ifade etti.

“TEMEL AKSAMA YETERLİ SAYIDA VE NİTELİKTE YER EKİBİNİN BULUNMAMASI”

Orman yangınlarını “insan kaynaklı ihmaller, kasıt, tarımsal faaliyetler, enerji altyapıları ve arazi kullanımı gibi birçok etkenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan karmaşık olaylar” olarak tanımlayan TMMOB Orman Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Prof. Dr. Altay Uğur Gül, yangınların tüm nedenlerini tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da doğru planlama ve etkili önlemlerle yangın riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğine dikkat çekti.

Gül, “Bunun için yalnızca yangın sezonunda değil, yıl boyunca yangına hazırlık çalışmalarına öncelik verilmelidir. Özellikle riskli bölgelerde sürekli görev yapan, yangını erken tespit edebilen ve ilk müdahaleyi hızla gerçekleştirebilen yer ekiplerinin güçlendirilmesi, büyük yangınların önlenmesinde en etkili yöntemlerden biridir” dedi.

Orman yangınlarına müdahalede en temel aksamanın yeterli sayıda ve nitelikte yer ekibinin sahada bulunmaması olduğunu vurgulayan Gül, şu ifadeleri kullandı:

“Orman yangınlarının büyük bir bölümü, başlangıç aşamasında OGM ekiplerinin hızlı ve etkili müdahalesiyle büyümeden kontrol altına alınmaktadır. Ancak yangının geniş bir alana yayılması durumunda en önemli sorunlardan biri, yeterli sayıda ve nitelikte yer ekibinin sahada bulunmamasıdır. Hava araçları orman yangınları ile mücadelede önemli bir destek unsuru olsa da, yangının kontrol altına alınması ve soğutma çalışmalarının başarısı büyük ölçüde yer ekiplerinin kapasitesine bağlıdır.”

Prof. Dr. Altay Uğur Gül, OGM bünyesindeki yer ekiplerinin sayısının artırılması ve niteliklerinin geliştirilmesinin hayati önemde olduğunu vurguladı.

Özellikle motorize, yarı motorize ve bölgeyi iyi tanıyan kişilerden oluşturulan yer ekiplerinin, orman yangını riski yüksek alanlarda sürekli hazır bulundurulmasının, yangınlara erken ve etkili müdahale kapasitesini önemli ölçüde artıracağını söyleyen Gül, “Ayrıca her orman işletme şefliği bünyesinde, mevcut ekiplere destek sağlayacak şekilde eğitimli ve hızlı şekilde görevlendirilebilecek bir yedek güç kapasitesinin oluşturulması da büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.

Dünya'nın en pahalı çiçeği Çivril'de! Dokunan yandı!
Dünya'nın en pahalı çiçeği Çivril'de! Dokunan yandı!
İçeriği Görüntüle

Türkiye peş peşe çıkan orman yangınlarıyla mücadele ederken, uzmanlardan çarpıcı değerlendirme geldi. Prof. Dr. Altay Uğur Gül, yangınlarla mücadelede hava araçlarının tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, güçlü yer ekipleri ve yeniden bağımsız Orman Bakanlığı kurulmasının artık zorunluluk hâline geldiğini ifade etti.

“PERSONELİN ÇALIŞMA KOŞULLARIYLA DOĞRUDAN İLİŞKİLİ”

Öte yandan Gül, yangın dönemlerinde sahada görev yapan çalışanlar olağanüstü ağır koşullar altında mücadele ettiğine dikkat çekti.

Gül’e göre yangın söndürme personelinin çalışma şartları yangınlara müdahalede birincil öneme sahip. Personelin yeterli dinlenme süresinin bulunması ve genç orman mühendislerinden de daha etkin yararlanılması gerektiğini belirten Gül, şunları söyledi:

“Günlerce uykusuz kalan, yoğun fiziksel ve psikolojik baskı altında çalışan ekiplerin aynı tempoda uzun süre görev yapması sürdürülebilir değildir. Yangınla mücadelede başarı yalnızca araç ve teknoloji kapasitesiyle değil, sahadaki insan gücünün niteliği, dayanıklılığı ve çalışma koşullarıyla da doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle vardiya sistemine geçilerek çalışanların yeterli dinlenme sürelerinin güvence altına alınması, yangınla mücadelenin etkinliği ve sürdürülebilirliği açısından zorunlu hâle gelmiştir. Bu kapsamda, genç orman mühendislerinden de daha etkin yararlanılması gerekmektedir. Orman Mühendisleri Odasının genç üyeleri başta olmak üzere, mesleki bilgiye sahip genç mühendislerin uygun eğitimlerden geçirilerek orman işletme şeflikleriyle koordineli biçimde yangın öncesi hazırlık, erken müdahale ve yangın sonrası faaliyetlere dahil edilmesi hem insan kaynağı kapasitesini artıracak hem de OGM’e önemli bir destek sağlayacaktır.”

Türkiye peş peşe çıkan orman yangınlarıyla mücadele ederken, uzmanlardan çarpıcı değerlendirme geldi. Prof. Dr. Altay Uğur Gül, yangınlarla mücadelede hava araçlarının tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, güçlü yer ekipleri ve yeniden bağımsız Orman Bakanlığı kurulmasının artık zorunluluk hâline geldiğini ifade etti.

“SADECE HAVA ARAÇLARI YETERLİ DEĞİL”

Önceki yıllarda farklı illerde çıkan orman yangınlarında yangın söndürme uçaklarının yetersizliği ve yangınlara gece havadan müdahale edilememesi çokça tartışılmıştı. Orman yangınlarına özellikle de gece saatlerinde hava araçlarının devreden çıkmasının yangınlara havadan müdahaleyi sekteye uğratmıştı.

Hava araçlarının, yangınlara havadan müdahalede önemli bir avantaj sağlamakla birlikte, orman yangınları ile mücadelede tek başına yeterli olmadığına değinen Gül, “Gece havadan müdahale ise teknik, güvenlik ve operasyonel nedenlerle oldukça zordur. Görüş koşullarının azalması, dağlık arazilerde uçuş güvenliği, uygun teknoloji ve eğitimli ekip ihtiyacı önemli sınırlılıklar oluşturmaktadır. Gece operasyonlarının geliştirilmesi için teknolojik yatırımlar artırılabilir. Ancak bunun yanında güçlü bir yer müdahale sistemi oluşturulmadan yalnızca hava araçlarına dayalı bir mücadele anlayışı yeterli olmayacaktır” dedi.

Türkiye peş peşe çıkan orman yangınlarıyla mücadele ederken, uzmanlardan çarpıcı değerlendirme geldi. Prof. Dr. Altay Uğur Gül, yangınlarla mücadelede hava araçlarının tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, güçlü yer ekipleri ve yeniden bağımsız Orman Bakanlığı kurulmasının artık zorunluluk hâline geldiğini ifade etti.

SAHADAKİ İNSAN GÜCÜ KAPASİTESİ ÖNEMLİ

Prof. Dr. Altay Uğur Gül, özellikle orman örtüsünün yoğun olduğu alanlarda yangının örtüden tepe yangınına dönüşerek hızla ilerlemesi durumunda, hava araçlarının etkisinin sınırlı kaldığını vurguladı.

Orman yangınlarıyla mücadelede bütüncül bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğine dikkat çeken Gül, şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür yüksek şiddetli yangınlarda, alevlerin kontrol altına alınması ve yangının yayılmasının durdurulması için belirleyici unsur, sahada görev yapan güçlü, deneyimli ve yeterli sayıdaki yer ekiplerinin etkin müdahalesi olmaktadır. Bu nedenle orman yangınları ile mücadelede bütüncül bir yaklaşım benimsenmelidir. Hava araçları, erken uyarı sistemleri ve teknolojik imkânların yanında, yukarıda da belirtildiği gibi OGM'nin sahadaki insan gücü kapasitesi, ekip organizasyonu ve çalışma koşulları da iyileştirilmelidir.”

Türkiye peş peşe çıkan orman yangınlarıyla mücadele ederken, uzmanlardan çarpıcı değerlendirme geldi. Prof. Dr. Altay Uğur Gül, yangınlarla mücadelede hava araçlarının tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, güçlü yer ekipleri ve yeniden bağımsız Orman Bakanlığı kurulmasının artık zorunluluk hâline geldiğini ifade etti.

“ELEKTRİK HATLARI RİSKİ ARTIYOR”

Önceki yıllarda yangınlara müdahale şekli tartışıldığı gibi yangınların çıkış nedeni de çok konuşuldu. Valilikler yangınların en çok elektrik hatlarından çıktığını açıkladı.

Elektrik hatlarının, özellikle sıcaklıkların arttığı, nemin düştüğü ve rüzgârın kuvvetlendiği dönemlerde önemli bir yangın riski artırdığı konusunda uyarıda bulunan Prof. Dr. Altay Uğur Gül, “Elektrik hatları, özellikle sıcaklıkların arttığı, nemin düştüğü ve rüzgârın kuvvetlendiği dönemlerde önemli bir yangın riski oluşturmaktadır. Ancak orman yangınlarını yalnızca tek bir nedene bağlamak doğru değildir. Orman yangınlarının çıkış nedenleri, temel olarak ihmal-kaza, kasıt, doğal (yıldırım) ve nedeni belirlenemeyen faktörler olarak dört ana grupta sınıflandırılır. Enerji altyapılarındaki ihmaller (bakım eksiklikleri), insan faaliyetleri, tarımsal faaliyetler, iklim değişikliğine bağlı artan kuraklık ve aşırı hava olayları riski birlikte artırmaktadır” ifadelerini kullandı.

Türkiye peş peşe çıkan orman yangınlarıyla mücadele ederken, uzmanlardan çarpıcı değerlendirme geldi. Prof. Dr. Altay Uğur Gül, yangınlarla mücadelede hava araçlarının tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, güçlü yer ekipleri ve yeniden bağımsız Orman Bakanlığı kurulmasının artık zorunluluk hâline geldiğini ifade etti.

“ORMAN BAKANLIĞI AYRI BİR BAKANLIK OLARAK YAPILANDIRILMALI”

Gül’e göre, orman yangınları mücadelede yalnızca yangın çıktıktan sonraki müdahaleye odaklanmak yeterli değil. “Bu nedenle elektrik hatlarının düzenli bakımı, hat altı ve çevresindeki yanıcı örtünün temizlenmesi ile yangına hassas alanlarda önleyici tedbirlerin güçlendirilmesi hayati önem taşımaktadır” diyen Gül, şunları söyledi:

“Ormanların korunması, yönetimi ve orman yangınları ile mücadelenin daha etkin yürütülebilmesi için ormancılık hizmetlerinin kurumsal yapısının güçlendirilmesine de ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda, Orman Bakanlığının yeniden ayrı bir bakanlık olarak yapılandırılması gerektiği açıktır. Orman Genel Müdürlüğünün (OGM) yangın istatistikleri bu gerekliliği açık biçimde ortaya koymaktadır. 1992–2003 yılları arasındaki Orman Bakanlığı döneminde yıllık ortalama yaklaşık 2 bin 100 orman yangını meydana gelirken, yılda ortalama 13 bin hektar kadar orman alanı zarar görmüştür. Buna karşılık 2019–2025 yılları arasındaki Tarım ve Orman Bakanlığı döneminde yıllık ortalama yangın sayısı 3 bin 200'ün üzerine çıkmış, yıllık ortalama yanan orman alanı ise yaklaşık 41 bin hektarı geçmiştir. Yangın sayısında ve zarar gören alan miktarında ortaya çıkan bu belirgin artış, orman yangınlarıyla mücadelenin yalnızca teknik kapasiteyle değil, aynı zamanda güçlü ve bağımsız bir kurumsal yapılanmayla ele alınması gerektiğini göstermektedir.”

Muhabir: SERCAN ENGEREK