Türkiye'nin deprem kuşağındaki tektonik röntgenini çeken en köklü devlet kurumu, afet yönetimi ve yapı güvenliği stratejilerini kökten etkileyecek dev bir veri güncellemesini kamuoyuyla paylaştı. Alp-Himalaya dağ oluşum kuşağında yer alması nedeniyle jeolojik olarak sürekli aktif bir zemin üzerinde bulunan ülkemizde, yer altındaki kırık hatlarının en ince ayrıntısına kadar haritalandırılması bilimsel bir veri olmanın ötesinde ulusal bir güvenlik meselesi haline geldi. Son 13 yılda biriken devasa saha datalarının işlenmesiyle ortaya çıkan yeni tablo, risk yönetim planlarının sil baştan revize edilmesini zorunlu kılıyor.
13 Yıllık Saha Verisi İle Aktif Fay Sayısı 700’e Tırmandı
MTA Genel Müdürü Vedat Yanık, Bilimsel Etkinlikler Haftası çerçevesinde düzenlenen tanıtım töreninde yaptığı konuşmada, 2022 yılında resmi yatırım programına dahil edilen diri fay haritası güncelleme projesinin yoğun bir emeğin ardından başarıyla tamamlandığını ilan etti. En son 2013 yılında basılan haritadan bu yana geçen 13 yıllık zaman zarfında akademik araştırmalar ve jeolojik saha taramalarıyla çok büyük bir veri birikimi sağlandığını belirten Yanık, "2013 basımında 485 olarak kayıtlara geçen diri fay sayısı, yeni bilimsel veriler ışığında bu haritada 700'e yükseldi. Bu harita ve hazırladığımız sayısal veri tabanı; deprem tehlike analizleri, kritik altyapı yatırımları ve ulusal zarar azaltma politikalarımız için temel bir başvuru kaynağı olacak" şeklinde konuştu.

1935'ten Cumhuriyetin İkinci Yüzyılına
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün vizyoner talimatıyla 1935 yılında kurulan ve bugün 91. yaşını deviren MTA'nın küresel düzendeki stratejik öneminin her geçen gün arttığını dile getiren Genel Müdür Yanık, kurumun tarihsel başarı kronolojisine de atıfta bulundu. MTA'nın yaklaşık bir asırlık süreçte, Batman'daki ilk petrol keşfinden Eskişehir-Beylikova'daki dünyanın en stratejik Nadir Toprak Elementleri (NTE) sahalarına, Elazığ-Maden, Sinop-Boyabat ve Kahramanmaraş'taki zengin bakır yataklarından endüstriyel ham madde kaynaklarına kadar sayısız keşfe imza attığını hatırlatan Yanık, yerbilimlerinin enerji ihtiyacı, iklim değişikliği ve kritik ham madde rekabetindeki stratejik rolüne dikkat çekti.

48 Sözlü, 20 Poster Sunum
MTA'nın sadece sahada maden ve fay arayan bir kurum olmadığını, aynı zamanda Türkiye'nin en köklü yerbilimleri okulu hüviyetini taşıdığını belirten Vedat Yanık, bilimsel üretimi kamu ve sektörle buluşturmayı amaçlayan "MTA Bilimsel Etkinlikler Haftası-2026" programının 5 gün boyunca devam edeceğini açıkladı. Etkinlik kapsamında kurum bünyesinde yürütülen projelerin sonuçlarını içeren 48 sözlü ve 20 poster sunumun akademi ve sektör temsilcileriyle paylaşılacağını aktaran Yanık, dağlarda, vadilerde ve laboratuvarlarda gece gündüz dökülen alın terinin önemine değinerek, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Türkiye'yi dünya madencilik ve yerbilimleri sektöründe lider konuma getirmeyi hedeflediklerini ifade etti.




