İş hayatında çalışma şartlarının değiştirilmesi ve ücret indirimleri konusunda emsal nitelikte bir hukuki süreç noktalandı. Bir inşaat şirketinde kaynakçı olarak çalışan işçinin, maaş indirimini kendi el yazısıyla kabul etmesine rağmen işten ayrıldıktan sonra dava açması üzerine dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yazılı rıza gösterildikten sonra yapılan itirazların dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığına hükmederek İş Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararlarını bozdu.
İş sözleşmesi feshedilince mahkemenin yolunu tuttu
Açılan davaya konu olayda, bir inşaat firmasında kaynakçı olarak görev yapan işçi, iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini öne sürdü. Ücretinin gerçekte daha yüksek olduğunu ancak resmiyette düşük gösterildiğini, haftanın 7 günü fazla mesai yaptığını ve izinlerinin tam kullandırılmadığını iddia eden işçi; kıdem, ihbar tazminatı ve eksik ücret alacaklarının tahsilini talep etti.
Davalı şirket yönetimi ise işçinin iddialarını reddederek, işçinin izindeyken işe geri dönmek istememesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, tüm ücret alacaklarının eksiksiz ödendiğini belirtti. Yerel İş Mahkemesi davacı işçiyi haklı bularak davanın kabulüne karar verdi. Karar işveren tarafından istinafa taşındı ancak Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) de itirazı reddetti. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin önüne geldi.

İş Kanunu'nun 22. maddesi ve esaslı değişiklik kuralı
Dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, kararın gerekçesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesine dikkat çekti. İş şartlarında esaslı bir değişikliğin ancak durumun işçiye yazılı olarak bildirilmesi ve işçinin 6 iş günü içinde yazılı onay vermesi halinde geçerli olacağı hatırlatıldı. Kanunun bu hükmünün asıl amacının işçiyi işverenin tek taraflı baskılarına karşı korumak olduğu vurgulandı.
Ancak somut olayda işverenin feshin son çare olması ilkesinden hareketle "Çalışma Şartlarında Değişiklik Bildirimi" belgesi hazırladığı, işten çıkarma yerine ücrette indirimi teklif ettiği ve işçiye 6 iş günlük kanuni süreyi hatırlattığı tespit edildi.
"Önce rıza gösterip sonra dava açmak dürüstlük kuralına aykırı"
Yargıtay kararında, davacı işçinin bildirim yapıldığı gün kendi el yazısı ve imzasıyla ücret indirimini kabul ettiğine dair beyan dilekçesini verdiğinin altı çizildi. Tarafların karşılıklı anlaşarak ücreti düşürdükleri ve iş ilişkisini bu şartlarda sürdürdükleri ifade edildi.
Yüksek Mahkeme emsal kararında şu ifadelere yer verdi:
"İş sözleşmesinin bu ücret üzerinden devam etmesi konusunda mutabık kaldıkları, davacının çalışma şartlarındaki bu değişikliğe önce rıza gösterip iş sözleşmesinin feshinden sonra irade fesadı iddiasına dayanarak eksik ödenen ücret alacağı şeklinde talepte bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu anlaşılmıştır. İrade fesadı iddiasının usulüne uygun şekilde ispatlanamadığı da dikkate alındığında, ücretin düşürülmesini kabul ettiğine dair davacı işçi imzalı muvafakat belgesine değer verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir."




