Kardelen BAŞOL - Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir örgütünde sular durulmuyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun MYK kararıyla görevden alınan Çağatay Güç’ün yerine, Utku Gümrükçü İl Başkanı olarak atandı. Atama kararının ardından dün gece saat 23.00 sıralarında il binasına giden Gümrükçü ve destekçileri, binada bulunan grupla karşı karşıya geldi. Yaşanan arbedenin ardından Çağatay Güç binadan ayrılırken, süreci devralan Utku Gümrükçü bugün il başkanlığı binasında basın mensuplarının karşısına geçti.
Gümrükçü şunları söyledi:
"Partiler kanunla yürür, tüzükle yürür, hukukla yürür. Cumhuriyet Halk Partisi; Türkiye'de cumhuriyeti kuran, devleti kuran, hukuk sistemini oluşturan, bunu yaparken çağdaş dünyayı örnek alan, Türkiye'yi çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine taşıma misyonu olan, kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olan, kolay kurulmamış olan, mücadeleyle, emekle, kanla, alın teriyle kurulmuş olan, sonrasında çeşitli süreçleri yaşamış, bazen kapatılmış, bazen eleştirilmiş, bazen çok yüksek oylar almış, bazen göreli düşük oylar almış bir parti.
"Mahkeme kararları tartışmaya kapalıdır"
Bu partinin bir süreç yaşandığı, hukuki bu hukuki sürecin sonucunda kararın doğruluğu yanlışlığı ayrı bir tartışma, hukukiliği ayrı bir tartışma ama bir fiili durum var. Bu partide geçmişte görev yapmış, yani 2023 kurultayından önceki yönetim, mahkeme tarafından yani hukuki yolla görevlendirildi. Eleştirilebilir, tartışılabilir, zaten bütün Türkiye yaklaşık 3 haftadır bu konuyu tartışıyor. Fakat tartışılamayacak olan şudur: Mahkeme kararları uygulanır ve bu uygulamanın sonuçları artık kanunidir.
Mevcut yönetim ve başkan, Sayın Genel Başkanı yani Kemal Kılıçdaroğlu'nu tanımadığını defalarca ifade etmiş, halihazırda Yüksek Disiplin Kurulu olan, başkanı olan ve İzmir milletvekilimiz olan Sayın Mahir Polat'a 'adamdır değildir' gibi sözlerde, beyanlarda bulunmuş. Ondan sonrasında Utku Gümrükçü görevlendirildiğinde 'MYK'nın bu işe yetkisi yok, parti meclisi hukuksuzdur, parti meclisi düşmüştür, il başkanını görevden alma kararı veremezler, tanımıyorum' deyip sonra İzmir milletvekilliği yapmış ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanı olan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na 'hain Kemal' sloganlarının atılmasına müsaade etmiştir.
"Partili olmanın bir adabı vardır"
Partiler bütünlüklü yapılardır. Partiler birleşik olurlarsa, güçlü olurlarsa, partililer kendini partili hissederlerse, o partide kucaklaşma olursa bu sorunlar, bu konular kendi içinde çözülür. Fakat partili olmanın bir adabı vardır, bir ahlakı vardır. Dün akşam yaşadığımız süreçte, 4 gündür yaşadığımız süreçte Cumhuriyet Halk Partililiği olmanın, Cumhuriyet Halk Partisi tüzüğünde yer almış ilkeleriyle örtüşmeyen konu başlıkları içermektedir açıkladığım sözlerle ilgili.
Ve partinin yönetimi böyle bir karar almış, peki bu kararı aldıktan sonra ne yapılmış? Demeçler şöyle: 'Gümrükçü ile görüşmem. AKP'den daha AKP'liler. Önce çay içiririz, yollarız.' Sonra görüşmeme giden bir süreç. Alsancak'ta kahve içerken kapıların kapatılması, yani buraya gelme planının ve programının olmadığı bir günde. Sonra durumu yumuşatmak için partili arkadaşlarımızla çiçek yollamam ve bu çiçeklerin ve çiçekleri getiren arkadaşların tartaklanarak Cumhuriyet Halk Partisi - onlar da eski parti yöneticisidir - Cumhuriyet Halk Partisi binasının dışına parti ahlakı dışında atılması, bunu yaparken zor kullanılması. Cumartesi gecesi çoğunuz buradaydınız, olası bir devir teslim girişimine engel olmak için yangın ekipmanlarıyla, su hortumlarıyla, kapılara kurulan barikatlarla Cumhuriyet Halk Partisi üyelerinin Cumhuriyet Halk Partisi binasının engellenmeye çalışılması.
Ve bunun içinde sürekli ortamı geren demeçler: 'Görüşmem, AKP'den daha AKP'liler', alkol masasından kalkıp gelmişler, 'küfretmişiz' gibi algı yaratıyorlar. Yüzde 1 oy alırlar, 'gelenler bar fedaisidir, partili bile değillerdir', silahlı bıçaklı insanlar gelmiş, arkadaşlar öyle söyledi. 'Atanan il başkanı tek başına ne yapacak, tek başına il başkanı mı olur' gibi sürekli ortamı geren, partinin devir teslim geleneklerine uyuşmayan sözlerle dün akşamki konuyu yaşadık.
"Kırdığım, üzdüğüm kim varsa onlardan tek tek özür diliyorum"
Az önce aşağıda söyledim, ben Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Başkanı olarak, Cumhuriyet Halk Partisi üyesi kırdığım, üzdüğüm kim varsa onlardan tek tek özür diliyorum. Bu parti bize atamızdan, babamızdan miras. Bu parti Utku'dan da, Ahmet'ten de, Mehmet'ten de daha kıymetli. Ben Cumhuriyet Halk Partisi'ne üye olduğumda Cumhuriyet Halk Partisi'nin oyu 8.7'ydi, İzmir'de ya 2 ya 3 belediyesi vardı ve parti baraj altında kalmıştı. 26-27 yıllık mücadelemizle, benim de içinde bulunduğum 5 defa il yönetim kurulu üyeliği, 2 defa ilçe başkanlığı, son 5 yılda da belediye başkanı olarak yürüttüğüm süreçlerle Cumhuriyet Halk Partisi'nin bayrağını hep yukarılara taşıdık. Benim de katkım var, birçok partilimizin de katkısı var.
"Örgütün gerçek sahipleri bar fedaisi değildir"
Ama bu süreçlerden bihaber olan, Cumhuriyet Halk Partisi'nde görev yapmamış, Cumhuriyet Halk Partisi'nde aday olarak kongrelerde yarışmamış demokratik yarışla karşısına aday çıkarak, çarşaf listeden liste delmemiş, gençlik kollarında, kadın kollarında, ilçe örgütlerinde çalışan arkadaşları bar fedaisi olarak tanımlayıp onların CHP'li olduğundan bile bihaber olan arkadaşlar maalesef Cumhuriyet Halk Partisi'ne dün akşamki tabloyu bilerek ve isteyerek yaşattılar. Ben onunla görüşmem, ben çeşitli il yöneticileriyle defalarca görüştüm. Bu işi sükunetle, parti teamüllerine uygun, İzmir'e yakışan bir şekilde yapmamız gerektiğini ilettim. Her seferinde polisle gelsin, mahkemeyle gelsin yanıtını aldım.
"Cumhuriyet Halk Partisi'ni teslim aldık"
Ve bunun sonucunda Babalar Gününde baba ocağında bayramlaşmaya, elimde şu görmüş olduğunuz çiçekle, bu kıyafetle, aynı dünkü kıyafetimdir, geldim. Özür diliyorum taktığım kravata, giydiğim gömleğe, elimde taşıdığım çiçeğe bile laf söyleyecek denli kendinden geçmiş, siyasi bilinç ve nezaket sahibi olmayan insanlar tarafından içeriye alınmak istemedik. Bunun sonucunda taban harekatıyla, örgütün gerçek sahiplerinin demokratik iradesiyle biz dün akşam itibarıyla kan dökmeden, polisi çağırmadan - biz çağırmadık kimseyi - Cumhuriyet Halk Partisi'ni teslim aldık. Böyle olmasını biz de istemezdik ama bütün yolları tükettim, detaylı sorunuz olursa bunlardan da bahsederim."