KENAN YEŞİL / MANŞETİZ / ÖZEL HABER – Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin ardından en büyük ikinci ihracat pazarı olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Türk tekstil ve hazır giyim sektörünü yakından ilgilendiren yeni bir gümrük vergisi uygulamasını devreye aldı. ABD Ticaret Temsilciliği’nin (USTR) zorla çalıştırmayla üretilen malların ithalatına yönelik soruşturması sonucunda Türkiye’den ithal edilen ürünlere yüzde 12,5 oranında ilave gümrük vergisi uygulanması kararlaştırılırken, Türk hazır giyim ihracatçısı özellikle Uzak Doğu’daki rakipleriyle oluşan vergi farkına dikkat çekti.

Türk ihracatçısının uzak pazarlar stratejisinde öncelikli hedeflerden biri olan ABD’de yeni vergi uygulamasının hazır giyim ve tekstil sektöründe maliyet ve rekabet baskısını artırması bekleniyor.

Hazır Giyim Sektörü

MASFN ne zaman borsada işleme başlayacak? Masfen Enerji halka arzında kişi başı kaç lot düşüyor?
MASFN ne zaman borsada işleme başlayacak? Masfen Enerji halka arzında kişi başı kaç lot düşüyor?
İçeriği Görüntüle

Egeli hazır giyim sektörüne yüzde 12.5 ek vergi geldi

Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EHKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Çağlar Bağcı, ABD’nin Türk hazır giyim ve tekstil ürünlerine yönelik yüzde 12,5’lik ilave gümrük vergisi kararını değerlendirdi.

Kararın sektör açısından tamamen sürpriz olduğunu ve şaşkınlıkla karşılandığını belirten Bağcı, Türk üreticisinin ABD pazarında zaten yüksek bir gümrük yüküyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

Bağcı, ürünlerin gümrük tarife kodlarına göre değişmekle birlikte mevcut vergi yükünün 16-17 seviyelerine ulaştığını belirterek, bunun üzerine gelecek yüzde 12,5’lik ilave verginin özellikle yüksek adetli üretim yapan firmalar açısından ciddi bir rekabet kaybı yaratacağını ifade etti.

Hazır Giyim Sektörü2

Rekabet farkı oluşacak

Yeni düzenlemenin en kritik tarafının Türkiye’nin Uzak Doğu’daki rakipleriyle karşı karşıya kalacağı rekabet farkı olduğunu vurgulayan Bağcı, özellikle Endonezya ve Malezya gibi hazır giyim ve tekstilde Türkiye ile rekabet eden ülkelerin ABD tarafından farklı bir tarife mekanizmasına tabi tutulduğuna dikkat çekti.

Türkiye’nin ise yüzde 12,5’lik genel dilimde yer alması, Türk hazır giyim üreticisi açısından önemli bir rekabet dezavantajı oluşturuyor.

Hazır Giyim Sektörü3

“Büyük üreticinin müşterisini vurabilir”

Bağcı, söz konusu vergi farkının özellikle büyük ölçekli ve yüksek adetli üretim yapan Türk firmalarını daha fazla etkileyeceğini belirterek, Uzak Doğulu üreticilerle doğrudan rekabet eden firmaların ABD pazarındaki müşterilerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabileceğini söyledi.

Buna karşılık, Doğu Avrupa dahil Avrupa menşeli üreticilerin de benzer ek gümrük yükleriyle karşılaşması nedeniyle orta ölçekli ve butik üretim yapan Türk firmalarının rekabet açısından görece daha az etkilenebileceğini dile getiren Bağcı, asıl riskin yüksek hacimli siparişlerde ortaya çıkacağını kaydetti.

Fuarlardan olumlu geri dönüşler alınmıştı

Bağcı, New York ve Los Angeles’ta düzenlenen fuarlarda onlarca Türk firmasıyla ABD pazarına yönelik önemli temaslar gerçekleştirdiklerini ve fuarlardan verimli geri dönüşler almaya başladıkları bir dönemde yeni vergi kararının gelmesinin büyük talihsizlik olduğunu belirtti.

“Tam bir umut ışığı içindeyken bu karar geldi” diyen Bağcı, Türkiye’nin ABD’ye hazır giyim ihracatının yaklaşık 1 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu ve ABD pazarının sektör açısından büyük bir potansiyel taşıdığını vurguladı.

Türkiye’den acil diplomasi trafiği

Çağlar Bağcı, sektörün ABD pazarından vazgeçmeyeceğini belirterek, kararın iptali veya etkisinin azaltılması için Ticaret Bakanlığı ile koordineli şekilde girişimlere başladıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişkilerin ve hükümetler arası diplomatik temasların bu süreçte önemli bir avantaj sağlayabileceğini ifade eden Bağcı, sektör olarak yeni gümrük duvarının aşılması için gerekli tüm girişimleri yapacaklarını belirtti.

Bağcı, ABD’nin Türk hazır giyim sektörünün hedef pazarlarından biri olmaya devam edeceğini ve hükümetler arası görüşmelerden olumlu sonuç çıkmasını beklediklerini kaydetti.

Süreç nasıl işledi?

ABD’nin yeni tarifesinin arkasında, 1974 tarihli Ticaret Yasası’nın 301. Bölümü kapsamında yürütülen soruşturma bulunuyor.

ABD Ticaret Temsilciliği, Başkan Donald Trump’ın talimatıyla 12 Mart 2026’da 60 ekonomi hakkında zorla çalıştırmayla üretilen malların ithalatının yasaklanmasına ilişkin düzenlemelerin yeterince uygulanıp uygulanmadığı konusunda soruşturma başlattı.

USTR, 28-29 Nisan tarihlerinde kamuya açık oturumlar gerçekleştirdi ve 45’ten fazla hükümetle istişarelerde bulundu. Kurum, 2 Haziran 2026’da 60 ekonominin uygulamalarını ABD ticareti açısından “makul olmayan” ve ABD ticaretini kısıtlayıcı uygulamalar olarak değerlendirdi. Bunun ardından yüzde 10 ve yüzde 12,5 oranlarında ek gümrük vergileri önerildi.

İlgili taraflardan 6 Temmuz’a kadar yazılı görüşler alındı. USTR, 7-9 Temmuz tarihlerinde de kamuya açık oturumlar düzenledi. Kurum, süreçte 1.600’ün üzerinde yazılı görüş aldığını ve 100’den fazla kişinin sözlü görüş bildirdiğini açıkladı.

Sürecin sonunda ABD yönetimi 23 Temmuz 2026’da nihai kararını açıkladı. 60 ekonomiye yönelik yüzde 10 ve yüzde 12,5 oranındaki Section 301 tarifeleri 24 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüğe girdi. Türkiye, yüzde 12,5’lik ek vergi uygulanacak ülkeler arasında yer aldı.

ABD’nin gerekçesi zorla çalıştırma

USTR, Türkiye’ye yönelik değerlendirmesinde, zorla çalıştırmayla üretildiği değerlendirilen ürünlerin ABD’ye ithalatını yasaklayan kapsamlı bir düzenlemenin bulunmadığını ve mevcut denetim mekanizmalarının yeterince etkin işletilmediğini savundu.

ABD tarafı, söz konusu uygulamaların Amerikan ticari çıkarlarını olumsuz etkilediğini ve haksız rekabet ortamı yarattığını öne sürerek Türkiye’nin uygulamalarını Section 301 kapsamında “makul olmayan ticari uygulama” olarak değerlendirdi.

Muhabir: KENAN YEŞİL