Türkiye’nin 81 ilinden Ankara’ya gelerek eşit özlük hakları talebiyle Güvenpark’ta 38 gündür oturma eylemi yapan er şehit aileleri ve er gazilere polis müdahale etti. YENİ Parti İzmir Milletvekili Murat Bakan, müdahaleye tepki göstererek devletin gazilere yönelik tutumunu eleştirdi.
Güvenpark’taki eyleme sabaha karşı müdahale
Er şehit aileleri ve er gazilerinin Güvenpark’taki oturma eylemine, 38. gününde saat 04.45 sıralarında polis ekiplerince müdahale edildi.
Eylemciler Güvenpark’tan çıkarılarak otobüslerle Bilkent Gazi Uyum Evi’ne götürüldü. Müdahalenin ardından Güvenpark polis bariyerleriyle kapatıldı.
Murat Bakan, müdahalenin ardından yaptığı açıklamada İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye çeşitli sorular yöneltti.

“İktidar 38 gün boyunca bu insanların sesini duymadı”
Bakan, açıklamasında eylemin 38 gündür sürdüğünü belirterek, müdahalenin sabaha karşı yapılmasını eleştirdi. Bakan’ın açıklaması şöyle:
“Bugün Ankara’da saat 04.45’ti. Şehir uyuyordu. Güvenpark’ta 38 gündür nöbet tutan gazilerimiz ve şehit yakınlarımız da uyuyordu. Yüzlerine fener tutularak uyandırıldılar. Parktan çıkarıldılar, otobüslere bindirilerek Bilkent’teki Gazi Uyum Evi’ne götürüldüler. Ardından Güvenpark demir bariyerlerle çevrilerek halka kapatıldı. O insanlar kimdi? Aralarında kolunu, bacağını, gözünü bu vatan uğruna kaybetmiş er ve erbaş gazilerimiz; evladını, eşini, kardeşini toprağa vermiş şehit yakınlarımız vardı. Türkiye’nin 81 ilinden kalkıp Ankara’ya gelmişlerdi. İstedikleri bir lütuf değildi. Rütbe ayrımı yapılmaksızın eşit özlük haklarıydı. İktidar 38 gün boyunca bu insanların sesini duymadı. Gündüz dinlemeye gelmeyenler, sabaha karşı çıkarmaya geldiler. Otobüsler hazırdı. Çevik kuvvet hazırdı. Bariyerler hazırdı. Hazır olmayan tek şey, gazinin hakkını teslim edecek siyasi iradeydi. O bariyerler gaziyi milletten ayırmıyor. İktidarın milletin vicdanından ne kadar uzaklaştığını gösteriyor. Bir parkı bariyerle kapatabilirsiniz; gazinin sesini kapatamazsınız.”

“Bu yanlışın yükü ne gazinin ne polisin omuzlarına bırakılabilir”
Bakan, müdahale sırasında polis ile gazilerin karşı karşıya getirilmesini de eleştirdi:
“Tüm bunların en ağır yanı, Türk polisi ile Türk gazisinin bir kez daha karşı karşıya getirilmesidir. Geçen hafta gazilerimiz Meclis’e yürümek istediğinde önlerine çevik kuvvet barikatı kuruldu. Elinde kalkan tutan bir polis memurunun, karşısındaki tekerlekli sandalyedeki gaziyi görünce gözyaşlarını tutamadığına hepimiz tanık olduk. O görüntü, yapılan yanlışı tek başına anlatmaya yetti. O genç memur bu emri vermedi. Onu gazinin karşısına çıkaran, bu ülkeyi yöneten siyasi iradedir. Türk polisi ile Türk gazisi karşı karşıya getirilemez. Biri vatan görevi sırasında bedeninden bir parça vermiştir. Diğeri bugün devletin kendisine verdiği görevi yerine getirmektedir. Bu yanlışın yükü ne gazinin ne polisin omuzlarına bırakılabilir.”
“Polisi gazinin önüne diktiğinizde üniformanın vicdanını yaralarsınız”
Murat Bakan, açıklamasında toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına da dikkat çekti:
“Yıllardır emniyet teşkilatımızın ağır çalışma koşullarını ve özlük haklarını savunan biri olarak açıkça söylüyorum: Polisi gazinin önüne diktiğinizde yalnızca gazinin onurunu incitmezsiniz; o üniformanın vicdanını da yaralarsınız. Meselenin hukuki tarafı da açıktır. Anayasa’nın 34’üncü maddesi, ‘Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir’ der. Bir temel hakka yapılacak müdahalenin kanuna dayanması, zorunlu ve ölçülü olması gerekir. Bu ülkede o hakkı kullanan pek çok kesim var; kullandırıyorsunuz da. Peki tek istisna neden gaziler oldu?”
“Devletin görevi gaziyi korumaktır”
Bakan, Anayasa’nın 61’inci maddesine atıfta bulunarak devletin gazilere karşı sorumluluğuna vurgu yaptı:
“Anayasa’nın 61’inci maddesi ise devlete bir tercih değil, açık bir görev yükler: ‘Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar.’ Devletin görevi gaziyi korumaktır; sabaha karşı parktan çıkarmak değil. Devletin görevi gazinin sesini bastırmak değil, hakkını teslim etmektir. Talep son derece net: Rütbe ayrımı yapılmaksızın emsal özlük ve sosyal haklar. Aynı bayrak altında görev yapmış, aynı çatışmada yaralanmış insanlar arasında maaş, tazminat, tedavi, rehabilitasyon ve protez imkânları bakımından adaletsizlik olmasına itiraz ediyorlar. Kurşun, bomba ve mayın askerin rütbesini sormadı. Devletin vefası da rütbe sormamalıdır. Bir gazimizin sözü meselenin tamamını anlatıyor: ‘Ben babamın bahçesinde bu hâle gelmedim.’ Bu cümlenin karşılığı polis barikatı değil, hakkın teslimidir.”

Bakan’dan İçişleri Bakanı’na 5 soru
Murat Bakan, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye şu soruları yöneltti:
“1. Bu müdahale emrini kim verdi, işlem hangi hukuki gerekçeye dayandırıldı?
2. Otuz sekiz gündür silahsız ve saldırısız süren bir oturma eylemi için neden sabah 04.45 seçildi? O saatte uyuyan gaziler hangi somut kamu düzeni tehdidini oluşturuyordu?
3. Gazilerimiz ve şehit yakınlarımız gözaltında değillerse, hangi yetkiyle otobüslere bindirilip Gazi Uyum Evi’ne götürüldüler?
4. Müdahalede görev alan bazı sivil görevlilerin maske ve şapkayla kimliklerini gizlediği yönündeki anlatımlar doğru mudur? Doğruysa hukuki dayanağı nedir?
5. Güvenpark’ı milletimize kapatan bariyerler ne zaman kaldırılacaktır?”
“Gazinin karşısına barikat değil, devletin adaleti çıkmalıdır”
Bakan, açıklamasının sonunda gazilerin taleplerinin Meclis gündemine taşınması gerektiğini belirtti:
“Gazilerimizin temsilcileriyle derhal masaya oturulmalı; maaş, tazminat, sağlık, tedavi, rehabilitasyon ve protez desteğindeki eşitsizlikleri giderecek yasal düzenleme gecikmeden Meclis’e getirilmelidir. Devletin itibarı parkları bariyerle kapatmakla değil, gazisine verdiği sözü tutmakla korunur. Gazilerimizin ve şehit yakınlarımızın yanındayız. Hakları teslim edilene kadar bu meselenin Meclis’te de sahada da takipçisi olacağız. Gazinin karşısına barikat değil, devletin adaleti ve vefası çıkmalıdır.”




